1910 yılında doğan Behice Boran, sosyoloji ve sosyal psikoloji alanında dünya literatürüne önemli katkıları olan bir bilim kadını, 1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisinden kontenjanla seçilmiş Urfa vekili ve ikinci döneminde Genel Başkanı, eşitlik-özgürlük ve adalet arayışında komünizmi rehber edinmiş bir barış savaşçısı... hasılı Türkiye Komünist Hareketinin efsanevi kadın liderlerindendi. 1987 Ekiminde başından beri içinde olduğu TKP-Türkiye Komünist Partisi ve liderliğini de yaptığı TİP-Türkiye İşçi Partisi'nin TBKP-Türkiye Birleşik Komünist Partisi adı altında birleşme kararını açıkladıktan kısa bir süre sonra 10 Ekim 1987'de Brüksel'de hayatını kaybetti. Türkiye'ye getirilen cenazesi, 12 Eylül Döneminin baskıcı koşullarına rağmen büyük törenlerle Zincirlikuyu'da toprağa verildi.
Boran 11 Ekim 2026 Pazar günü de ölümünün 39. Yıldönümünde mezarı başında arkadaşlarının ve yeni dönem takipçilerinin de katıldığı kalabalık bir törenle anıldı. Törende Atalay ailesinin ikinci kuşak komünist hak savunucusu, üçüncü ve son dönem Türkiye İşçi Partisi Hatay Vekili Şerafettin Can Atalay'ın Silivri'den gönderdiği mesajı okundu. Atalay mesajında Boran'ın Aydınlık bir Dünya ve Türkiye kurma mücadelesini bir emanet olarak devraldıklarını belirterek konuşmasına başladı. Atalay şunları söyledi:

Behice Boran’ın vefalı yoldaşları,
39. Yıldönümünde mezarı başında biraraya gelen tüm dostlar
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Çağrıları ve sloganları konuşmaların sonunda söylemek âdettendir. İzninizle bu defa Dünya’nın ve Türkiye’nin Aydınlık Geleceğini Selamlayarak başlayacağım.
Behice Boranların Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm davası bugün bizlere emanettir diye devam edeyim.
Behice Boran’ın vefalı yoldaşları,
Geleceğin aydınlığına inanmak, güvenmek alacakaranlık içindeyken hem önemli hem gereklidir. Geleceğin aydınlığına güveniyoruz, çünkü bu aydınlığı kendi kendimize yine biz vaat ediyoruz. Alacakaranlık içinde aydınlık bir geleceği selamlamak kararlılığımız; boyun eğmeyeceğimizin, eşitlik ve özgürlük yürüyüşümüzü azimle sürdüreceğimizin dosta düşmana ilanıdır.
Boran’la özdeşleşmiş bu anlamlı sözü tekrarlamayı çok seviyoruz. Çünkü bizlere bir ömrün nasıl yaşandığını anlatıyor. 35 yaşında uluslararası bilim dünyasının saygın bir üyesiyken üniversitesinden kopartılan, barışı ve sosyalizmi savunduğu için hapislere atılan, ülkesinden uzakta yaban ellerde yaşama veda eden bir sosyalizm savaşçısının her dönem koruduğu aydınlık ruh halini anlatıyor.
Sanıyorum Behice Boran sosyalizm için mücadele eden emektarlarımızın içinde anısı, mirası en iyi korunan ve sürdürülenlerden. Bunda siz Behice Boran dostlarının gayretinin önemli payı vardır.
Yine de Behice Boran, örneğin Nazım Hikmet gibi kendi kendini yaşatanlardan. Bilimle uğraşanların, ülkemiz tarihini çalışanların ve elbette en önemlisi eşitlik ve özgürlük yoluna düşenlerin yolu kaçınılmaz olarak Behice Boran’la kesişiyor. Boran’ın bir makalesi, eylemciliği, bir sözü ile başlayan tanışıklıklar derin bir hayranlığa ve dostluğa dönüşüyor. Kanıt olarak belki de kendimi örnek verebilirim.
Behice Boran’a dost ve yoldaş bir ortamda büyüdüm. Bir bakıma Boran dostluğum doğaldır denilebilir. Önemlidir, kıymetlidir. Ancak asıl etkilenme yaşadığın ülkeyi çözümlemeye çalışırken sana verdiği teorik aydınlıkla karşılaştığında başlıyor. İşte o zaman; emeğiyle yaşayan halkın etkin bir siyasal ve toplumsal güç haline gelmesi için ısrarlı bir çaba içindeyken aynı zamanda ulusal ve uluslararası koşulları, namı diğer sınıfsal güçlerin durumunun en gerçekçi analizini cesaretle yapabilen bir teorisyen-siyasetçiyi keşfediyorsunuz.
Zaten bilimsel yöntem de bu değil midir? Analizleri keskin bir bilimsel nesnellikle yapmak, sonuçlar çıkartmak ve çıkartılan sonuçlara ilişkin aydın sorumluluğuyla sorumluluklar üstlenmek. Behice Boran’dan bize kalan önemli bir mirastır.
İşte, savunduğu görüşlerin sağlam dayanakları nedeniyle milletvekilliğinde büyük bir saygınlık kazanmıştır. Okuduklarımdan, ona için için öfkelenseler bile sosyalizmin en keskin hasımlarının olduğu bir Meclis’te saygın bir konumu vardır.
Ölümünün ardından yapılan törenleri gayet canlı hatırlıyorum. Yurttaşlıktan çıkartılmış ve sürgünde yaşamını yitirmiş bir siyasetçiye Meclis’te yapılan töreni yalnızca bir protokol olarak değerlendiremeyiz. Arkasında büyük izler bırakmış saygın bir siyasetçiyi her kesim sahiplendiğinden ve bu sahiplenmeye karşı konulamayacağı görüldüğündendir.
Aynı biçimde İstanbul uğurlaması sosyalist hareketin nerdeyse tamamının bir emektara saygı duruşudur.
Behice Boran’ın vefalı yoldaşları,
Bugün bir alacakaranlık içindeyiz. Cumhuriyeti demokrasi ile birleştirmemiz yalnızca bugüne ilişkin değil, tarihsel bir sorundur. Emeğiyle yaşayan yurttaşların; demokratik, direnişçi, çoğulcu, kitlesel bir siyasal güç olamaması ülkemizin her dönemeçte otoriterliğe savrulmasıyla sonuçlanıyor. Behice Boran kuşağının yaşadıklarının benzerini her kuşak yeniden yeniden yaşamaktayız.
Çaresi de sorunun kendisindedir. Boran ve sosyalizmin emektarları halkın etkin bir siyasal güç olması için ömürlerini verdiler. Tekrar tekrar yeniden başladılar. Bize de bu ısrarı sürdürmek düşüyor.
Bugünün bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesinin emekçileri olan bizler elbette bakışımızı hep ileriye yöneltiyoruz. Ancak nereden geldiğimizi de bilmemiz gerekiyor.
İşte o zaman “Selam Dünya’nın ve Türkiye’nin Aydınlık Geleceğine” sözünün anlattığı morali, coşkuyu, ısrarı anlarız. Ve büyük bir gönül ferahlığıyla yaşadığımız alacakaranlıkları göğüsler ve üstesinden gelebiliriz.
Behice Boran’ın vefalı yoldaşlarını saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Bilesiniz ki Boran’ın davası bizlere emanettir. Mirası gücümüze güç katmaktadır.
Saygılarımla…
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi
Yorumlar (0)