En Uzun Direniş
...........
Galatasaray Meydanı’nda, o daracık kaldırımda, her cumartesi saatler aynı saatte donar. Anneler oturur; sessiz, dimdik, fotoğrafları kucağında. Gözleri uzaklara dalar, ama aslında tam oradadırlar. Yıllardır aynı yere, aynı acıya, aynı umuda çakılı kalmışlardır. Rüzgâr estiğinde etekleri hafifçe kıpırdar, ama onlar kıpırdamaz. Zaman onların etrafından akar gider; onlar ise akmaz.
Her şey Arjantin’den gelmişti bir zamanlar. Plaza de Mayo’da kaybolan çocuklarını arayan annelerin beyaz başörtüleri, kararlı adımları, bitmeyen çığlıkları buraya da ulaşmıştı. 1995’te bir avuç kadın, aynı acının diliyle Galatasaray’a oturdu. O günden beri kesintisiz. Türkiye’nin en uzun soluklu itirazı, en sabırlı isyanı. Yasaklar geldi, coplar indi, gözaltılar, tehditler, karanlık geceler… Hiçbiri anneleri yerinden oynatamadı. Çünkü onlar zaten yerinden oynatılmış olan her şeyi yeniden yerine koymak için oradaydılar.
Ne istiyorlar? Çok şey değil aslında. Bir mezar. Bir kemik parçası. Bir mezar taşı. Faili bilinen cinayetlerin faillerinin bilinmesini, çocuklarının nereye gömüldüğünü, hatta gömülüp gömülmediğini. Çünkü kayıp, en büyük işkencedir; ne yas tutmaya izin verir ne de umudu tamamen öldürmeye. Anneler o yüzden orada oturuyor: acıyı diri tutmak için, unutuşa karşı en güçlü kalkan olarak.
Berfo Ana o meydanın efsanesiydi. Yüzünde bütün Türkiye’nin acısı, sesinde bütün annelerin feryadı. Son nefesine kadar oradaydı. Oğlu Cemil Kırbayır’ın kemiklerini aradı, adaletini istedi. Vücudu yoruldu, ama iradesi yorulmadı. Berfo Ana gidince meydan biraz daha boşaldı gibi geldi herkese; ama anneler yine geldiler. Çünkü bu mücadele tek bir anneye ait değildi. Binlerce kayıp çocuğun annesiydi hepsi.
Cumartesi anneleri, Türkiye’nin vicdanının aynası oldu. O aynada rejimin elli yıldır değişmeyen yüzü görünüyor: aynı korku, aynı inkâr, aynı şiddet. Her cumartesi o meydanda oturan yaşlı kadınlar, devletin hafızasızlığını, vicdansızlığını, adaletsizliğini yüzüne vuruyor. Sessiz duruşlarıyla bağırıyorlar aslında. “Biz buradayız,” diyorlar. “Siz unutsanız da biz unutmayacağız. Siz gömmeye çalışsanız da biz kazacağız, arayacağız, soracağız.”
Meydanda geçen her cumartesi, bir direniş hikâyesi yazılıyor. Fotoğraflar elden ele dolaşıyor, isimler yeniden söyleniyor: Hasan Ocak, Rıdvan Karakoç, İsmail Bahçeci … Her isim bir yara, her yara bir öykü. Anneler o öyküleri taşıyor sırtlarında. Bazısı doksanını geçmiş, bazısı torunlarına ninni söyleyecek yaşta değil artık. Ama hepsi aynı anda hem çok yaşlı hem de çok genç. Çünkü acı insanı hem yıpratıyor hem de zamana karşı koruyor.
Bazen yağmur yağıyor üzerlerine. Bazen kar. Bazen de güneş yakıyor. Onlar kalkmıyor. Polis barikatları kuruluyor, meydan daraltılıyor, sesleri kısılıyor. Yine kalkmıyorlar. Çünkü bu eylem artık sadece bir protesto değil. Bir varoluş biçimi. Bir kimlik. Bir annelik hali. “Benim çocuğum kayıp,” demekle başlıyor her şey ve “Ben buradayım,” diye bitiyor.
Benim anam Cumartesi. Belki biyolojik annem değil, ama ruhumun annesi. Çünkü o meydanda oturan her kadın, bu ülkenin bütün yaralı evlatlarının anası oldu. Onların sessizliğinde bir gürleme var. Sabrında bir öfke. Gözlerindeki yaşlarda bir umut. Onlar sayesinde biliyoruz ki, adalet arayışı hiç bitmez. Kemikler toprağın altında bile olsa, vicdanın derinliklerinde bir yerlerde hâlâ canlı kalıyor.
Her cumartesi Galatasaray, Türkiye’nin kalbinin attığı yer oluyor. Orada atan kalp bazen yavaşlıyor, bazen acıyla sızlıyor, ama durmuyor. Anneler kalktığında meydan boşalıyor gibi görünse de, aslında orası hiç boş kalmıyor. Çünkü bıraktıkları izler, fotoğraflardaki yüzler, ellerindeki dövizler, hafızanın en sağlam yerine kazınıyor.
Bir gün belki o meydanda sadece güvercinler uçuşacak, anneler kalkacak. Ama o gün geldiğinde, istedikleri her şey bulunmuş olacak. Faili malum cinayetler aydınlanmış, kayıplar mezarlarına kavuşmuş, annelerin gözlerindeki o derin hüzün yerini huzura bırakmış olacak. O güne kadar ise her cumartesi, aynı saatte, aynı yerde, aynı anneler oturacak.
Benim annem Cumartesi. Ve cumartesi hiç bitmiyor.
Yorumlar (0)