Ertan Bülbül Sesiz Sedasız Terki Diyar etti.

Her buluşmada, her toplanmada gözlerimiz seni arardı. “Bir kez daha okur musun?” diye ricada bulunurduk utangaç bir umutla. Sen de o mahcup gülümsemenle, omuzlarını hafifçe silkerek kabul ederdin. Sanki bir yük değil, bir armağan sunuyordun bize. Sesin, kelimelerin üstüne özenle serdiğin bir örtü gibiydi; ne fazla yükseltir ne de alçaltırdı. Tam yerinde, tam gerektiği gibi. O anlarda Datça’nın denizi bile susar, zeytin ağaçları bile eğilirdi sanki.

Ertan Bülbül Sesiz Sedasız Terki Diyar etti.

Ertan Bülbül Sesiz Sedasız Terki Diyar etti.

Güle Güle Delikanlı

Sessiz bir veda gibi ayrıldın aramızdan, Ertan Bülbül. Datça’nın rüzgârına karışan bir ezgi gibi, iz bırakarak çekip gittin. Oysa senin sesinle can bulan dizeler hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor. Adnan Yücel’in o derin mısralarını, “Yeryüzü aşkımın yüzü oluncaya dek” diye okuduğunda, zaman dururdu sanki. Her bir hece, bir dağın yamacından yuvarlanan taş gibi ağır ve anlamlı düşerdi içimize.

Her buluşmada, her toplanmada gözlerimiz seni arardı. “Bir kez daha okur musun?” diye ricada bulunurduk utangaç bir umutla. Sen de o mahcup gülümsemenle, omuzlarını hafifçe silkerek kabul ederdin. Sanki bir yük değil, bir armağan sunuyordun bize. Sesin, kelimelerin üstüne özenle serdiğin bir örtü gibiydi; ne fazla yükseltir ne de alçaltırdı. Tam yerinde, tam gerektiği gibi. O anlarda Datça’nın denizi bile susar, zeytin ağaçları bile eğilirdi sanki.

Şimdi o ses yok. Ama bıraktığın boşluk, bir daha doldurulmayacak kadar derin. Sessiz sedasız gidişin, hepimize “ölüm yaşayanlar içindir” sözünü yeniden fısıldadı. Merasim istemediğini, tören beklemediğini, sadece hatıralarda yaşamak istediğini miras bıraktın. Güle güle dedik arkandan, boğazımız düğümlenerek. Çünkü senin gibi bir dostun yokluğu, kelimelerin yetmediği bir yoksunluk.

Yine de biliyoruz ki, senin okuduğun o şiir hâlâ yaşıyor. Yeryüzü aşkının yüzü oluncaya dek, o dizeler bizde kalacak. Her rüzgârda, her dalga sesinde, her zeytin yaprağının hışırtısında seni duyacağız. Çünkü bazı insanlar giderken arkalarında kapı kapatmaz; sadece pencere aralarlar. Senin penceren açık kaldı. Işığın oradan sızmaya devam ediyor.

Datça seni unutmuyor. Şiirin dostları da. Senin gibi alçakgönüllü, senin gibi içten bir ses bir daha kolay kolay gelmez. Ama biz, senin mirasını taşımaya söz veriyoruz: o şiiri okumaya, o sese kulak vermeye, o mahcup gülümsemeyi hatırlamaya devam edeceğiz.

Güle güle, Ertan Bülbül.

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…

Yorumlar (1)

Nurten Köroğlu

2 gün önce / 17.07.2026

Çok üzgünüm ????Hiç haberimiz olmadı.

  |   Beğenmedim 0   |   Cevapla