Suriye’nin Bitmeyen Kaosu ve Dış Müdahalelerin Gölgesi
Suriye’nin Humus kentinde, 26 Aralık 2025’te yaşanan trajik saldırı, ülkenin yaralarını bir kez daha deşti. Cuma namazı sırasında İmam Ali bin Ebu Talib Camii’nde meydana gelen patlama, en az 8 kişinin ölümüne ve 18 kişinin yaralanmasına yol açtı. Bu cami, ağırlıklı olarak Alevi topluluğun ibadet ettiği bir mekan olarak biliniyor ve saldırı, Saraya Ansar al-Sunnah adlı Sünni aşırı grup tarafından üstlenildi. Grup, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, patlayıcıları önceden yerleştirdiklerini ve başka bir örgütle işbirliği yaptıklarını iddia etti. Bu olay, Esad rejiminin devrilmesinden sonra yaratılan mezhep gerilimlerinin en acımasız örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Suriye İçişleri Bakanlığı, saldırıyı “terörist bir eylem” olarak nitelendirerek güvenlik önlemlerini artırdı, ancak Humus’un kanlı cuma günü, ülkenin istikrarsızlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu saldırı, Suriye’nin yeniden inşası önündeki engelleri de aydınlatıyor. Dış müdahaleler, Suriye’nin yeniden inşası önündeki en önemli engel olarak öne çıkıyor. Yıllardır devam eden iç savaşın ardından, HTŞ’yi iktidarda tutmaya çalışan ,Rusya, İran, Türkiye, ABD ve Suudi Arabistan gibi güçlerin müdahalelerde, eklenince kaotik durum bir üst boyuta çıkmaktadır. Bu ülkeler, kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda Suriye’yi bir satranç tahtasına çevirdi.
Suriye’de IŞİD halen örgütlü bir güç olarak varlığını sürdürüyor. Her ne kadar 2019’da “halifelik” ilan ettikleri toprakları kaybetmiş olsalar da, IŞİD hücreleri çöllerde ve kırsal bölgelerde gizlenerek saldırılarını sürdürüyor. Sadece 19 Aralık 2025’te ABD’nin “Operation Hawkeye Strike” adıyla düzenlediği hava saldırıları, 70’ten fazla IŞİD hedefini vurdu ve örgütün hala aktif olduğunu kanıtladı. Bu operasyon, 13 Aralık’ta IŞİD’in ABD askerlerini öldürmesine misilleme olarak geldi ve Ürdün’ün de katılımıyla genişledi. IŞİD, Suriye’nin doğu çöllerinde yeniden toparlanıyor; yerel aşiretlerle ittifaklar kurarak finansman sağlıyor ve gençleri radikalleştiriyor. Bu örgütlü yapı, Humus gibi saldırıları mümkün kılıyor ve ülkenin güvenlik boşluklarını sömürüyor.
Suriye sofrasındaki kurtlar ise IŞİD’in yaşamasından yana görünüyor. Bu “kurtlar” –yani dış güçler ve bölgesel aktörler– IŞİD’in varlığını kendi çıkarları için kullanıyor. Örneğin, bazı ülkeler IŞİD tehdidini bahane ederek askeri varlıklarını meşrulaştırıyor; ABD petrol sahalarını koruma altına alırken, Rusya ve İran rejim yanlısı güçleri pekiştiriyor. IŞİD’in zayıf ama sürekli varlığı, bu aktörlere müdahale gerekçesi sunuyor ve Suriye’yi arafta sabitliyor.
Sonuç olarak, Humus camii saldırısı sadece bir mezhep çatışması değil, Suriye’nin dış müdahaleler ve şeriatçı çetelerin, kıskacında sıkışıp kaldığının simgesi. Yeniden inşanın yolu, bu kurtların sofradan uzaklaştırılmasından geçiyor; aksi halde, barış hayali uzak bir rüya olarak kalacak. Suriye halkı, bu kaosun ortasında umut arıyor, ancak her patlama gibi bu da, geleceğin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor.
Yorumlar (0)