Zimanê dayikê min (Ana Dilim)
Diyarbakır’dan Kastamonu’ya inşaatta çalışmak için yola çıkan 18 yaşındaki Furkan Oğlak’ın başına gelenler, 2026 Türkiye’sinde hâlâ dilin ve müziğin nasıl bir suç unsuru haline getirilebildiğini acı bir şekilde gösteriyor. Otobüste Kürtçe müzik dinlediği gerekçesiyle yolcuların “terörist” söylemleriyle ırkçı saldırısına uğrayan genç, ardından ihbar üzerine gözaltına alındı. Daha sonra sosyal medya paylaşımları –Selahattin Demirtaş ve Yılmaz Güney fotoğrafları– dosyaya eklenerek “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklandı. Babası Bilal Oğlak’ın anlattıkları, bu sürecin ne kadar hızlı ve keyfi işlediğini ortaya koyuyor.
Günümüz dünyasında bir dilin yasaklı olmasının hiçbir izahı olamaz. Dil, bir halkın kimliğinin, hafızasının ve varoluşunun en temel taşıdır. Onu yargılamak, bastırmak ya da dinleyenini şüpheli konumuna düşürmek hukukun işi değildir. Hukuk, şiddeti, nefreti ve ayrımcılığı cezalandırır; bir insanın kendi dilinde müzik dinlemesini değil. Müzik evrenseldir. Kürtçe, Türkçe, Arapça, İngilizce… Hangi dilde olursa olsun bir şarkı dinlemek, insan olmanın en doğal, en zararsız etkinliklerinden biridir. Bunu “propaganda” ya da “suç” kategorisine sokmak, hem hukuku hem de insan aklını zorlar.
Furkan Oğlak’ın yaşadıkları, bireysel bir olay olmanın ötesinde, toplumun bazı kesimlerinde hâlâ canlı tutulan bir önyargının ve korkunun yansımasıdır. Bir yolcu otobüsünde kulaklıkla müzik dinleyen bir genci “tehlikeli” ilan etmek, sonra da bu ihbarı resmi bir soruşturmaya dönüştürmek, hukuk devletinin temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Sosyal medya paylaşımlarının da aynı dosyaya eklenmesi, ifade özgürlüğünün ne kadar dar bir alana sıkıştırıldığını bir kez daha hatırlatıyor. Bir fotoğrafı paylaşmak, bir şarkı dinlemek… Bunlar düşünce ve ifade özgürlüğünün en basit halleridir.
Müzik, sınırları aşar. Duyguları, acıları, sevinçleri ortak bir dilde birleştirir. Bir Kürt gencinin kendi dilinde müzik dinlemesi, bir Türk gencinin türkü dinlemesi kadar doğal ve meşrudur. Bunu engellemeye, cezalandırmaya kalkışmak, aslında o müziğin taşıdığı kimliği ve varoluşu hedef alır. Oysa 21. yüzyılda, dil ve kültür üzerinden yürütülen her baskı, toplumsal barışı ve adaleti zayıflatır.
Furkan Oğlak’ın tutuklanması, sadece bir gencin özgürlüğünü değil, hepimizin ortak insanlık paydasını da yaralar. Dil yargılamaz. Müzik suç oluşturmaz. Bir insanın kendi anadilinde şarkı dinlemesi, en temel insan hakkıdır. Bu hakkın korunması, demokratik bir toplumun en basit ve en vazgeçilmez ölçütlerinden biridir. Bugün Furkan için söylenen sözler, yarın herkes için geçerli olacak bir özgürlük talebidir: Dil serbesttir, müzik evrenseldir ve hiç kimse bu nedenle tutuklanmamalıdır.
Yorumlar (0)