Müesses nizam, CHP’ni Cumhur İttifakı, yargı ve kolluk marifetiyle yeniden fethetti ve işbirlikçileri KK ve ekibine teslim etti. Kısa bir süre de olsa kendi has partilerinin devletin kırmızı çizgilerini aşmasına rıza göstermeyecekleri ve bu oldu bittiyi kabul etmeyecekleri daha sürecin başında belliydi. Nitekim maksat hasıl oldu, bugüne değin sanki muhalefet varmış gibi bir görüntüyü sağlamaktan başka bir işlevi olmayan her durumda devletin payandası olmuş CHP’sini yeniden asli işlevine döndürmek için başlangıç adımını kararlılıkla attılar. Kapısını penceresini de indirerek partiyi yeniden fethettiler. Özgür Özel ve ekibinin CHP’de iktidar olmasıyla başlayan süreçte göze alınan hukuksuzluklar, adli katliamlar, tutuklamalar, gözaltılar, belediye baskınları gibi anti demokratik uygulamalar dikkate alındığında ‘vay be eski CHP bu devlet için ne kadar da önemliymiş’ demekten kendinizi alamıyorsunuz. Geçmiş olsun!
O andan itibaren CHP’nin başına çöreklenen KK ve ekibi ne kanun, ne kökleşmiş teamüller, ne de partinin tüzük hükümlerini umursuyor. Kendi kafalarına göre görevden alıyorlar, görev tanımları yapıp atamalar yapıyorlar ya da yapılması gerekenleri yapmayarak-mesela kurultay- ve köklü tasfiyelere hazırlanarak üzerlerine düşeni yapıyorlar.
Artık hayale gerek yok. Yaptıkları, göze aldıkları, yapacaklarının teminatıdır. CHP fethedilmiştir ve yeniden rayına oturtulmuştur. Bu saatten sonra CHP’yi yeniden demokrasi ve özgürlükler dalgasının üstüne yerleştirmek üzere çabalamak yıpratıcı, hırpalayıcı, tüketici bir çabadır. Ham hayaldir, avara kasnak gibi sonuçsuz bir uğraşa mahkum olmak demektir. Yeniden fethetmek için bunca hukuksuzluğu göze alanlar bu süreçteki geri dönüşü kabul edebilirler mi?
Bir süredir özgürlükler ve demokratik talepler etrafında kitleleri sokakla ve meydanlarla birleştiren Özgür Özel ve ekibi ertelenemeyecek, ıskalanamayacak bir yol ayrımındadır. Ya bugüne kadar başardıkları ve ulaştıkları düzeyi programatize ederek yeni bir kapı açıp yola revan olacaklar ya da kazanma şanslarının olmadığı bu yıpratıcı ve yok edici mücadelede tükenip hoş bir anı olarak tarihte yerlerini alacaklardır. Onların akıbetlerinden daha çok, aslında demokrasi mücadelesinin kaybedecekleri önemlidir tabii ki.
Kolay mı?
Değil tabii ki. Chp’yi kaybetmek maddi, manevi bir çok imkanın da kaybedilmesi demek. Bir anlamda sıfırdan başlamak demek. Bugün 110 vekil arkanızda gibi görünebilir, ne kadarı ceketi, rozeti çıkarıp yola dizildiğinizde arkanızda olacak bilemezsiniz. Bugün yanınızda görünen kadrolardan kaçı konforlu alanını terk etmeye cesaret edecektir bilemezsiniz. Hakeza bugünlerde yanınızda görünen kimi müttefiklerinizin-her eğilimden- böyle bir yol ayrımında kenara çekilip çekilmeyecekleri bilinemez. Çok çok sınırlı da olsa medya desteğinizin üzerlerindeki baskılara ne kadar dayanacağını bilemezsiniz. Bunlar yabana atılmayacak muhtemel tehlikeler. Azalır mısınız, evet, ancak azalmadan çoğalabilinir mi?
Ancak siyaset, tarihi dönüm noktalarında ‘cesaret’ göstermek değil midir? Siyasette cesaret ve halka güven büyülü bir kavram değil midir? Yeter ki cesaret edin. Saraçhane’ye çıkarken cesaret göstermediniz mi? Bu cesaretinize İÜ öğrenciler barikatları aşarak destek olmadılar mı? Bunca zamandır meydanları, sokakları hareketlendiren demokrasiye, özgürlüklere ve haklılığınıza olan inancınız değil miydi? Halkın bütün sınıf ve tabakalarının desteği arkanızda saflaşmadı mı? Hemen dönüp siyasi oluşumların ülkemizde nelerle karşılaşarak nerelerden nerelere ulaşabildiğini hatırlayın. HEP’le başlayıp bugünlere ulaşan HDP geleneğinin, yani Kürt siyasi hareketinin yaşadıklarını bilince çıkarın.
Önemli olan halk sınıf ve tabakalarının demokratik ve özgürlükçü taleplerini temel alan bir programla kitlelerin karşısına çıkmaya cesaret etmek. Hem zaten giderek genişleyen madenciler direnişi, emekçilerin hareketliliği, coğrafyasına, toprağına sahip çıkan köylüler, kuryeler, emekliler, kadınlar, gençler…vb. en büyük umut kaynağı değil mi?
Demokrasiyi, özgürlükleri temel alan radikal bir program Cumhur ittifakının 24 yıllık istibdat dönemini de sona erdirme potansiyeline halkla birlikte sahiptir ve bu sosyal demokrat program sosyalistlerin de desteğini-bugüne kadar olduğu gibi- arkasında bulacaktır.
Yorumlar (0)