Ahmet Telli Kenti Terk Etti

Ozan gittiğinde geriye ne kalır? Bir ceylan sessizliği, avuçlara yağan kar, fiyakalı ışıklar altında çoğalan faili meçhul cinayetler ve çiçekçilerde satılan ölü kuşlar. Menekşeler yerine nergisler yerine kuş ölüleri… Telli bunları söylerken, kentin künyesini de çizer; sis çöker birahanelere, arabesk bir duman yükselir bulvar kahvelerinde, intiharlar ve yangınlar birbirine karışır. Genç ölüler, su sesini ve fesleğen kokusunu artık uzakta anımsar. İşte bu kadar çıplak, bu kadar gerçek bir anlatışla dokur kelimelerini.

Ahmet Telli Kenti Terk Etti

Günü Gelir Bir Ozan Ölür

Ahmet Telli’nin dizelerinde kent bir canlı gibi nefes alır, bir o kadar da yaralıdır. O, sokakların, kuşların, fesleğenlerin ve yağmurun dilini bilir; her mısrada bir veda gizlidir sanki. "Gidersen yıkılır bu kent", der ya, işte tam da o cümleyle başlar insanın içinde sızı. Çünkü onun şiiri, ayrılığın ta kendisini kuşatır; nehir gibi susar, deltasında yüzünü arar, yanlış adreslerde kimsesiz kalırız hep birlikte.

Telli’nin sesi, bir nevi şehrin nabzıdır. O, sarışın bir şaşkınlık içinde ışıkları yakar, yağmuru durdurmadan üşümeyi anlatır. Nar çiçeklerinin ürpertisinde, fesleğenleri sulayacak elleri sorar. Kim sular onları gidersen? Kuşlar nereye sığınır akşam olunca? Bu sorular, sadece bir ozanın sorabileceği kadar derin ve masumdur. Onun dizelerinde yalnızlık, bir bekleyiş halini alır; caddelere yazılır adın, otobüs duraklarına kazınır, öpüştüğümüz her yer adınla anılır. Şiir, adeta bir haritaya dönüşür; varoşları ışıklayan, mapushaneleri hatırlatan, paslı soğukları ısıtan bir harita.

Ozan gittiğinde geriye ne kalır? Bir ceylan sessizliği, avuçlara yağan kar, fiyakalı ışıklar altında çoğalan faili meçhul cinayetler ve çiçekçilerde satılan ölü kuşlar. Menekşeler yerine nergisler yerine kuş ölüleri… Telli bunları söylerken, kentin künyesini de çizer; sis çöker birahanelere, arabesk bir duman yükselir bulvar kahvelerinde, intiharlar ve yangınlar birbirine karışır. Genç ölüler, su sesini ve fesleğen kokusunu artık uzakta anımsar. İşte bu kadar çıplak, bu kadar gerçek bir anlatışla dokur kelimelerini.

Ama asıl gücü, isyanda saklıdır. Milyon kere isyan olur susuşu. Sokul yanıma der, ellerin sımsıcak kalsın. Devriyelerin bastığı karartılmış evlerde bile bir umut kıvılcımı taşır. Çünkü o, gardiyan olamayız kendi ömrümüze derken, kendi zincirlerimizi kırmanın yolunu gösterir. Şiir, onunla birlikte öksüz kalmaz; tam tersine, yeni yollar açar. Sensiz kent nasıl ayakta kalır, nasıl akar nehirler, nasıl öter kuşlar? Bu sorularla baş başa bırakır bizi, ama aynı zamanda direnme gücünü de verir.

Ahmet Telli Kenti Terk Etti

Telli, 12 Eylül'lden sonra faşizme karşı mücadeleyi yükselten ilk gençlik dergilerinden biri olan Yarın Dergisinin Ankaralı şair abilerindendi... (Yarın'ın Ocak'82  tarihli 5. sayısından)

Telli’nin şiiri, bir tufan gibi eser sustuğun her yerde. O tufan, yıkarken de diriltir; acıyı gösterirken sevgiyi de çoğaltır. Varoşların ışıkları, yalnız dostların yüreklerde ısınması, paslı soğukların içimizi ısıtması… Hepsi onun mirası. Ozan, gidişinle birlikte kuşlar da ölür demişti ya, belki de tam tersi olur; kuşlar senin dizelerinde yeniden doğar, kent senin sesinle yeniden kurulur.

Şimdi sessizliği dinliyoruz. Soluğunu arıyoruz sustuğun yerde. Bir şeyler kırılıyor evet, ama kırılan yerlerden de yeni filizler sürer. Adını yazıyoruz her durakta, her sokakta, her susuşumuza ekliyoruz seni. Selamsız saygısız yürüyoruz sokakları, belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar. Sen gittin ama dizelerin kaldı; onlar, bu kentin en güzel isyanı, en sıcak vedası olarak yaşıyor.

Güle güle ozan. Yüreğimizde taşıyoruz seni, avuçlarımızda kar yerine bahar çiçekleri açsın. Kuşlar sığınacak dal bulsun, fesleğenler susamasın. Seninle başlayan her yol, seninle bitmesin. Şiir, senin gidişinle değil, seninle var olmaya devam ediyor.

Düzenleyen mahmut balpetek

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış