Suriye’de Gerilim Tırmanıyor

Saldırı, 24 Şubat 2026’da Cebele kırsalında başladı. Yerel kaynaklar, HTŞ gruplarının obüs ve ağır silahlarla köylere ateş açtığını bildirdi. Hedef alınan köyler – Mezraatü eş-Şazrika, Tel Huveyri ve Kenkaru – ağırlıklı olarak Alevi toplulukların yaşadığı bölgeler. Bu köyler, Esad rejimi döneminde rejime sadık destekçilerinin yoğun yaşadığı bölge olarak bilinmektedir. Saldırının nedeni henüz tam olarak bilinmiyor, ancak analistler bunun HTS’nin Lazkiye’deki Alevi direnişini kırmak ve bölgeyi tamamen kontrol altına almak amacıyla yapıldığını düşünüyor. HTŞ, bu saldırıları “rejim kalıntılarını temizleme operasyonu” olarak nitelendirirken, muhalif sesler bunu etnik temizlik girişimi olarak görüyor.

     Suriye’de Gerilim Tırmanıyor

  

 HTŞ Tarafından , Lazkiye’deki Alevi Köylerine Saldırı

Suriye’nin kuzeybatısındaki Lazkiye yerleşkesinde, son günlerde şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Hay’at Tahrir al-Şam (HTŞ) lideri Ahmed el-Şara (eski adıyla Ebu Muhammed el-Colani) ve bağlı çetelerinin, Kuneytra bölgesini İsrail rejimine bırakmasının ardından, dikkatler şimdi Lazkiye’deki Alevi köylerine çevrildi. Yerel kaynaklara göre, HTŞ’nin “Savunma Bakanlığı”na bağlı gruplar, Cebele kırsalındaki Mezraatü eş-Şazrika, Tel Huveyri ve Kenkaru köylerini topçu ateşiyle hedef aldı. Bu saldırı, Suriye iç savaşının yeni bir evresini işaret ederken, sivil kayıpların artması uluslararası endişeleri artırıyor.

Olayın kökenleri, Suriye’deki siyasi dönüşümlere dayanıyor. Aralık 2024’te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından, HTS lideri Colani, ülkenin kuzeybatısındaki Idlib merkezli bir “kurtuluş hükümeti” kurdu. Bu süreçte, İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgeyi işgal etmesi ve Kuneytra eyaletinde kontrolü ele geçirmesi dikkat çekiciydi. İsrail ordusu, Esad’ın kaçışından sonra 1974 Ateşkes Anlaşması’nı geçersiz sayarak bölgeye girdi. Yerel raporlara göre, HTŞ bu işgale karşı çıkmadı; hatta bazı kaynaklar, Colani’nin İsrail ile gizli güvenlik anlaşmaları yaptığını iddia ediyor. Örneğin, İsrail medyasında yer alan haberlere göre, Colani’nin ekibi ile Tel Aviv arasında doğrudan temaslar kuruldu ve bu görüşmelerde Kuneytra’nın İsrail’e bırakılması karşılığında hava saldırılarının durdurulması pazarlığı yapıldı. Bu anlaşma, HTŞ’nin güney cephesini güvence altına almasını sağlarken, kuzeybatıdaki Alevi nüfusa yönelik baskıyı artırdı.

     Suriye’de Gerilim Tırmanıyor

Saldırı, 24 Şubat 2026’da Cebele kırsalında başladı. Yerel kaynaklar, HTŞ gruplarının obüs ve ağır silahlarla köylere ateş açtığını bildirdi. Hedef alınan köyler – Mezraatü eş-Şazrika, Tel Huveyri ve Kenkaru – ağırlıklı olarak Alevi toplulukların yaşadığı bölgeler. Bu köyler, Esad rejimi döneminde rejime sadık destekçilerinin yoğun yaşadığı bölge olarak bilinmektedir. Saldırının nedeni henüz tam olarak bilinmiyor, ancak analistler bunun HTS’nin Lazkiye’deki Alevi direnişini kırmak ve bölgeyi tamamen kontrol altına almak amacıyla yapıldığını düşünüyor. HTŞ, bu saldırıları “rejim kalıntılarını temizleme operasyonu” olarak nitelendirirken, muhalif sesler bunu etnik temizlik girişimi olarak görüyor.

Çatışmada, Alevi milis grubu Seraya El Cewad’ın üyeleri HTS güçlerine karşılık verdi. Yerel haber ajansı Mezopotamya Ajansı’na göre, çatışmada üç Seraya El Cewad üyesi hayatını kaybetti. Ayrıca, bir sivil kadın da top mermilerinin isabet etmesi sonucu öldü. HTŞ tarafında ise en az bir militanın öldüğü rapor edildi. Ancak, bağımsız kaynaklar sivil kayıpların daha fazla olabileceğini belirtiyor. Köy sakinleri, bombardımanın rastgele yapıldığını ve evlerin, tarlaların hedef alındığını anlatıyor. Bir görgü tanığı, “Gece yarısı başladı her şey. Top sesleriyle uyandık, çocuklar ağlıyordu. Kadınlar ve çocuklar dahil birçok kişi yaralandı veya öldü” diye konuştu. Saldırı sonrası köylerde elektrik ve su kesintileri yaşandı, birçok aile evlerini terk etmek zorunda kaldı.

     Suriye’de Gerilim Tırmanıyor

 HTŞ’nin Alevilere dönük soykırım politikası, Suriye’deki mezhepsel gerilimi yeniden alevlendirdi. Lazkiye, Alevi nüfusun yoğun olduğu bir bölgedir. HTŞ’nin saldırıları, daha önce Aleppo ve diğer bölgelerde azınlıklara yönelik benzer eylemleri hatırlatıyor. Örneğin, Ocak 2026’da HTŞ’nin Aleppo’daki Yezidi ve Hristiyan mahallelerine saldırıları uluslararası tepkiye yol açmıştı. Benzer şekilde, Şubat ayında Latakia’nın Barabshbo ve Al-Sheer köylerinde HTŞ ve müttefik grupların (bazı raporlara göre IŞİD kalıntıları dahil) Alawitlere yönelik katliamlar yaptığı iddia edildi. Videolarda, militanların “Allahu Ekber” diye bağırarak sivilleri öldürdüğü görülüyor. Bu saldırılar, HTŞ’nin “ılımlı” imajını ne kadar ucuz makyajdan ibaret olduğunu bir daha gösterir türdendendir.

Uluslararası toplumun tepkisi ise sınırlı kaldı. Birleşmiş Milletler, saldırıyı kınadı ancak somut adım atmadı. Türkiye, HTŞ’nin ana destekçisi olarak suçlanırken, Ankara bu iddiaları reddediyor. Rusya ve İran, Esad sonrası dönemde Alevi toplulukları korumak için müdahale sinyali verdi, ancak HTŞ’nin hızlı ilerleyişi karşısında zorlanıyorlar. ABD ve İsrail ise Colani ile yapılan anlaşmaları savunarak, “terörle mücadele” gerekçesini öne sürüyor.

Sonuç olarak, bu saldırı Suriye’nin kırılgan barışını tehdit ediyor. Colani’nin Kuneytra’yı İsrail’e bırakması, HTŞ’nin stratejik hesaplarını gösterirken, Lazkiye’deki Alevi köylerine yönelik bombardıman etnik çatışmaları derinleştiriyor. Eğer müdahale edilmezse, sivil kayıplar artabilir ve bölge yeni bir mülteci krizine sürüklenebilir. Yerel kaynaklar, barış için acil ateşkes çağrısı yapıyor, ancak HTŞ’nin saldırgan tutumu umutları azaltıyor. Bu olaylar, Suriye’nin geleceğinin hala belirsiz olduğunu kanıtlıyor.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış