Karadeniz Ekosistemi İçin Yeni Bir Tehdit Kafes Balıkçılığı

Karadeniz’in coşkun dalgaları, yüzyıllardır bu toprakların insanına hem ekmek hem de kimlik olmuştur. On metreye ulaşan, bazen daha da yükselen o dalgalar, denizin gücünü, özgürlüğünü ve dengesini hatırlatır. İşte tam da bu denize, sermayenin rant hırsı “kafes balıkçılığı” adı altında el uzatmak istemektedir. Biz, bu bölgenin insanları olarak, bu girişime kararlılıkla karşı çıkıyoruz. Çünkü kafes balıkçılığı yalnızca bir üretim yöntemi değildir; gıda güvenliğimizi, deniz ekosistemimizi ve binlerce küçük balıkçının emeğini hedef alan çok yönlü bir tehdittir.

Karadeniz Ekosistemi İçin Yeni  Bir Tehdit Kafes Balıkçılığı

 

Halkın Ekmeğine, Karadeniz’in Ruhuna Yönelik Büyük Tehdit

Zonguldak ve Batı Karadeniz kıyılarında kurulması planlanan kafes balıkçılığı projeleri çevre örgütlerinin tepkisine neden oldu. Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Çetin Yılmaz, kafes balıkçılığına karşı olduklarını vurguladı. Yılmaz, kafes balıkçılığının gıda güvenliği ve deniz ekosistemi için tehdit olduğunu belirtti.

Karadeniz’in coşkun dalgaları, yüzyıllardır bu toprakların insanına hem ekmek hem de kimlik olmuştur. On metreye ulaşan, bazen daha da yükselen o dalgalar, denizin gücünü, özgürlüğünü ve dengesini hatırlatır. İşte tam da bu denize, sermayenin rant hırsı “kafes balıkçılığı” adı altında el uzatmak istemektedir. Biz, bu bölgenin insanları olarak, bu girişime kararlılıkla karşı çıkıyoruz. Çünkü kafes balıkçılığı yalnızca bir üretim yöntemi değildir; gıda güvenliğimizi, deniz ekosistemimizi ve binlerce küçük balıkçının emeğini hedef alan çok yönlü bir tehdittir.

Öncelikle gıda güvenliği meselesi. Endüstriyel kafeslerde yetiştirilen balıklar, yoğun yem, antibiyotik ve kimyasal kullanımına dayanır. Bu uygulamalar, deniz suyuna karışan atıklarla hem balığın hem de çevresindeki doğal stokların kalitesini bozar. Halkın sofrasına ulaşan balık, artık doğanın armağanı olmaktan çıkar; endüstriyel bir ürüne dönüşür. Gıda güvenliği, yalnızca “yeterli miktarda yiyecek” demek değildir; sağlıklı, temiz ve sürdürülebilir bir gıda zinciri demektir. Kafes balıkçılığı bu zinciri zayıflatır, hatta koparır.

İkinci ve belki de en ağır darbe, deniz ekosistemine vurulmaktadır. Kafeslerin altına biriken yem artıkları, dışkı ve ilaç kalıntıları, deniz tabanını boğar, oksijen seviyesini düşürür, doğal balık türlerinin üreme alanlarını yok eder. Karadeniz’in hassas dengesi, zaten aşırı avlanma ve kirlilikle sınanmaktadır. Üzerine bir de yoğun kafes yetiştiriciliği eklendiğinde, ekosistemin çöküşü kaçınılmaz hale gelir. Bu, yalnızca balıkların değil; deniz kuşlarının, yunusların, tüm canlı zincirin yok oluşu demektir. Doğa, sermayenin kâr hesabına kurban edilemez.

Üçüncü ve en can yakıcı gerçek ise küçük balıkçıların durumudur. Binlerce ailenin geçim kaynağı olan geleneksel balıkçılık, kafeslerin gölgesinde boğulmaktadır. Endüstriyel tesisler, av sahalarını daraltır, fiyatları bozar, küçük tekneleri rekabet dışına iter. “Modernleşme” maskesi altında yürütülen bu süreç, aslında kıyı halkının emeğini ve kültürünü yok etmeye yöneliktir. Bir balıkçının teknesi, yalnızca bir araç değildir; onun onuru, ailesinin geleceği ve denize duyduğu saygıdır. Kafesler kurulduğunda, bu onur da gasbedilmiş olacaktır.

Üstelik bölgemizin dalga rejimi, bu tür tesisler için adeta bir uyarıdır. On metreye varan dalgalar, kafeslerin dayanıklılığını her an sınar. Yaşanacak bir kazanın bedeli, yalnızca ekonomik kayıp değil; deniz kirliliği, balık ölümleri ve insan hayatı olacaktır. Bu risk, “yatırım” adı altında göz ardı edilemez.

Kara, deniz ve hava… Doğa, sermayenin rant alanına dönüştürülmek istenmektedir. Biz ise diyoruz ki: Deniz satılık değildir. Karadeniz’in dalgaları, özgür akmalıdır. Küçük balıkçının ağı, temiz suda açılmalıdır. Gıda güvenliğimiz, ekosistemimiz ve emeğimiz, kâr hırsına teslim edilemez.

Bu yüzden karşıyız. Halk olarak karşıyız. Kafes balıkçılığına karşı çıkmak, yalnızca bir itiraz değil; yaşam hakkımızı, doğamızı ve geleceğimizi savunmaktır. Karadeniz’in sesi, bizim sesimizdir. O sesi susturmak isteyenlere karşı, dimdik duracağız.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış