Afganistan’da Baskı, Direniş ve Ölüm
Taliban’ın iktidara dönüşünden bu yana Afganistan’da kadınlara yönelik baskıların artışı sistematik bir hal aldı. Bu baskının en son ve en acı örneklerinden biri, ülkenin batısındaki Herat kentinde yaşandı. Taliban yetkilileri, kıyafet yönetmeliğine uymadıkları gerekçesiyle en az 30 kadını gözaltına aldı. Bu olay, kadınların temel özgürlüklerine yönelik yeni bir saldırı olarak kayıtlara geçti ve ülke genelinde yankı uyandırdı.
Gözaltıların ardından Herat sokaklarında protestolar başladı. Kadınlar ve destekçileri, dayatılan kıyafet kurallarına ve keyfi tutuklamalara karşı seslerini yükseltti. Ne var ki barışçıl talepler, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılandı. Protestolarda en az bir çocuk hayatını kaybetti. Bu trajik ölüm, Taliban yönetiminin muhalif seslere karşı sergilediği sert tutumun bir kez daha kanlı bir bedel ödettiğini gösterdi. Çocukların bile hedef alınması veya çatışmalarda yaşamını yitirmesi, yaşananların boyutunu gözler önüne seriyor.

Afgan kadın hakları savunucusu Wazhma Tokhi, yaşananları özetleyen çarpıcı bir değerlendirmede bulundu: “Kadınlar eğitim, çalışma ve özgürlük istedi. Karşılığında ise kurşunlar ve hapishanelerle karşılaştı.” Tokhi’nin sözleri, Taliban döneminde kadınların yaşadığı derin hayal kırıklığını ve sistematik dışlanmayı yansıtıyor. 2021’den beri kız çocuklarının ortaokul ve liseye gitmesi yasaklandı, kadınların çoğu kamu görevi ve birçok özel sektör işinden uzaklaştırıldı. Parklar, spor salonları ve hatta bazı üniversiteler kadınlara kapatıldı. Kıyafet dayatmaları ise günlük hayatın her alanına sirayet eden bir kontrol mekanizması haline getirildi.
Herat olayları, Afganistan’daki kadın mücadelesinin yalnızca bir kesitini oluşturuyor. Yıllardır eğitim, çalışma hakkı ve özgür dolaşım için direnen kadınlar, her seferinde daha ağır bedeller ödüyor. Uluslararası toplumun tepkileri ise genellikle kınamalarla sınırlı kalıyor; somut yaptırımlar ve etkili destek mekanizmaları yetersiz kalıyor. Bu durum, Afgan kadınlarını yalnızlaştırırken Taliban’ın baskıcı politikalarını cesaretlendiriyor.
Kadınların talepleri aslında son derece temel: Okula gitmek, çalışmak, sokakta özgürce yürümek ve kendi geleceklerini belirleyebilmek. Ancak Taliban’ın yorumladığı “İslam” anlayışı, bu en doğal hakları bile “kıyafet suçu”na dönüştürebiliyor. Herat’taki gözaltılar ve ardından gelen protestolarda yitirilen canlar, bu politikanın insanlık dışı yüzünü bir kez daha ortaya koydu.

Afganistan’da kadınların sesi susturulmak istense de, Wazhma Tokhi gibi aktivistler ve sokaklara çıkan cesur kadınlar sayesinde bu ses dünya kamuoyuna ulaşmaya devam ediyor. Eğitim, eşitlik ve özgürlük talebi, kurşunlarla, hapishanelerle bastırılamayacak kadar güçlü bir taleptir. Herat’taki olaylar, sadece yerel bir kriz değil; kadın haklarının evrensel mücadelesinde kritik bir dönüm noktasıdır. Uluslararası toplumun bu sesi duyması ve somut adımlar atması, hem adaletin bir gereği hem de insanlığın ortak vicdan borcudur.
Yorumlar (0)