Datça’da Düzenlenen Anmada, 1937-38 Dersim Olaylarında Hayatını Kaybedenler 89. Yılında Anıldı
Datça’da yaşayan Dersimliler, bugün (04.05.2026) saat 19:00 da Cumhuriyet Meydanı’nda anma düzenledi. Anma programında, Dersim’de katledilen “kefensizler” için saygı duruşu yapılarak Lokma dağıtıldı.
Anmada, Dersim’li vatandaş Runerm Erenler tarafından basın açıklaması okundu. Erenler, yaptığı açıklamada: “ Geçmişindeki acılarla yüzleşemeyen toplumların gerçek anlamda demokratikleşmesi mümkün değildir. Bir ülkenin demokratikleşmesinin en temel yolu, kendi tarihindeki karanlık ve acı olaylarla yüzleşmesi, hakikati kabul etmesi ve hatalarıyla hesaplaşabilmesidir.” ifadelerine yer verdi.
Açıklamada, 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan ve 1938 yılında yoğunlaşan süreçte Dersim’de geniş çaplı askeri operasyonlar gerçekleştirildiği belirtilerek, Dersim halkı ağır bir yıkıma uğratılmış; yaşam alanları tahrip edilmiş, taş üstünde taş bırakılmamıştır. Aradan yaklaşık bir asır geçmesine rağmen, yaşananlarla ilgili devlet düzeyinde hala resmi bir açıklama yapılmamış, bu büyük acı ve trajedi uzun yıllar boyunca “isyan bastırma harekatı” olarak tanımlandığına dikkat çekildi.

Talepler Sıralandı
Basın açıklamasında şu talepler dile getirildi:
Tunceli Tenkil Harekatı’nın resmi olarak bir soykırım olarak kabul edilmesi
Yaşananlar nedeniyle devlet adına Dersim halkından kamuoyu önünde özür dilenmesi
15 Kasım’da darağacına onurluca yürüyen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması
Topraklarından koparılarak sürgüne gönderilen ailelere ilişkin kayıtların, yer bilgilerinin ve listelerin kamuoyu ile paylaşılması
Açıklama sonunda, “Dersimliler olarak, taleplerimiz karşılık bulana ve hakikat görünür olana kadar sesimizi yükseltmeye, hafızamızı canlı tutmaya ve mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.” denildi.
Basın açıklamasının tam metni şöyle:
Basına ve Kamuoyuna,
Geçmişindeki acılarla yüzleşemeyen toplumların gerçek anlamda demokratikleşmesi mümkün değildir. Bir ülkenin demokratikleşmesinin en temel yolu, kendi tarihindeki karanlık ve acı olaylarla yüzleşmesi, hakikati kabul etmesi ve hatalarıyla hesaplaşabilmesidir. Bu yönüyle, geçmişinde çok sayıda ağır kırılma ve travma taşıyan Cumhuriyet tarihinin bugün en büyük ihtiyaçlarından biri, bu yüzleşmenin samimiyetle gerçekleştirilmesidir.
Bu acı tarihlerden biri de 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda yaşananlardır. Bu kararın ardından Dersim halkı ağır bir yıkıma uğratılmış; yaşam alanları tahrip edilmiş, taş üstünde taş bırakılmamıştır. Aradan yaklaşık bir asır geçmiş olmasına rağmen, yaşananlarla ilgili devlet düzeyinde hâlâ resmî bir açıklama yapılmamış; bu büyük acı ve trajedi uzun yıllar boyunca yalnızca “isyan bastırma harekâtı” olarak tanımlanmıştır.
1937–1938 yıllarında kefensiz toprağa düşen on binlerin ardılları olarak, tarihsel hakikatle yüzleşilmesini ve adaletin sağlanmasını talep ediyoruz. Bu taleplerimizi her platformda dile getirmeye ve kamuoyunun vicdanına sunmaya devam edeceğiz.
Taleplerimiz şunlardır:
* Tunceli Tenkil Harekâtı’nın resmî olarak bir soykırım olarak kabul edilmesi,
* Yaşananlar nedeniyle devlet adına Dersim halkından kamuoyu önünde özür dilenmesi,
* 15 Kasım’da darağacına onurluca yürüyen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması,
* Topraklarından koparılarak sürgüne gönderilen ailelere ilişkin kayıtların, yer bilgilerinin ve listelerin kamuoyuyla paylaşılması.
Dersimliler olarak, taleplerimiz karşılık bulana ve hakikat görünür olana kadar sesimizi yükseltmeye, hafızamızı canlı tutmaya ve mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Herkes bilmelidir ki demokratikleşmenin yolu, toplumu inciten tarihsel yüklerle yüzleşmekten ve mağdur edilen halkların rızalığını gözetilerek adalet sağlamaktan geçmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Datça’da yaşayan Dersimliler
Yorumlar (0)