Suriye Geleceğini Arıyor
Suriye’de iç savaşın yarattığı kaos ortamında iktidar mücadelesi devam ederken, Suriye Geçici Hükümeti’nin Kobani’nin resmi adını “Ayn el-Arab” olarak değiştirme kararı, Rojava’da yaşayan Kürtler arasında büyük bir infiale yol açtı. Kürt halkı için hem tarihi hem de sembolik öneme sahip Kobani’nin adının silinmeye çalışılması, kimlik mücadelesinin yeni bir aşamaya taşındığını gösteriyor.
Kobani sakinleri, bu karara karşı sessiz kalmadı. Aşiti Kavşağı’nda yüzlerce kişi toplanarak Özgür Kadın Meydanı’na kadar yürüyüş düzenledi. Ellerinde “Ain el-Arab’a Hayır, Kobani’ye Evet”, “Kobani bizim kimliğimizdir, Kobani kırmızı çizgimizdir” ve “İsim bir haktır; Kobani tarihi bir haktır” yazılı pankartlar taşıyan protestocular, kararın geri alınması için güçlü bir irade ortaya koydu. Yürüyüş boyunca atılan sloganlar, sadece bir isim tartışmasından öte, varoluşsal bir direnişi yansıtıyordu.
Özgür Kadın Meydanı’nda hem Arapça hem de Kürtçe yapılan konuşmalarda, Kobani’nin adının korunmasının bir hak olduğu vurgusu ön planda yer aldı. Konuşmacılar, Kobani’nin IŞİD’e karşı verilen epik direnişle dünya çapında sembolleştiğini hatırlatarak, bu ismin silinmesinin hem tarihi hafızaya hem de Kürt halkının kazanımlarına bir saldırı olduğunu dile getirdi. “Kobani, sadece bir kasaba adı değil; özgürlük, direniş ve onurun adıdır” mesajı, meydanda sıkça yankılandı.
Bu tepki tesadüf değil. Suriye’de yeni bir yönetim yapısı oluşturulurken, özellikle HTŞ (Hay’at Tahrir el-Şam) öncülüğünde tekçi, suni bir Arap devleti inşa etme girişimleri belirginleşiyor. Emperyalist güçlerin dolaylı veya doğrudan desteğiyle şekillenen bu süreç, demokratik bir dönüşümden ziyade otokratik bir rejimin temellerini atıyor. Çok uluslu, çok kültürlü Suriye gerçeğini yok sayan bu yaklaşım, Kürtler başta olmak üzere diğer etnik ve dini grupların haklarını görmezden geliyor. Kobani’nin adının değiştirilmesi, bu büyük resmin yalnızca küçük bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Kürtler açısından isim meselesi, kimlik mücadelesinin en kritik boyutlarından biridir. Yıllarca asimilasyon politikalarına maruz kalan Kürt halkı, Kobani gibi yerlerin adlarının resmi belgelerde bile değiştirilmesini kabul edilemez buluyor. Bu karar, Rojava’da yaşayanlar için “bugün isim, yarın haklar” endişesini beraberinde getiriyor. Zira isim değişikliği, ileride daha kapsamlı kültürel ve siyasi kısıtlamaların habercisi olarak görülüyor.
Kobani halkının başlattığı kampanya, sadece yerel bir protesto olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Suriye’nin geleceğinin nasıl şekilleneceği tartışılırken, Kürtlerin de masada olması gerektiğinin altını çiziyor. Demokratik, çoğulcu ve eşit haklara dayalı bir Suriye, ancak tüm bileşenlerin kimliklerinin ve tarihlerinin tanındığı bir yapı ile mümkün olabilir. Tekçi, dayatmacı bir anlayış ise yeni çatışma tohumları ekmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Kobani’deki yürüyüş, aynı zamanda uluslararası topluma da bir mesaj niteliğinde. IŞİD’e karşı en ön safta mücadele eden, ağır bedeller ödeyen bir halkın kazanımlarının hiçe sayılması, hem adaletsiz hem de sürdürülemez bir tutumdur. Suriye Geçici Hükümeti’nin bu kararında ısrar etmesi, bölgede yeni gerilimlere kapı aralayabilir.
Sonuç olarak, Kobani direnişi bir kez daha gösteriyor ki; isimler sadece harflerden ibaret değildir. Onlar, halkların hafızası, direnişi ve geleceğe dair umutlarıdır. “Kobani” adı, ne resmi kararla ne de siyasi dayatmayla silinebilir.
Yorumlar (0)