Belçika Kraliyetinde 76 Yıl Önce Yaşasın Cumhuriyet’e Beş Kurşun

Verdiği mücadeleden dolayı Lahaut direniş sırasında Naziler tarafından tutuklanmış, yoğun işkence görmüş ve Mauthausen toplama kampında kalmıştı. Savaştan sonra özgürlüğüne kavuşup Belçika'ya dönünce de yeniden Belçika Komünist Partisi’nin başına geçmişti.

Belçika Kraliyetinde 76 Yıl Önce Yaşasın Cumhuriyet’e Beş Kurşun

Yaşasın Cumhuriyet

Bundan tam 76 yıl önce, Belçika Komünist Partisi (PCB) lideri Julien Lahaut 18 Ağustos 1950 gecesi saat  21.15’te madenci şehri Seraing’teki evinin kapısında beş kurşun sıkılarak katledilmişti.

Yaşamakta olduğum Belçika’da belleğime silinmez şekilde kazınan ekteki fotoğrafta Lahaut, Belçika Millet Meclisi’nde tahta yeni çıkan Kral Baudouin’in cülus töreni yapılırken “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırdığı için alçakça katledilişinden 29 yıl önce, sendika lideri olarak Seraing’te greve giden demir-çelik sanayii işçilerinin çocuklarıyla birlikte görülüyor…

19.yüzyılın ilk yarısındaki Napolyon savaşlarının ertesinde süper güçlerin aralarında bir tampon bölge oluşturmak üzere suni olarak kurdukları ve başına da Cermen kökenli Saxe-Coburg ve Gotha Hanedanı’ndan işsiz güçsüz bir asilzadeyi kral olarak oturttukları Belçika devletinde 196 yıldan beri zaman zaman kraliyete son verip de yerine cumhuriyet rejimi kurulmasını isteyen hareketlilikler olmuş.

Örneğin Avrupa’yı sarsan 1848 devrimleri sırasında Kraliyet’e karşı olan cumhuriyetçi Belçikalıların Fransa’daki cumhuriyetçilerden de destek alarak monarşiyi yıkıp “kızıl cumhuriyet” kurmak için örgütlenip silahlandıkları, cumhuriyetçi marşlar söylenen toplantılar organize ettikleri, ancak iki yıla yakın süren mücadeleden sonra 1850’de tamamen yenik düşerek Belçika siyaset sahnesinden silindikleri biliniyor.

Siyasal ve kültürel bakımdan Fransa’nın etkisine açık olan Valonya bölgesinde 20. yüzyılda Kraliyet’ten bağımsız “Valon Cumhuriyeti” oluşturmayı amaçlayan bir hareket doğmuş, Julien Lahaut’nun liderliğindeki Belçika Komünist Partisi (PCB) ise bir adım daha ileri giderek tüm Belçika’yı kapsayacak sosyal bir cumhuriyet istemini ülke siyasetinin gündemine sokmuştu.

Savaş sonrası yıllarda özellikle ABD emperyalizminin ideolojik, politik, ekonomik ve askeri dayatmaları sonucu ne denli unutturulmaya çalışılırsa çalışılsın, Belçika’nın tarihine altın harflerle yazılmış sayfalardan biri, hiç kuşku yok ki, işgal altında Belçika komünistlerinin Nazi’lere karşı verdikleri kahramanca direniş mücadelesidir…

İşgal sona erip de Belçika’da yeniden hükümet kurulduğunda Belçika Komünist Partisi (PCB) de haklı olarak koalisyon hükümetinde yer almış, önemli bakanlıkları üstlenmişti.

Gerek savaş öncesi sınıfsal kavgaların, gerek savaş sırasındaki direnişin, gerekse savaş bittikten sonra Belçika’nın gerçekten demokratik bir cumhuriyete dönüşmesini sağlama mücadelesinin başını çekenlerden biri de Julien Lahaut’dur.

Verdiği mücadeleden dolayı Lahaut direniş sırasında Naziler tarafından tutuklanmış, yoğun işkence görmüş ve Mauthausen toplama kampında kalmıştı. Savaştan sonra özgürlüğüne kavuşup Belçika'ya dönünce de yeniden Belçika Komünist Partisi’nin başına geçmişti.

Komünistlerin vatanperverliğine karşılık, Belçika Kralı Léopold III, savaş yıllarında Nazilerle açıkça işbirliği yapmış, savaş sonuna kadar başka bir ülkede onların himayesinde yaşamıştı. Bu nedenledir ki savaş yıllarında çok açı çekmiş olan Belçika halkının nefretini kazanmıştı.

Savaştan sonra sağcılar işbirlikçi kralı ülkeye geri getirerek yeniden tahta oturtmaya kalkışınca kıyamet kopmuş, protesto gösterilerinin önlenememesi karşısında Kral tahttan feragat ettirilerek yerine vekaleten oğlu Prens Baudouin oturtulunca Meclis’teki cülus töreninde Julien Lahaut olayı protesto ederek "Vive la République!" (Yaşasın Cumhuriyet!) diye bağırmıştı.

Bu olaydan bir hafta sonra, 18 Ağustos 1950 akşamı Seraing’de, Julien Lahaut evinin kapısına dayanan iki tetikçi tarafından beş kurşun sıkılarak katledilmişti.

Lahaut’nun katli özellikle Belçika emekçilerinin büyük tepkisine yol açmış, cenazesi 300 bin kişinin katıldığı bir törenle toprağa verilmişti.

Lahaut’nun katli ana akım medyada uzun süre  kraliyetçilerin tepkisel bir eylemi olarak değerlendirilmişse de, son yıllarda yapılan araştırmalar cinayetin La Société Générale, L’Union Minière ve Brufina gibi büyük sermaye gruplarının desteğine sahip antikomünist bir çete tarafından işlendiğini ortaya koymuş bulunuyor. (CEGES, Qui a tué Julien Lahaut? 2018 Bruxelles)

Evet, Kraliyet Belçikası’nda komünist Julien Lahaut “Yaşasın Cumhuriyet!” diye haykırdığı için katledilmişti…

Cumhuriyet Türkiyesi’nde ise insanlar “Demokratik Cumhuriyet” mücadelesi verdikleri için katledildiler...

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış