2023 yılının 6 Şubat’ında özellikle Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli ardışık depremlerle Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa büyük oranda etkilendi, yıkım ve ölümler gerçekleşti.
İçişleri Bakanlığı’nın son resmi açıklamasına göre, 53 bin 537 kişi yaşamını yitirmiş, 107 bin 213 yurttaş ise yaralanmıştı.
6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen resmi rakamlara göre depremzedelerin 360bin 455’i hala konteynerde yaşıyor. Bölgede barınma, eğitim, sağlık ve mülkiyet hakkına kadar sorunlar yaşanmaya devam ediyor.
6 Şubat 2023 depremleri bölgede yalnızca on binlerce binayı yıkmadı; bir kentin hafızasını, toplumsal dayanışma ağlarını, doğayla kurduğu dengeyi ve yurttaşların devlete duyduğu güveni de derinden sarstı. Aradan geçen üç yıla rağmen deprem bölgesinde özellikle Hatay’da afet sona ermiş değil. Depremin etkileri bugün hâlâ barınma krizinde, sağlık hizmetlerine erişimde, eğitimden kopan çocuklarda, geçim kaynaklarını yitiren emekçilerde, derinleşen yoksullukta ve ağırlaşan psikososyal travmalarda görülmeye devam ettiği sivil toplum kuruluşlarının raporlarına yansıyor.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümünde de Datça halkı sessiz kalmadı. Datça Demokrasi Platformu’nun “ Unutmak, Affetmek, Helalleşmek Yok” çağrısıyla, depremlerde yaşamını yitirenler için Datça’da; Berkin Elvan Yontusu önünde iki ayrı anma etkinliği düzenlendi.
İlk anmanın yapıldığı bugün (05.02.2026) Berkin Elvan Yontusu önünde yoğun yağmur ve rüzgara rağmen saat 17.00’da bir araya gelen Datçalılar, üç yıl geçmesine rağmen hala sorunların çözülmediğini Datça Demokrasi Platformunun hazırladığı bir basın açıklaması ile ifade ettiler. İkinci anma ise depremin yaşandığı sabaha karşı 04:17’de aynı yerde gerçekleştirilecek.
Datça Demokrasi Platformu adına açıklama yapan Gönül Mesci, depremin üçüncü yılına girerken, acılar tazeliğini koruyor; sarılmamış yaralar, evsiz kalan milyonlar, sermayeye peşkeş çekilen rezerv alanlar ve belirsiz kalan can kayıpları, toplumun vicdanını sızlatmaya devam ettiğini belirtti... Mesci devamında, resmi açıklamalara göre, depremden üç ay sonra 86’sı çocuk olmak üzere 297 vatandaşın kaybolduğuna dikkat çekti.
Yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle:
Datça halkı ve Basın Emekçilerine…
6 Şubat 2023’te, Kahramanmaraş merkezli yaşanan ve 11 ili vuran depremler, Türkiye tarihinin en yıkıcı felaketlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Üçüncü yıla girerken, acılar tazeliğini koruyor; sarılmamış yaralar, evsiz kalan milyonlar, sermayeye peşkeş çekilen rezerv alanlar ve belirsiz kalan can kayıpları, toplumun vicdanını sızlatmaya devam ediyor. Resmi verilere göre 50 binden fazla insan hayatını kaybetti, ancak bu rakamların gerçekliği hala tartışmalı. Depremde enkaz altında kalanların sayısı tam olarak bilinmiyor; bazı raporlar, kayıpların resmi açıklamalardan daha yüksek olabileceğini işaret ediyor. Bu belirsizlik, ailelerin acısını katmerleştiriyor: Sevdiklerinin mezarını bile bulamayanlar, adalet arayışında yalnız bırakılmış hissediyor.
Deprem Bölgesinde Barınma, Sağlık, Eğitim Yetersiz
Depremin ardından geçen üç yılda, yaralar sarılmak bir yana, daha da derinleşti. Milyonlarca insan evsiz kaldı; AFAD ve diğer kurumların raporlarına göre, hala yüz binlerce kişi konteyner kentlerde, geçici barınaklarda yaşam mücadelesi veriyor. UNICEF’in insani durum raporları, çocukların eğitimden mahrum kaldığını, sağlık hizmetlerinin yetersizliğini vurguluyor. Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman gibi illerde, yıkılan binaların yerine yenileri yapılacağına dair vaatler havada kaldı. Bunun yerine, rezerv alan ilanları gündeme geldi: Deprem bölgelerindeki değerli araziler, “yeniden yapılandırma” adı altında büyük inşaat şirketlerine açıldı. Eleştirmenler, bu alanların sermayeye peşkeş çekildiğini söylüyor; TMMOB gibi meslek odalarının raporları, bu uygulamaların depremzedelerin haklarını ihlal ettiğini belirtiyor. Yerel halk, kendi topraklarında yabancılaştırılıyor; evlerini geri almak yerine, yüksek maliyetli konut projeleriyle karşılaşıyorlar. Bu süreç, felaketin yarattığı yıkımı ekonomik bir fırsata çevirme çabası gibi görünüyor, oysa öncelik hayatta kalanların onurlu bir yaşamı olmalıydı.
Çocuklar Kayıp
En acısı ise, depremde kaybolan çocuklar. Resmi açıklamalara göre, İçişleri Bakanlığı depremden üç ay sonra 86’sı çocuk olmak üzere 297 kayıp müracaatı olduğunu bildirdi. Ancak, BBC Türkçe gibi kaynaklar, bazı ailelerin hala yakınlarını aradığını, enkazlardan cenazelerin çıkmadığını anlatıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, refakatçisiz bulunan 1912 çocuğun çoğunun ailelerine teslim edildiğini söylüyor, ama kayıp sayısı tam olarak bilinmiyor. Bazı raporlar, 38 civarında çocuğun hala kayıp olduğunu belirtiyor. Bu belirsizlik, toplumun içini yakıyor: O çocuklar nerede? Enkaz altında mı kaldılar, yoksa başka bir kader mi onları bekliyor? Deprem sonrası kaos, kayıt dışı ambulanslar ve yardım ekipleriyle ilgili şüpheler, akıllara karanlık senaryolar getiriyor.
Bu merakı dramatik bir bekleyişe çeviren ise, Jeffrey Epstein skandalı. ABD’de cinsel istismar ağı kurmakla suçlanan Epstein’in dosyaları, Türkiye’nin adının geçtiği iddiaları ortaya çıkardı. Epstein’in pilotu Nadia Marcinko’nun ifadelerinde, Türkiye’den reşit olmayan kız çocuklarının taşındığına dair sorular yer alıyor. Bu dosyalar, 1999 Yalova depremi sonrası kayıplarla bağlantılı iddiaları da canlandırdı. Deprem kayıp çocuklarıyla Epstein ağı arasında somut bir bağ kanıtlanmadı, ama spekülasyonlar artıyor: Sosyal medyada, deprem sonrası kaybolan 670 çocuğun akıbeti sorgulanıyor. Epstein’in kurduğu cehennem, dünyanın en güçlü isimlerini kapsarken, Türkiye’deki kayıplar bu ağın bir parçası mı? Aileler, evlatlarının “ölü statüsüne” geçirilmesini kabul etmiyor; onlar için her gün bir umut, her haber bir umutsuzluk.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Yok
Üçüncü yılda, bu yaraların sarılması için resmi açıklamalardan öte, şeffaflık ve hesap verebilirlik şart. Can ve mal kaybının netleştirilmesi, kayıp çocukların akıbetinin aydınlatılması, Epstein bağlantılarının araştırılması gerekiyor. Ancak bunlar yetmez; deprem bölgesinde yerinde ve yeniden hayatı inşa etmek için gerçek bir dayanışma lazım. Yerel topluluklar, STK’lar ve vatandaşlar el ele vererek, sermaye odaklı değil, insan odaklı bir yeniden yapılanma talep etmeli. Konteynerlerden kalıcı konutlara geçiş hızlanmalı, eğitim ve sağlık hizmetleri güçlendirilmeli. Depremzedeler, unutulmuşluk duygusundan kurtulmalı; bizler de bu acıyı paylaşarak, adalet için sesimizi yükseltmeliyiz. 6 Şubat, sadece bir felaket değil, sermaye öncelikli siyaset düzenin açmazlarını ifade eden bir uyarıdır. Dayanışmayla yaraları sarabiliriz, ama suskunlukla değil. O çocuklar, o aileler, o şehirler için şimdi harekete geçme zamanı.
Basın açıklamasının ardından, depremin mağdurlarından bir kadın da söz alarak, depremin yaralarının sarılmadığını, depremzedelere yeterince sahip çıkılmadığını anlattı.
Datça Berkin Elvan Anıtı önünde yağmur altında yapılan etkinlik, depremin gerçekleştiği 04:17’de tekrar bir araya gelmek üzere sonlandırıldı.

Saat 04.17'de 3 yıl önce deprem anında da olduğu gibi yine Datça Demokrasi Platformunun çağrısıyla Datça Berkin Elvan Anıtı önünde bir araya gelen Datçalılar, unutmayacaklarını, affetmeyeceklerini dile getirdiler...
Yorumlar (0)