Ramazan Balpetek Xelfe Ramazan

Ramazan Balpetek, mensubu olduğu 68 kuşağının toplumsal mücadeledeki kararlı, inatçı ve ısrarcı özelliklerini üzerinde taşıyan bir insandı

Ramazan Balpetek   Xelfe Ramazan

Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır

Ramazan Balpetek; abi, baba ve yoldaş sıfatların, tek bir iradede birleştiren ender insanlardan biriydi. Önceleri onu babam diye biliyordum. Biraz ayırtına vardığımda abim olduğunu anladım. Daha ilk gençlik yıllarımdan başlayarak da yoldaşı oldum. Bütün bu geçişleri hiçbir hayal kırıklığına uğramadan yaşadım; bu, onun özenli yaklaşımının doğal sonucu olarak ortaya çıktı.

Çocuk yaşta ekmek kavgasına tutulan, saraç tezgâhında çıraklıkla başlayan meslek hayatı, usta bir kunduracı olarak ömrünün sonuna dek sürdü. Okul kapısından içeri adım atamadan büyüyen bu çocuk, askerde “Ali Okulu” denilen okuma-yazma kurslarında harfleri söktü. Kürtlüğü nedeniyle maruz kaldığı aşağılama ve şiddete varan ayrımcılık ise onda sol ve sosyalist düşüncelerin ilk kıvılcımını yaktı.

1968’in yükselen gençlik dalgasıyla İbrahim Kaypakkaya çizgisinde buluştu. Muzaffer Oruçoğlu’yla birlikte Siverek’te TKP/ML örgütlenmesinin yükünü omuzladı. 12 Mart darbesinin ardından tutuklandı. Uzun işkence günlerinde gösterdiği kararlı direnişin ardından Diyarbakır Cezaevi’ne kondu ve TKP/ML davasında müebbetle yargılandı. İşkencede sergilediği direniş, cezaevindeki mahkûmların dikkatini üzerine çekmişti. O karanlık koğuşlarda çok sayıda Kürt ve Türk aydın sosyalist yatıyordu. Aydınların arasında Tarık Ziya Ekinci ve Mehdi Zana’nın sabırlı rehberliğiyle hem okuma-yazmasını güçlendirdi hem de TİP’in düşünce dünyasına adım attı. Ekinci’nin anlattıkları onu TİP saflarına kazandırdı.

1975 affıyla özgürlüğüne kavuşunca Necati Siyahkan, Abdulkadir Özışıklar, İbrahim Babaoğlu ve arkadaşlarıyla birlikte TİP Siverek ilçe örgütünün kuruluşunda görev aldı. Partideki ilk görevi ilçe sekreterliğiydi. Hayatı boyunca omuzladığı yükler, gördüğü zulümler ve taşıdığı inanç, onu yalnızca sıra neferi olmaktan çıkardı; sosyalist mücadele tarihinin sessiz ama derin iz bırakan tanıklarından biri haline getirdi. Ramazan Balpetek, emeğin, onurun ve yoldaşlığın yaşayan bir örneği olarak hafızalarda yer etti.

Siverek’te 1978’de başlayan ve daha sonra PKK’ya dönüşecek örgütle Bucak aşireti arasındaki çatışmaların yarattığı güvensiz ortam nedeniyle dükkânını açamaz hale geldi. Ailesini geçindirmek için işini evinin duvarları arasında sürdürmek zorunda kaldı. 1979’da Kaymakamın şoförünün öldürülmesi olayında zanlı ilan edilmesiyle birlikte altı yıl süren kaçak bir hayat başladı. Her günü tehdit ve belirsizlikle geçti.

1984’te yakalandığında Diyarbakır Cezaevi’nin soğuk duvarları onu karşıladı. TİP ilçe başkanı olmasına rağmen, ceza almasını sağlamak amacıyla PKK davasına eklediler. PKK davasında yargılandı ve cinayet zanlısı olarak tutuklandı. Gerçek fail ortaya çıkınca öldürme suçundan beraat etti; ancak örgüte yardım ve yataklık suçundan ceza aldı. İki yılın ardından tutuksuz yargılanmak üzere tahliye oldu. Tutuksuz yargılandığı davada örgüte yardım ve yataklıktan mahkûm edildi; dosya Yargıtay’a gönderildi.

Mart 1989 yerel seçimlerinde sosyalistlerin ortak adayı olarak SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) listesinden Siverek Belediye Meclisi’ne girdi. 1991’de SHP’den ayrılarak Siverek Halkın Emek Partisi’nin (HEP) kurucuları arasında yer aldı. 21 Aralık 1993 akşamı saat 21.00-22.00 sıralarında, koruyucularıyla birlikte özel tim tarafından evi bombalandı. Aynı gece HEP binası ve yedi HEP mensubunun evine de saldırı düzenlendi; ilçe örgütü kapatıldı.

1996’da onanan cezası nedeniyle yeniden cezaevine girdi. İki yıl yattıktan sonra cezasını tamamlayarak yeniden özgürlüğüne kavuştu. 2000’li yılların başında Siverek’te kurulan HEP’in ardılı Demokratik Toplum Partisi (DTP) saflarında mücadelesini sürdürdü. 2010 yılında, 1 Eylül’de geçirdiği kalp kriziyle aramızdan ayrıldı. Hayatı, baskıya, tutuklamalara ve saldırılara rağmen direnişle yazılmış bir sayfa gibiydi.

Ramazan Balpetek   Xelfe Ramazan

Xelfe Ramazan (Ramazan Usta)

Ramazan Balpetek, mensubu olduğu 68 kuşağının toplumsal mücadeledeki kararlı, inatçı ve ısrarcı özelliklerini kendisinde harmanlayan ve buna uygun pratikler geliştiren biriydi. “Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır” felsefesini şiar edinmişti. Sol içi çatışmacı jargondan uzak durur, solun birliğini her şeyden önce önemserdi. Bu düsturu yaşamı boyunca kendi pratiğinde yeniden üretmeye azami özen gösterirdi.

Siverek’teki küçük kunduracı dükkânı, ayrımsız bütün sosyalist, devrimci ve yurtseverlerin uğrak mekânıydı. Orada çaylar içilir, memleket meseleleri uzun uzun konuşulurdu. Kalabalığın dağıldığı saatlerde dükkânda yalnız kaldığımızda, kendisi çalışırken bana aldığı haftalık dergi ve günlük gazeteleri okuturdu. Zira zaman onun için çok değerliydi; kalabalık aileyi geçindirmek için çok çalışması gerekiyordu. Ne var ki çalışma zorunluluğu, olup bitene karşı kayıtsız kalmasına asla bahane olmadı.

Benim önce Türkçeyi öğrenmem gerektiği için okuma-yazmayı geç sökmemden ötürü, önceleri Yeni Ortam gazetesinin orta sayfalarını okumakta zorlanırdım. Emperyalizm, proletarya gibi sözcükleri bir çırpıda okuyamaz, heceleye heceleye ilerlerdim. Cümle uzadıkça o, hecenin tamamını kendi sesiyle tamamlar, “Geç, onu,” derdi. Bu okumalar sayesinde, daha çok küçük yaşlarda, sonradan hayatımın yönünü çizecek politik çizgiye fark etmeden girmiş olduğumu çok sonra anlayacaktım.

Onun dünya görüşü ve yaşama biçimi gün be gün beni daha fazla etkiliyor, kendime örnek almama yol açıyordu. Mahpusluk yılları, kaçak dönemler, yoksulluk ve açlık karşısında bir an bile aciz duruma düşmeyen bir iradeye sahipti. Sosyalist mücadeleyi inanarak seçmişti; bu uğurda gelen cezaları ve belaları, tercih ettiği politik duruşun doğal sonucu olarak görürdü. Sosyalist yol onun için dikensiz gül bahçesi değildi. Dikenleri ve engebeleri, gelecek güzel günler uğruna verilen bedellerdi.

Zor bir hayat yaşadı ama özgür ve eşitlikçi bir dünya idealinden asla vazgeçmedi. Yaşamak ile direnmek arasındaki ilişkiyi en sağlam yerinden, pratik olarak kavramıştı. 1 Eylül 2010’da bizlere veda etti….

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış