Güle Güle Bilgesu Erenus

Sen bir ses, bir kalem, bir adım, bir yürek olarak yürüdün aramızda. Bilecik’ten yükselen o ince, kararlı nefes, yıllar boyunca grev çadırlarının soğuk zemininde, öğrenci yürüyüşlerinin tozlu sokaklarında, barış nöbetlerinin sabah sisinde hep aynı yerde durdu: emekçinin yanında, sömürünün karşısında. Eşitliğin ve özgürlüğün peşinden gidenlerin saflarında, halkların omuz omuza durduğu o uzun yolda, sen sıra neferiydin.

Güle Güle Bilgesu Erenus

 

Bir Ses, Bir Kalem, Bir Yürek, Bir Adım

Sen bir ses, bir kalem, bir adım, bir yürek olarak yürüdün aramızda. Bilecik’ten yükselen o ince, kararlı nefes, yıllar boyunca grev çadırlarının soğuk zemininde, öğrenci yürüyüşlerinin tozlu sokaklarında, barış nöbetlerinin sabah sisinde hep aynı yerde durdu: emekçinin yanında, sömürünün karşısında. Eşitliğin ve özgürlüğün peşinden gidenlerin saflarında, halkların omuz omuza durduğu o uzun yolda, sen sıra neferiydin.

Gitarının tellerinde yankılanan o eski ezgiler, oyunlarının sahnelerinde açılan o derin pencereler, romanlarının satırlarında soluyan o sabırlı direniş… Hepsi aynı kaynaktan aktı. Bir yanda TRT’nin stüdyolarında çalan genç bir müzisyen, öte yanda sokakta, cezaevi kapısında, açlık grevinde, 1 Mayıs’ın ilk adımında duran bir yoldaş. Politikanın sahne bulmadığı oyunlar yazdın, çünkü hayatın kendisi zaten bir sahnedir ve sen o sahnede rol seçmedin; rolü yaşadın.

Evini açtın. Kışın üşüyen öğrencilere, sokakta sürüklenen analara, kendi evini siper ettin. Düşüncenin ve eylemin aynı nefeste birleştiği o nadir insanlardan biriydin. “Analar, çocuklarınızı savaşa göndermeyin” diyebilecek kadar yalın, “halkların dayanışması” diyebilecek kadar geniş bir yüreğin vardı. Hapishanenin soğuk duvarları bile o yüreği donduramadı; çünkü sen soğuğu değil, ateşi taşıyordun.

Şimdi o ateş sönmüş gibi görünüyor. Ama ateş sönmez. Yalnızca el değiştirir. Senin bıraktığın izler, grev çadırında hâlâ ısınan ellerde, öğrenci eylemlerinde hâlâ yükselen seslerde, barış için atılan her adımda yaşamaya devam ediyor. Omuzlarımıza yüklediğin sorumluluk ağırdır, ama senin gibi yaşayanların ardından gelenler o yükü taşımaya alışkındır. Çünkü sen bize sadece eser bırakmadın; bir duruş, bir ısrar, bir “hayır” bıraktın.

Güle güle yazar, güle güle şair, güle güle müzisyen, güle güle eylem insanı, güle güle sıra neferi.

Sen gittin, ama yolda bıraktığın ışık hâlâ yanıyor.

Ve biz o ışığın peşinden yürümeye devam edeceğiz.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış