Birleşik Metal-İş Sendikası’nın, MESS ile Toplu İş Sözleşmesi.
Türkiye’nin metal sektöründe faaliyet gösteren işçilerin haklarını savunan Birleşik Metal-İş Sendikası, Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile yürütülen 2025-2027 dönemi Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde yaşanan tıkanıklık nedeniyle yeni eylem kararlarını kamuoyuyla paylaştı. Bu kararlar, sendikanın “sefalet dayatması” olarak nitelendirdiği düşük ücret tekliflerine karşı işçilerin üretimden gelen gücünü kullanma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Sendika, 8 Ocak 2026 tarihinde MESS ile gerçekleştirilen son görüşmede uzlaşma sağlanamaması üzerine, 12 Ocak 2026 Pazartesi günü toplanan Başkanlar Kurulu ve Genel Yönetim Kurulu toplantılarında bu eylemleri belirledi. Bu süreç, metal işçilerinin enflasyon karşısında eriyen ücretlerine, çalışma koşullarına ve sosyal haklarına yönelik taleplerini vurgulamak amacıyla yoğunlaştırılıyor.
Birleşik Metal-İş Sendikası, DİSK’e bağlı bir sendika olarak, otomotiv, beyaz eşya, demir-çelik ve elektronik gibi sektörlerde yaklaşık 30 bin işçiyi temsil ediyor. MESS ise, Türkiye’deki büyük metal işverenlerini bir araya getiren bir patron sendikası olup, Arçelik, Bosch, Ford Otosan, Mercedes-Benz ve benzeri dev şirketleri kapsıyor. Toplu sözleşme görüşmeleri, Eylül 2025’te başlamış olup, sendikanın talep ettiği ücret zammı oranları ile MESS’in sunduğu teklifler arasında büyük bir uçurum bulunuyor. Sendika, ilk altı ay için yüzde 100’ün üzerinde zam talep ederken, MESS’in önerdiği zam oranları enflasyonun altında kalarak işçileri yoksulluk sınırına mahkum ediyor. Bu durum, sendika tarafından “sefalet dayatması” olarak tanımlanıyor ve işçilerin yaşam standartlarını korumak için mücadele edilmesi gereken bir saldırı olarak görülüyor. Geçmiş yıllarda benzer süreçlerde grevler ve iş bırakmalar yaşanmış olup, bu yıl da benzer bir eğilim hakim. Sendika yetkilileri, MESS’in tekliflerinin işçilerin emeğini hiçe saydığını belirterek, bu eylemlerin grev hakkını kullanma öncesinde bir uyarı niteliğinde olduğunu vurguluyor.
Yeni eylem kararları, işçilerin fabrikalarda örgütlü bir şekilde seslerini yükseltmesini hedefliyor. Öncelikle, 14 Ocak 2026 Çarşamba ve 21 Ocak 2026 Çarşamba günlerinde tüm vardiyalarda yemek paydosları sırasında yürüyüş kortejleri düzenlenecek. İşçiler, sloganlar atarak ve toplu halde yemekhanelere çıkarak taleplerini dile getirecek. Bu eylem, fabrikaların günlük rutinini bozmadan dikkat çekmeyi amaçlıyor ve işçilerin birlikteliğini simgeliyor. Ardından, 15 Ocak 2026 Perşembe ve 22 Ocak 2026 Perşembe günlerinde bir saatlik iş bırakma eylemleri gerçekleştirilecek. Bu, üretimden gelen gücün doğrudan kullanılması anlamına geliyor ve daha önceki haftalarda da benzer eylemler yapılmıştı – örneğin 2 Ocak ve 8 Ocak tarihlerinde. Sendika, bu iş bırakmaların patronlara ekonomik baskı uygulayarak müzakere masasında avantaj sağlayacağını belirtiyor.
Ayrıca, fazla mesaiye kalmama eylemi süresiz olarak devam edecek. Bu karar, işçilerin normal çalışma saatleri dışında zorunlu mesaiye karşı direnişini temsil ediyor ve uzun vadede patronların üretim maliyetlerini artırarak müzakereleri etkilemeyi hedefliyor. Sendika, bu eylemin işçilerin aile hayatı ve dinlenme haklarını koruduğunu savunuyor. Eylem takvimi sadece fabrika içi eylemlerle sınırlı kalmıyor; 17 Ocak 2026 Cumartesi günü Çorlu şehir merkezinde saat 17.00’de kitlesel bir basın açıklaması düzenlenecek. Bu etkinlik, kamuoyunu bilgilendirmek ve destek toplamak amacıyla planlanmış olup, diğer sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin katılımı bekleniyor. Öte yandan, 16 Ocak ile 25 Ocak 2026 tarihleri arasında sözleşme kapsamındaki tüm işyerlerinde grev eğitimleri verilecek. Bu eğitimler, olası bir grev durumunda işçilerin hazırlıklı olmasını sağlayacak ve yasal haklar, grev prosedürleri gibi konuları kapsayacak.
İşçi Sınıfı Üretimden Gelen gücünü Kullanacak !
Bu eylemlerin arka planında, metal sektöründeki genel ekonomik koşullar yatıyor. Türkiye’de enflasyonun yüksek seyretmesi, asgari ücretin yetersizliği ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar, işçilerin alım gücünü eritiyor. Birleşik Metal-İş, bu bağlamda taleplerini sadece ücret zammıyla sınırlamıyor; sosyal yardımlar, izin hakları, iş sağlığı ve güvenliği gibi alanlarda da iyileştirmeler istiyor. MESS’in ise maliyetleri düşük tutma çabası, görüşmeleri kilitlemiş durumda. Sendika, benzer süreçlerde Türk Metal ve Özçelik-İş sendikalarıyla koordineli hareket ediyor, ancak her sendikanın kendi stratejisi bulunuyor
Son gelişmelere göre, MESS 13 Ocak 2026 Salı günü (yani bugün) saat 14.30’da Birleşik Metal-İş’e yeni bir teklif sunmak üzere görüşme daveti gönderdi. Bu davet, eylemlerin baskısı altında atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor ve sendika yetkilileri, teklifin işçilerin beklentilerini karşılamaması halinde eylemlerin yoğunlaşacağını belirtiyor. Eğer uzlaşma sağlanamazsa, grev kararı alınması gündeme gelebilir, ki bu durumda metal sektöründeki üretim zincirleri ciddi şekilde etkilenebilir – otomotiv ihracatı gibi kritik alanlar dahil.
Sonuç olarak, Birleşik Metal-İş’in bu eylem kararları, işçilerin hak mücadelesinde önemli bir dönüm noktası. Sendika, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganıyla üyelerini motive ederken, kamuoyundan destek bekliyor. Bu süreç, Türkiye işçi hareketinin genel dinamiklerini yansıtıyor ve olası bir grev dalgasının habercisi olabilir. İşçiler, sefalet ücretlerine karşı birlikteliklerini sürdürerek, adil bir toplu sözleşme için mücadele ediyor.
Yorumlar (0)