Bekin Elvan 13 Yaşında Bir Çocuk
Berkin Elvan hep on üç yaşında kaldı. O dar sokakta, ekmek almak için çıktığı yolda, gökyüzü birdenbire ağırlaştı. Taşın toprağın, suyun ve çiçeğin unutulduğu bir zamanda, küçük adımlarıyla hayata tutunmaya çalışan bir çocuktu o. Boynuna Kırmızı fularını sarmış, belki de annesinin elleriyle örülmüş sıcaklığıyla, sokakların sesine karışmıştı. Gece trenlerine binmemesi, mızıka çalmaması söylenirdi ona; ama o, masumiyetin en çıplak haliyle, sadece ekmek istiyordu.
Şimdi içimizde bir korku kaldı, terk edilmiş çocukların gölgesi gibi. Siyah-beyaz fotoğraflarda yitik yüzler, kırık bir vazonun masanın ortasında durduğu yıkık odalar. Susuz, çiçeksiz, sessiz. Gökyüzü tepemizden tasını tarağını toplayıp gidiyor gibi, bulutlar bile yas tutuyor. Sokaklar hâlâ o günün yankısını taşıyor; bir çocuğun koşan ayak sesleri, bir gaz kapsülünün ıslığı ve sonra derin bir boşluk.
Berkin, o günün çocuğu, bütün çocukların simgesi oldu. On üç yaşında bir umut, on üç yaşında bir isyan, on üç yaşında bir veda. Okula giderken, arkadaşlarıyla oynarken, annesinin elini tutarken hayal ettiğimiz o saf haliyle kaldı aramızda. Zaman onun için durdu; takvimler o sayfada kaldı. Her bahar geldiğinde, her karanfil açtığında, her çocuk güldüğünde, o sokaktaki gölge yeniden canlanıyor.
Yitik bir fular gibi rüzgârda savrulan anılarımız, vurulmuş bir masumiyetin acısıyla doluyor. Ama o, hâlâ aramızda. Ekmek kuyruklarında, okul yollarında, oyun bahçelerinde. “Vurulursun” diye fısıldanan uyarılar, şimdi bir ağıt oluyor. Kırmızı fularlar boyunlarda, mızıkalar sokaklarda, gece trenleri hayallerle dolu. Berkin’in gözleri, karanlığın içinden bize bakıyor; “Unutmayın” diyor sanki, “ben hâlâ on üçüm.”
O dar sokak hâlâ orada. Duvarlar kurşun izleriyle, kaldırımlar küçük ayak izleriyle dolu. Ama gökyüzü artık daha geniş, çünkü bir çocuğun bedeni toprağa karışsa da, umudu havada asılı kaldı. Berkin Elvan, hep on üç yaşında, hep bizimle. Sessiz bir isyan, kırılmamış bir dal, susmamış bir su gibi. Ve biz, o boş odada kırık vazoyu onarmaya çalışırken, onun adını her nefeste taşıyoruz. Ekmek almak için çıkan çocuk, artık bütün çocukların yolunu aydınlatıyor.

Yorumlar (0)