Varlık Özmenek Nam-ı Diğer Arap

ANKA ajansında yıllarca yazı işleri müdürlüğü ve dış yayınlar yönetmenliği yaptı. Türkiye’nin “gazetecilik okulu” sayılan o kurumda onlarca genç kaleme yol gösterdi. Avrupa radyolarında, WDR’den NOS’a, İsveç’ten Belçika’ya kadar gurbetteki Türkiyelilerin sesi oldu. Yürüyüş dergisinde sosyalist bir çizgide kalemi yürüttü. Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmayı hiç bırakmadı. Kürtlerin eşit yurttaşlık mücadelesinde doğru yerde durma iradesini, enternasyonalist kimliğiyle birleştirdi. Ayrımcılığa karşı oluşunu, sevdiklerine “Arap” deme âdetiyle bile gösterdi: “Biz ayrımcılığa karşı olduğumuz için bütün sevdiğimiz insanlara Arap derdik.”

Varlık Özmenek Nam-ı Diğer Arap

 

 Varlığın  Günlüğünden

Bazı isimler, sadece bir kişiyi değil, bir dönemi, bir duruşu ve bir geleneği taşır. Varlık Özmenek de onlardan biriydi. Gazeteciler arasında “Arap” diye anılan, sevdiklerine “Arap” diye seslenen, Marx ile Engels’in birbirlerine “Sevgili Arap” diye hitap ettiğini hatırlatıp gülümseyen o soylu kalem… 1943’te Çifteler Köy Enstitüsü’nde doğan, ismini Köy Enstitüleri’nin unutulmaz öğretmeni Rauf İnan’ın koyduğu, babası Hamit Özmenek’in aydınlanma yolundaki emeğiyle büyüyen bir çocuğun, yarım asırlık bir mücadele hikâyesine dönüşmesidir onun hayatı.

Varlık Özmenek Nam-ı Diğer Arap

Köy Enstitüsü ruhuyla başlayan yolculuk, 1963’te İmece dergisinde gazeteciliğe adım atmasıyla devam etti. Aynı yıl Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu. 1967’de TRT Televizyonu’nun kurucu kadrosunda yer aldı. “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli nedeniyle işine son verilse de, o televizyonun kapısını bir daha açmadı. Yerine Yenigün gazetesi, 7 Gün dergisi, Yürüyüş, ANKA ajansı, Bilim ve Sanat ve daha niceleri geldi. 12 Mart’tan 12 Eylül’e, her darbe sonrasında aynı kararlılıkla yeniden ayağa kalktı. 12 Eylül’ün koyu karanlığında, 99 sayı süren Bilim ve Sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. O dergi, darbe yıllarının ilk sivil soluklarından biri oldu; yasaklı isimlerle söyleşiler yaptı, düşünceye alan açtı.

ANKA ajansında yıllarca yazı işleri müdürlüğü ve dış yayınlar yönetmenliği yaptı. Türkiye’nin “gazetecilik okulu” sayılan o kurumda onlarca genç kaleme yol gösterdi. Avrupa radyolarında, WDR’den NOS’a, İsveç’ten Belçika’ya kadar gurbetteki Türkiyelilerin sesi oldu. Yürüyüş dergisinde sosyalist bir çizgide kalemi yürüttü. Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmayı hiç bırakmadı. Kürtlerin eşit yurttaşlık mücadelesinde doğru yerde durma iradesini, enternasyonalist kimliğiyle birleştirdi. Ayrımcılığa karşı oluşunu, sevdiklerine “Arap” deme âdetiyle bile gösterdi: “Biz ayrımcılığa karşı olduğumuz için bütün sevdiğimiz insanlara Arap derdik.”

Türkçeyi her yazısında yeni sözcükler üretecek kadar seven, sofralarda dinlenmeye doyulmayan, esprisiyle ortamı aydınlatan bir adamdı. Sosyalizme inanan, Türkiye İşçi Partili, 32 ayrı sivil toplum kuruluşunda emek veren, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin eski yönetim kurulu üyesi… “Medya Terörizm”, “Büyük Soygun’da Medya” gibi kitaplarla medyayı eleştirdi. Ödüller aldı, ama asıl ödülü, hiç eğilmeden sürdürdüğü mücadeleydi.

2020 Ağustos’unda, 77 yaşında aramızdan ayrıldığında, Melih Aşık “soylu bir gazeteciydi” demişti. Osman Arolat “dik duruşlu, ilkeli yaşamış” diye yazmıştı. Gerçekten de öyleydi. Varlık Özmenek, 12 Eylül sonrası kesintisiz mücadelenin, enternasyonalist bir yüreğin, eşitlikçi bir iradenin adı olarak kaldı. Onu “Arap” diye anmak, sadece bir lakap değil; sevgiyi, saygıyı ve dayanışmayı hatırlamaktır. Çünkü o, sevdiklerine “Arap” derken, aslında bir dünyayı kucaklıyordu.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış