KESK’ten 17 Temmuz’da Adaletb Bakanlığı Önünde Adalet Nöbet

KHK’larla gerçekleştirilen ihraçlar, Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Binlerce öğretmen, akademisyen, sağlık çalışanı, mühendis, idari personel ve daha niceleri, bir gecede hayatlarının emeğini kaybetti. Savunmaları alınmadan, suçlamalar somutlaştırılmadan, hatta çoğu zaman hangi gerekçeyle ihraç edildiklerini bile tam olarak öğrenemeden işlerinden oldular. Bu süreç, sadece bireysel dramlar yaratmadı; aynı zamanda toplumun vicdanını yaraladı. Uzun yıllar boyunca eğitim görmüş, mesleki birikimlerini toplum yararına harcamış emekçiler, şimdi ne yazık ki toplumsal hayata aktif katkı sunamaz hale getirildi. Aileler dağılma riskiyle karşı karşıya kaldı, çocuklar geleceğe dair umutlarını yitirdi, evler geçim sıkıntısıyla boğuştu. Dokuz yıl boyunca süren bu mağduriyet, artık dayanılmaz bir noktaya ulaşmıştır.

KESK’ten  17 Temmuz’da  Adaletb Bakanlığı Önünde Adalet Nöbet

 

 KHK ile İhraç Edilen Emekçilerin Görevleri İade Edilsin!

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin üzerinden dokuz yıl geçti. Ancak o karanlık gecenin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) on binlerce kamu emekçisi, hiçbir somut delil gösterilmeden, savunma hakkı tanınmadan ve yargı kararı olmaksızın mesleklerinden edildi. Aradan geçen bunca zamana rağmen hâlâ kapı dışarı edilmiş binlerce emekçi, aileleriyle birlikte derin bir mağduriyet yaşıyor. İşte bu adaletsizliğe karşı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 17 Temmuz’da Adalet Bakanlığı önünde güçlü bir adalet nöbeti tutacak. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz’ün liderliğindeki bu eylem, sadece ihraç edilenlerin kişisel bir mücadelesi değil; hukukun üstünlüğü, demokrasi, sendikal haklar ve çalışma hakkına sahip çıkma mücadelesinin somut bir yansımasıdır.

KHK’larla gerçekleştirilen ihraçlar, Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Binlerce öğretmen, akademisyen, sağlık çalışanı, mühendis, idari personel ve daha niceleri, bir gecede hayatlarının emeğini kaybetti. Savunmaları alınmadan, suçlamalar somutlaştırılmadan, hatta çoğu zaman hangi gerekçeyle ihraç edildiklerini bile tam olarak öğrenemeden işlerinden oldular. Bu süreç, sadece bireysel dramlar yaratmadı; aynı zamanda toplumun vicdanını yaraladı. Uzun yıllar boyunca eğitim görmüş, mesleki birikimlerini toplum yararına harcamış emekçiler, şimdi ne yazık ki toplumsal hayata aktif katkı sunamaz hale getirildi. Aileler dağılma riskiyle karşı karşıya kaldı, çocuklar geleceğe dair umutlarını yitirdi, evler geçim sıkıntısıyla boğuştu. Dokuz yıl boyunca süren bu mağduriyet, artık dayanılmaz bir noktaya ulDayanışmaya Davet

KESK, bu hukuksuzluğa ilk günden itibaren karşı duran en öncü kurum olmuştur. Eş Genel Başkan Ahmet Karagöz, yaptığı açıklamada bu mücadelenin salt ekonomik bir talep olmadığını, temel hak ve özgürlükler için verilmesi gereken bir demokrasi mücadelesi olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır. “Bu sadece ihraç edilenlerin sorunu değildir” diyen Karagöz, tüm demokrasi güçlerini dayanışmaya davet ediyor. Gerçekten de mesele, bir grup insanın işine geri dönmesinden ibaret değildir. Mesele, keyfi kararlarla insanların hayatlarının yok sayılmasına, hukukun askıya alınmasına ve çalışma hakkının gasp edilmesine dur demektir. Demokrasinin temel taşlarından biri olan adalet, ancak bu tür ihraçların son bulmasıyla yeniden tesis edilebilir.

KESK’ten  17 Temmuz’da  Adaletb Bakanlığı Önünde Adalet Nöbet

Çalışma Hakkı En Temel İnsan Hakkıdır

17 Temmuz’da Adalet Bakanlığı önünde gerçekleşecek nöbet, sessiz bir bekleyiş değil; aksine, sesini duyurmak isteyen on binlerce emekçinin ve onların yanında duranların güçlü bir haykırışı olacaktır. Bu eylem, “Adalet Nöbeti” adıyla, hukuksuzluğun bittiği, mağduriyetlerin sona erdiği bir dönemin başlangıcı olma potansiyeli taşımaktadır. KESK’in çağrısı, sadece sendika üyelerine değil, tüm demokrasi güçlerine, sivil toplum örgütlerine, ilerici kamuoyuna ve vicdan sahibi herkese yöneliktir. Çünkü bu mücadele, ortak bir gelecek için veriliyor. Çalışma hakkı, en temel insan hakkıdır. Hiçbir gerekçe, bu hakkın gasp edilmesini meşrulaştıramaz.

Bugün, dokuz yılın ardından hâlâ KHK mağdurlarının sesini duyurmak, Türkiye’nin demokratikleşme yolunda attığı en önemli adımlardan biri olacaktır. İhraç edilen emekçilerin görevlerine iade edilmesi, hem hukuki bir zorunluluk hem de toplumsal bir yarayı sarma iradesidir. KESK’in 17 Temmuz çağrısı, bu iradenin somutlaşmış halidir.

Tüm demokrasi güçlerini, 17 Temmuz’da Adalet Bakanlığı önünde bir araya gelmeye, adalet nöbetine omuz vermeye davet ediyoruz. Bu mücadele, sadece KHK’lıların mücadelesi değildir; hepimizin mücadelesidir.  Eşitliğin ve özgürlüğün yeniden hâkim kılınması için sessiz kalmayalım. Adalet yerini bulana kadar nöbetteyiz!

Adalet istiyoruz, görevlerimizi istiyoruz!

 

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış