Karadeniz’in Çığlığı, HES’ler Doğayı Öldürüyor

En vahim olanı ise şu: Bu HES’lerin Türkiye’nin toplam elektrik tüketimine katkısı ihmal edilebilecek düzeyde. Üretilen enerji, ülkenin ihtiyacının binde birini bile karşılamıyor. Bu kadar küçük bir kazanç için bu kadar büyük bir yıkım kabul edilemez. Peki neden yapılıyor? Çünkü bu projeler birkaç iş insanına, müteahhide ve siyasi bağlantılara büyük kâr sağlıyor. Halka ve doğaya ise sadece enkaz kalıyor.

Karadeniz’in Çığlığı, HES’ler Doğayı Öldürüyor

Yok Oluşun Kıyısındaki  Karadeniz

Karadeniz’in dereleri bir zamanlar hayatın ta kendisiydi. Yeşilin her tonuyla bezeli yamaçlar, çağlayan sular, kuş sesleri ve bereketli topraklar… Şimdi ise o derelerden korkutan görüntüler geliyor. Rize’nin Salaha Deresi’nde görülen manzara, ne yazık ki Karadeniz’in yakın geleceğini resmetmektedir. HES’lerin (Hidroelektrik Santralleri) borulara hapsedildiği, suların yatağından koparıldığı yerlerde hayat bitiyor; doğa tersine dönüyor.

Birkaç yıl içinde Karadeniz’in efsanevi güzelliği yok oluyor. Köyler, 5-10 yıl içerisinde o büyüleyici yeşilliğini kaybediyor. Ağaçlar kesiliyor, vadiler yarılıyor, dereler kuruyor. Toprak erozyona, heyelanlara teslim oluyor. Balıklar, böcekler, endemik bitkiler ve kuşlar yerini sessizliğe bırakıyor. Yerel halkın su ihtiyacı bile karşılanamaz hale geliyor. Doğa, atalarımızdan miras aldığımız en büyük servetken, kısa vadeli rant uğruna talan ediliyor.

En vahim olanı ise şu: Bu HES’lerin Türkiye’nin toplam elektrik tüketimine katkısı ihmal edilebilecek düzeyde. Üretilen enerji, ülkenin ihtiyacının binde birini bile karşılamıyor. Bu kadar küçük bir kazanç için bu kadar büyük bir yıkım kabul edilemez. Peki neden yapılıyor? Çünkü bu projeler birkaç iş insanına, müteahhide ve siyasi bağlantılara büyük kâr sağlıyor. Halka ve doğaya ise sadece enkaz kalıyor.

Salaha Deresi’ndeki o kuruyan, borularla esir alınan görüntü utanç vericidir. Bir zamanlar coşkun akan sular şimdi betona ve çeliğe teslim edilmiş durumda. Bu sadece bir dere değil; Karadeniz kültürünün, biyolojik çeşitliliğinin ve gelecek nesillerin mirasının yok oluşunun simgesidir. Bölge halkı yıllardır sesini yükseltiyor: “Derelerimizi, ormanlarımızı, yaşamımızı istiyoruz!” Ama rant lobisi kulaklarını tıkıyor.

Artık yeter. Karadeniz’e HES’lerle işkence etmek, Türkiye’nin geleceğine ihanet etmektir.

Karadeniz’in yeşiline, sularına, insanına sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur. Salaha Deresi’ndeki o acı manzara bir uyarıdır. Eğer bugün durmazsak, yarın geriye sadece fotoğraflarda kalan bir Karadeniz kalacaktır.

Doğayı savunmak, yarını savunmaktır.

HES’lere hayır! Karadeniz’e dokunma!

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış

İlginizi Çekebilir