Çapa Tıp’ta İşçi Hakkı Gaspı, Taşeron Düzeni ve Sarı Sendikacılık

Sağlıkta taşeronlaşma, Çapa’dan Datça’ya bir utanç tablosu, İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde yemekhane işlerinde yaşanan mağduriyetler, bir kez daha acı gerçeği yüzümüze vurdu. Emekçilerin alın teri, hakları ve onuru hiçe sayılarak yürütülen taşeron sistemi, bu kez de Çapa’da “içi gaspı”na dönüşerek ortaya çıktı. Yıllardır aynı şartlarda, düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda çalışan işçiler, haklarını aradıklarında karşılarında ne adaleti ne de insani bir yaklaşımı bulabildi. Bu tablo, sağlıkta taşeronlaşmanın yalnızca hastaların sağlığını değil, bizzat sağlık emekçilerinin ve destek personelinin haklarını da sistematik olarak erozyona uğrattığını bir kez daha kanıtladı. Taşeronlaşma, ucuz işgücü üzerine kurulu bir sömürü modelidir. Hastanelerde temizlikten yemeğe, güvenlikten bakım hizmetlerine kadar her alanda devreye giren bu sistem, kaliteyi düşürürken işçileri güvencesizliğin pençesine iter. Çapa’da yaşananlar, bu modelin yarattığı mağduriyetin somut bir örneğidir. Tam da bu noktada Datça’da kararlılıkla sürdürülen Sağlıkta Taşeronlaşmaya Hayır kampanyasının ne kadar haklı ve ne kadar önemli olduğu bir kez daha gözler önüne seriliyor. Bu kampanya, sadece bir yerel tepki değil; tüm Türkiye’deki sağlık emekçilerinin ve kamuoyunun sesidir. Taşeron sisteminin kalıcı olarak sonlandırılması, işçilerin kadrolu ve güvenceli istihdama kavuşması, sağlık hizmetlerinin insanca ve nitelikli bir zemine oturtulması için atılması gereken en temel adımdır. Çapa’daki gasp, Datça’daki mücadeleyi daha da anlamlı kılmaktadır. Artık yeter! Sağlık, ne hasta ne de emekçi için bir sömürü alanı olamaz. Taşeronlaşmaya son, emeğe ve sağlığa saygı!

Çapa Tıp’ta İşçi Hakkı Gaspı, Taşeron Düzeni ve Sarı Sendikacılık

 

Vahşi Sömürü ve Gasp Sitemi

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi yemekhane işçileri, Efsane Kadro Yemekçilik adlı taşeron firmanın ihaleyi kaybetmesiyle ağır bir mağduriyet yaşadı. Firmanın yöneticileri, işçilerin içeride kalan maaşlarını, fazla mesai ücretlerini ve kıdem tazminatlarını ödemeden yemekhanenin kapısına kilit vurup ortadan kayboldu. Yıllarca hastanenin en zor şartlarında, fedakârca çalışan emekçiler, bir anda hem işsiz hem de parasız bırakıldı. Bu, taşeron sisteminin klasik bir yüzüdür: Kar için kullanılır, kriz anında terk edilir.

İşçiler sessiz kalmadı. Çapa Tıp Fakültesi Dekanlığı önünde toplanarak hastane içinde onurlu bir yürüyüş gerçekleştirdiler. “Haklarımızı alacağız!” sloganlarıyla dile getirdikleri talep son derece haklı ve nettir: Kıdem tazminatları, birikmiş tüm ücretler, fazla mesai bedelleri ve diğer alacaklar ödenmeden, işçiler işe iade edilmeden mücadeleden vazgeçmeyecekler. Sendikalarıyla omuz omuza verdikleri bu direniş, sadece bireysel alacakların tahsili değil, aynı zamanda onur mücadelesidir.

Taşeronlaşma, yıllardır işçi haklarını sistematik olarak gasp eden bir mekanizmadır. Kamu kurumlarında bile “ucuz iş gücü” arayışı adına işçiler güvencesiz, örgütsüz ve düşük ücretli çalışmaya mahkûm edilmektedir. İktidarın patron yanlısı politikaları bu düzeni sürekli beslemekte, ihale süreçlerini adeta bir talan aracına dönüştürmektedir. Bir firma ihaleyi kaybedince işçiler ortada kalıyor, devletten veya hastaneden ise “bizim işimiz değil” deniliyor. Bu düzen, emekçiyi iki kez ezmektedir.

Üstelik bu gaspı kolaylaştıran bir diğer unsur da sarı sendikacı zihniyettir. Gerçek işçi mücadelesinden uzak, patron ve iktidar nezdinde “makbul” görünmeye çalışan bu anlayış, işçileri dezavantajlı konuma düşürmekte, kolektif gücü parçalamaktadır. İşçiler bugün hem sermaye yanlısı politikalara hem de bu sarı sendikacılığa karşı aynı anda mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu ikili kuşatma, yeni ve bağımsız bir işçi hareketinin doğmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Çapa’daki direniş, sadece bir hastane yemekhanesinin sorunu değildir. Türkiye’nin dört bir yanında taşeron işçilerinin yaşadığı ortak kaderin bir yansımasıdır. Hastanelerde, üniversitelerde, belediyelerde emek veren binlerce işçi aynı belirsizlikle karşı karşıyadır. Bu nedenle Çapa işçilerinin mücadelesi tüm emekçilerin mücadelesidir.

İşçiler haklıdır. Mücadeleleri meşrudur. Kıdemleri, maaşları, gelecekleri gaspedilirken susmak, boyun eğmek kabul edilemez. Taşeron düzenine, patron-politika ittifakına ve sarı sendikacılığa karşı örgütlü, kararlı ve birleşik bir duruş ortaya koymak, bugün her zamankinden daha acildir.

Çapa Tıp Fakültesi yemekhane işçileriyle dayanışmayı büyütelim. Hakları alınana, işlerine geri dönene kadar yanlarında olalım. Çünkü bir işçinin hakkının gaspı, tüm emekçilerin hakkına yönelik bir tehdittir.

Emekçilerin onurlu direnişi kazanacak!

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış