Yeni Bir Dönemin Şifresi “Entegrasyon” mu?
Ortadoğu’da emperyalist güçlerin yeni bir dönem başlattığı tartışmaları sürerken, Suriye’de SDG’nin Suriye devletine entegrasyonunun ardından Irak’ta silahlı örgütlerin geleceği açısından kritik adımlar atılıyor. Hükümet, uzun yıllardır ülkenin güvenliğini tehdit eden milis yapılarını ya feshediyor ya da devlet kurumlarına entegre ediyor. Bu süreç, sadece Irak’ın iç güvenliği açısından değil, bölgedeki Hizbullah ve Hamas gibi aktörlerin de kaderini etkileyebilecek geniş bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. Bir başka ifadeyle Ortadoğu’da birçok devletten güçlü ancak devlet olmayan silahlı güçleri, bulundukları ülkelerdeki devlet yapılarına entegre etmeyi hedefliyor.
Bu bağlamda Irak Başbakanı Ali Zeydi liderliğindeki hükümet, “Devlet Kontrolünde Silahların Toplanması ve Bağların Kesilmesi Komisyonu”nu kurarak kapsamlı bir güvenlik reformu başlattı. Komisyon, silahlı grupların personel envanterini, maaş sistemlerini ve komuta zincirlerini belirleyerek bu yapıların Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı bünyesine nasıl entegre edileceğini planlıyor. Süreç, önce idari ve mali denetimle başlıyor; ardından eğitim, rütbe uyumu ve tek bir komuta zinciri altında birleşme gibi teknik aşamalar devreye giriyor.
Entegrasyonun İlk Aşamasında Önemli Başarılar Elde Edildi
4 Haziran’da Samarra’da düzenlenen törende Seraya es-Selam’ın silahlı kanadının feshedildiği resmen ilan edildi. Törene Iraklı askeri yetkililerin katılması, sürecin resmiyet kazandığını gösteriyordu. Parlamentoda Sadıkun Hareketi üzerinden temsil edilen Haşdi Şabi’nin en büyük gruplarından Asaib Ehl el-Hak da silahlı kanadını feshederek siyasi faaliyetlerine devam etme kararı aldı. Benzer şekilde İmam Ali Tugayları, 2 Haziran’da Haşdi Şabi ile tüm ilişkisini kestiğini duyurdu ve 10 Haziran itibarıyla silah envanteri ile personel bilgilerini hükümet komisyonuna teslim etti.
Entegrasyonu Kabul Etmeyenlerin Akıbeti Belirsizliğini Koruyor
Gerek Irak gerekse Ortadoğu’nun diğer ülkelerindeki kimi gruplar bu sürece sıcak bakmıyor. Irak Hizbullahı, Seyyid Şüheda Tugayları, Nuceba Hareketi, Seraya Evliya el-Dem, Eshabul Kehf ve Kerbela Tugayları gibi yapılar, silahlarını teslim etmeye yanaşmayacaklarını açıkça ilan etti. Bu direnç, entegrasyon sürecinin önünde ciddi engeller oluşturabilir ve Irak’ın güvenlik mimarisinde kalıcı kırılmalara yol açma potansiyeli taşıyor. Ötesinde Hizbullah ve Hamas gibi örgütlerin entegrasyon karşıtı pozisyonunu güçlendireceğe benziyor.
Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Kongre Topluyor
Sürecin en hassas başlıklarından biri de Şengal (Sinjar) bölgesi. Haşdi Şabi Başkanı Falih el-Feyyad, Ninova Diyalog Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, üç ay içinde Şengal’in tamamının, özellikle Şengal Dağı’nın Irak güvenlik güçlerinin kontrolüne gireceğini belirtti. Bu açıklama, bölgede faaliyet gösteren Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve kadın birlikleri YJŞ’nin geleceğini doğrudan tartışmaya açtı. Henüz hükümetten resmi bir açıklama gelmese de, entegrasyon sürecinin Şengal’deki silahlı yapıları da kapsayıp kapsamayacağı merak konusu.
Bu tartışmaların gölgesinde YBŞ, yarın Şengal’de kritik bir kongre düzenliyor. Rûdaw’ın edindiği bilgilere göre kongreye Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) de davet edildi. Kongrede YBŞ’nin geleceğine dair stratejik kararlar alınması bekleniyor. KDP’nin davet edilmesi, Erbil-Bağdat ilişkilerinde ve Şengal’in statüsünde yeni bir sayfa açılabileceğinin işareti olarak okunuyor.
Irak’taki bu reform, tesadüfi bir iç politika hamlesi olmanın ötesinde büyük bir bölgesel dönüşümün parçasıdır. IŞİD karşıtı Uluslararası Koalisyon’un Irak’taki görev süresinin eylül ayında sona ermesi beklenirken, hükümet silahlı grupları devlet kontrolü altına alarak egemenliğini pekiştirmek istiyor. Bu adım, hem iç güvenlik açısından istikrar sağlayabilir hem de uluslararası aktörlerin Irak üzerindeki nüfuz mücadelesinde yeni dengeler oluşturabilir.
Bölgesel ölçekte bakıldığında, Irak’taki entegrasyon ve fesih süreci, Lübnan’daki Hizbullah ve Filistin’deki Hamas gibi örgütlerin de benzer baskılarla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. Emperyalist güçlerin Ortadoğu’da başlattığı yeni dönem, silahlı yapıların ya HTŞ gibi devletleşmesini ya da tasfiyesini dayatıyor. Bu süreçte kazanan tarafın kim olacağı, Irak’ın ve bölgenin yakın geleceğini belirleyecek.
Irak hükümeti entegrasyonu hızla sürdürürken, direnen gruplarla nasıl bir yol izleyeceği kritik önem taşıyor. Şengal kongresinden çıkacak kararlar da bu tablonun belirginleşmesine yardımcı olacak.
Bu dönüşüm, sadece Irak’ın değil, tüm Ortadoğu’nun haritasını yeniden şekillendirebilecek bir potansiyele sahip. Uluslararası güçlerin desteğiyle ilerleyen süreç, bölgede “devlet dışı aktörler” döneminin yavaş yavaş kapanmakta olduğunun en somut göstergelerinden biri olarak tarihe geçebilir. Sonrasını hep birlikte göreceğiz.
Yorumlar (0)