Boynumuzdaki Zincir NATO
Bir sabah uykusundaPolisi saldırttılarDemircioğlu Vedat'ıCoplarla öldürdülerCoplarla yumruklarlaVurdular öldürdülerGencecik çocuklardıBelki siz de gördünüzEllerinde pankartlarYolda gidiyorlardıÖzgürlük istiyorlarÖzgürlük diyorlardıEllerinde pankartlarÖzgürlük diyorlardıAltıncı filo derlerBelki siz de gördünüzKıbrısta karşımızaÇıktılar durdurdularBoğazda karşımızaÇıktılar öldürdülerBoğazda karşımızaÇıktılar öldürdülerKurtuluş savaşındaBelki siz de gördünüzDemircioğlu bir değilHalkımız gibi çoğulGeliyor çağıl çağılGeliyor çağıl çağılRuhi Su
Vedat Demircioğlu… Adı, Türkiye’nin devrimci tarihinde bir meşale gibi yanmaya devam ediyor. TİP üyesi, sosyalist öğrenci, emperyalizmin kanlı pençesine karşı göğsünü siper eden yiğit bir devrimci. 1969’un o sıcak günlerinde, İstanbul’un sokaklarında, Dolmabahçe’de yükselen “6. Filo Defol!” sloganları, sadece bir protesto değil, bir milletin onur mücadelesiydi. Emperyalizmin amiral gemisi, Akdeniz’in sularını kirleten o devasa savaş makinesi, Türkiye’yi kendi arka bahçesi olarak gören ABD emperyalizminin somut yüzüydü. İşte tam da bu noktada, sosyalist devrimci güçler, ülkemizin bağrında ve Dolmabahçe rıhtımında tarih yazdı.
Vedat Demircioğlu’nun şahsında vücut bulan mücadele, tesadüf değildi. O, Türkiye İşçi Partisi’nin saflarında yetişmiş, bilimsel sosyalizmin ışığıyla aydınlanmış bir öğrenciydi. Emperyalizmin Türkiye’yi NATO aracılığıyla, üsler aracılığıyla, ekonomik ve kültürel boyundurukla esir almak istediği bir dönemde, o ve yoldaşları “Bağımsız Türkiye” diye haykırdı. 6. Filo’yu protesto etmek, yalnızca gemileri denize dökmek değil; aynı zamanda ülkeyi satan işbirlikçi zihniyete, yerli burjuvaziye ve onların tetikçilerine tokat atmaktı. Kan aktı Dolmabahçe’de. Vedat yoldaş, polis kurşunuyla, emperyalizmin yerli uzantılarının şiddetiyle şehit düştü. Ama o düşüş, bir yenilgi değil, yeni bir başlangıçtı. Çünkü devrimci mücadele, ölümsüzdür

Bugün hâlâ aynı emperyalizm, farklı maskelerle karşımızda duruyor. Üsler hâlâ topraklarımızda, NATO hâlâ boynumuzda bir zincir. Peki bu zincire karşı ne yapıyorlar? Emperyalizmi baş tacı eden muhafazakar sağcı ideolojiler ve sözüm ona Türkçü akımlar… Onlar ki, “milliyetçilik” diye diye Amerikan bayrağına selam duruyor, “maneviyat” diye diye doların egemenliğini kutsuyorlar. Sözde Türkçü olup, Türkiye’yi emperyalizmin ileri karakolu haline getirenlerle kol kola yürüyorlar. “Düşman” dedikleri aslında kendi efendileri. Sosyalist devrimcilerin anti-emperyalist mücadelesini “dış mihrak” diye yaftalarken, asıl kendileri on yıllardır emperyalizmin Truva atı oldular.
Sosyalist- Devrimci öğrenci hareketi ise tam tersine, tutarlı ve onurlu bir hat izledi. Vedat Demircioğlu’nun mirası, devrimci gençliğin elinde hâlâ canlı. Ülkenin bağımsızlığı, halkın kurtuluşu, emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin tasfiyesi için verilen mücadele, ne muhafazakar hamasetle ne de sahte milliyetçilikle karıştırılabilir. O mücadele, sınıf mücadelesinin, enternasyonalizmin ve anti-emperyalizmin somut pratiğidir. Dolmabahçe’de akan kan, unutturulmayacak. O kan, bugün de sokaklarda, kampüslerde, fabrikalarda, meydanlarda yeni Vedat’ların, yeni devrimcilerin damarlarında akıyor.
Emperyalizm hâlâ aynı, işbirlikçiler hâlâ aynı. Ama direniş de aynı kararlılıkla sürüyor. Vedat Demircioğlu’nun yolu, devrimci çizgisi, sosyalist gençliğin öfkesi ve umudu, bu toprakların gerçek kurtuluş rehberidir. Ne 6. Filo’nun torunları, ne de onlara kucak açan yerli gericiler bu ateşi söndürebilir. Çünkü tarih, halkların ve devrimcilerin lehinedir.
Yorumlar (0)