Otuz Üç Düş Yolcusu
131 ay. Tam 11 yıl. Bir kentin küllerinden yeniden doğuşuna omuz vermek için yola çıkan, çoğunluğu üniversite öğrencisi yüzlerce genç, Suruç’ta katliamla karşılaştı. Kobani’yi, o yıkılmış kenti yeniden inşa etmek üzere giden “düş yolcuları”, 20 Temmuz 2015’te IŞİD’in canlı bombası tarafından katledildi. 33 can toprağa düştü, yüzlerce insan yaralandı, yürekler ise bir daha hiç eskisi gibi olmayacak bir acıyla dağlandı.
O gün Suruç, sadece bir ilçenin adı olmaktan çıktı; adalet, hafıza ve direnişin sembolü haline geldi. Aradan geçen 11 yıla rağmen yaralar hâlâ taze, hesap sorulması gereken karanlık hâlâ aydınlatılmadı. İşte bu gerçekliği bir kez daha haykırmak üzere Suruç Aileleri İnisiyatifi bir basın açıklaması yaptı.
Açıklamada, katliamın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılmadığı, davanın kasıtlı olarak tetikçiyle sınırlı tutulduğu ve açık bir cezasızlık politikası yürütüldüğü vurgulandı. Gerçek failler, arkalarındaki güçler, istihbarat zafiyetleri ve siyasi sorumlular hâlâ karanlıkta bırakılıyor. Bu, yalnızca bir yargı skandalı değil; aynı zamanda devletin, toplumun vicdanına vurulmuş ağır bir darbedir.
Suruç Aileleri İnisiyatifi, 11. yıl dönümünde kararlılığını bir kez daha ortaya koydu: Geri adım atmayacağız. Mezarlar tahrip edilse, anmalar engellense, adalet arayanlar “yargılama” adı altında gözaltına alınıp tutuklansa bile bu mücadele sürecek. Çünkü bu dava, sadece 33 canın değil, binlerce insanın, tüm bir ülkenin adalet talebidir.
Suruç katliamı, bu coğrafyada unutulmak istenen birçok katliamdan yalnızca biri. Ama Suruç Aileleri İnisiyatifi, unutturmayacaklarını, unutturamayacaklarını her seferinde gösteriyor. “33 düş yolcumuzun düşleri yarım kalmayacak” sözü, sadece bir slogan değil; aynı zamanda bir yemindir. O gençler Kobani’ye barış, kardeşlik ve umut taşımak istiyordu. Onların yarım kalan düşlerini tamamlamak, bugün hepimizin omuzlarındaki tarihi sorumluluktur.
Adalet, er ya da geç tecelli edecektir. Gerçek failler ortaya çıkarılmadan, siyasi ve idari sorumlular hesap vermeden bu dosya kapanmayacaktır. Suruç’un hesabı sorulacak, katliamın bütün karanlık halkaları aydınlatılacaktır. Çünkü adalet, güçlülerin lütfu değil, ezilenlerin hakkıdır.
Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin bu onurlu duruşu, Türkiye’nin vicdanının hâlâ attığını gösteriyor. Hapishanelerde, sokaklarda, mahkeme salonlarında, mezar başlarında süren bu mücadele, yarınlara bırakacağımız en değerli mirastır.
33 düş yolcusu için, yüzlerce yaralı için, tutuklu adalet savaşçıları için…
Suruç’un hesabını soracağız.
Adalet mutlaka kazanacak.
Yorumlar (0)