Datçalı Mimarlar, dünkü (17 Haziran Çarşamba) Forum'da ilk sözü kuranlardı. Mimarlar Odası Datça Temsilciliği olarak hazırladıkları raporu, (Gizem Çetin Özer, Tülay Özberk, Zeynep Adaş Şahin, Dila Demirelli) 4 kadın mimar olarak görseller üzerinden sundu... Hazırlanan bir görsel oldukça korkutucuydu. Özelleştirilen kamusal alan inşaata açıldığında karşımıza nasıl bir heyula'nın çıkacağını gösteriyordu:
Hazırlanan rapor aslında, Datçalıların itirazlarının da belkemiğini oluşturuyordu. Rapor itirazların yanısıra mücadele azim ve kararlılığını da yansıtıyordu. Mimarlar Odası tarafından sunulan rapor daha girişinde Toplum Sağlığı Merkezinin neden özelleştirilmemesi gerektiğini anlatarak başlıyordu. Mimarlar, itirazlarını bilimsel dayanaklarıyla anlattıkları raporda, itirazlarının takibi için de ısrarcı olacaklarını belirterek raporlarını sonlandırıyorlardı.
Datça Toplum Sağlığı Merkezi Parselinin Özelleştirilmesi Girişimine Dair Teknik ve Şehircilik Değerlendirme Raporu
GİRİŞ VE AMAÇ: TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ ÖZELLEŞTİRİLİLMEMELİ.
Datça sahil şeridinde, denize sıfır konumda bulunan toplum sağlığı merkezi binası ve içinde yer aldığı parselin özelleştirilmesi, açıkça kamu yararına aykırı bir girişimdir ve kabul edilemez. Plan bütününde Datça geneli incelendiğinde, özellikle çevre yolu ile kıyı hattı arasında kalan ve kentin “merkez” olarak tanımlanan bu bölgesinin, mevcut yoğunluğu taşıyan ana odak olduğu görülmektedir. Ancak aynı alan tarandığında, kamusal kullanım için ayrılmış okul/yeşil alan/ otopark vb. alanların yok denecek kadar az olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Söz konusu parsel, yalnızca mevcut sağlık işlevi açısından değil, aynı zamanda konumu itibarıyla da yüksek kamusal değer taşımaktadır. Bu rapor, söz konusu özelleştirmenin şehircilik ilkelerine, anayasal haklara ve kentsel taşıma kapasitesine neden aykırı olduğunu teknik verilerle ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.

Kamulaştırma İmkânsızlığı Bu stratejik parsel özelleştirilip ticari bir fonksiyona dönüştüğünde, 10 yıl sonra kentin artan ihtiyaçları doğrultusunda bu alanı yeniden kamuya kazandırmak astronomik maliyetler nedeniyle fiilen ve hukuken imkânsızlaşacaktır.
Altyapı Çöküşü Artan nüfus ve göç baskısıyla 5-10 yıl içinde trafik ve yaya sirkülasyonu tamamen felç olduğunda, merkezde müdahale edilebilecek yegâne alan bugünden elden çıkarılmış olacaktır.
Nesiller Arası Aktarım Bu özelleştirme, bugün çocuk yaşta olan yeni nesillerin gelecekte merkezde, denize sıfır konumda sosyalleşebilecekleri ve kamusal hizmet alabilecekleri hiçbir alanın kalmaması demektir.
Nefes Koridoru ve Afet Toplanma Alanı Kırmızı çerçeve ile işaretlenmiş alan, yoğun kent dokusunun denize açıldığı ender pencerelerden biridir. Olası bir deprem veya afet durumunda, merkezdeki nüfusun hızlıca tahliye edilebileceği ve geçici barınma/toplanma alanı olarak kullanılabilecek ve deniz yoluyla bağlantılı yegâne kritik noktalardan biridir.
Kentsel Isı Adası Etkisi Bu tür sahil parsellerindeki yapısal boşluklar, deniz melteminin kent içine girmesini sağlayan doğal havalandırma koridorlarıdır. Özelleştirme sonrası buraya yapılacak yoğun veya kapalı bir kütle, kentin mikro-klimasını olumsuz etkileyecektir.
SONUÇ VE MİMARLAR ODASI OLARAK ÖNERİMİZ
Bu nedenle, ilgili alanın özelleştirilmesi yerine; mevcut sağlık işlevi korunarak ya da alternatif bir kamusal kullanım (park, rekreasyon alanı, kültürel/sosyal donatı vb.) gözetilerek değerlendirilmesi, Datça’nın sürdürülebilir gelişimi ve kamusal yaşam kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kıyılar ve kıyıya yakın alanlar, anayasal ve evrensel ilkeler gereği toplumun ortak kullanımına açık olmalıdır. Bu doğrultuda, söz konusu alanın kamu yararı önceleyerek korunması ve geliştirilmesi gerektiğini önemle vurgularız.
Mimarlar Odası olarak kentsel mekâna dair çağdaş yaklaşımımız Öze Dönüş ve Ekolojik Bütünlük ilkesine dayanmaktadır.
Bu doğrultuda söz konusu parsel için vizyonumuz ve idareden talebimiz şudur:
Doğal Topoğrafyanın ve Zeminin Korunması Arazinin hızlı mühendislik yaklaşımlarıyla düzleştirilmemesi, altının kazılarak yeraltı otoparkı vb. işlevlerle boşaltılmaması ve toprak bütünlüğünün mutlak surette korunması.
Endemik Flora ve Hafıza Alanın açık mekanlarının, Datça'nın yerel iklimine ve biyo çeşitliliğine ait endemik bitki türleriyle donatılması; peyzajın bir süs veya saklama aracı olarak değil, kentin ekolojik hafızasının yaşatıldığı bir botanik alan olarak tasarlanması.
Doğayla Bütünleşik Kültürel Donatı Mevcut veya önerilecek yapısal müdahalelerin minimum karbon ayak izi ilkesiyle tasarlanması, alanın ticari ranttan tamamen uzaklaştırılarak, yerel halkın kullanımına açık bir Kütüphane, Kültür Evi ve Ekolojik Deneyim Alanı olarak kente kazandırılması.
Özetle; bu stratejik parsel, beton bloklar arasına sıkışmış Datça kent merkezinde sadece bir açık alan değil, topoğrafyasına dokunulmamış, Datça bitkileriyle gölgelenen ve denize açılan bir Kültür ve Doğa Vahası olarak kamu elinde tutulmalıdır. Mimarlar Odası olarak sürecin her aşamasında bu vizyonun savunucusu olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Mimarlar Odasının etkili sunumundan sonra,
Forum'da Muğla Tabip Odası Başkanı Çetin Erdolu ve TTB Merkez Yürütme Kurulu üyelerinden Nilüfer Ustael söz aldı. Ülkenin ve sağlık sisteminin içinde bulunduğu durumu da anlatan hekimler, sağlıkta özelleştirmenin vardığı noktayı özetlediler. Hastane ya da sağlık merkezlerinin özelleştirme kararlarına karşı verilen mücadelelerden de önemli örnekler verdiler.
Hukukçu-Avukat Ali Kurt ise, Türkiye'de hukukun düşürüldüğü durumu, Datça'da da açılan davalar üzerinden örnekledi. Siyasi amaçlarla hukukun nasıl arkasından dolaşıldığını anlattı. Siyasi iradenin hukuku hiçe saydığını, yasal görünüp kitabına uydurduğunu ama meşruiyeti ıskaladığını anlattı. Konuşması bir hukuk felsefesi dersi niteliğindeydi..
Forum'da konuşmacılardan biri de Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt oldu. Kurt'un anlatımında en dikkat çeken konu, siyasi iradenin içine düştüğü tezattı: “sağlık için kullanılan burayı bize sormadan özelleştiriyorlar ama çok geçmeden bize ait başka bir mülkü de sağlık merkezi yapmak için elimizden almaya çalışıyorlar” diyerek içine düştükleri çelişkiye dikkat çekti.
Forum'a davet edilen kurumlardan Datça Kent Konseyinden Ayşe K. Arslantürk'te, itirazlarını dillendiren kısa bir konuşma yaptı.

Mücadelenin Sürmesi için geliştirilen öneriler de vardı
Forum'da birçok katılımcı, özelleştirilmeye çalışılan alan ile ilgili hatıralarını anlattı. Kimileri hastane'de doğan çocuğunu anlattı, kimisi hastane bahçesine diktikleri ağaçları anlattı, kimisi hastane altı plajını anlattı. Datça Kaymakamlığına vekalet eden Ambarcı'nın eski hastane'yi dernekleşerek Datçalılar olarak nasıl aldıklarını, nasıl inşaatına başladıklarını, aslında arazinin ve inşaatının önemli bir kısmının Datçalıların imkanlarıyla yapıldığını ve sonra devlete hibe edildiğini dolayısıyla devletin buranın özelleştirilmesinde Datçalıya-kamuya borcu olduğunu hatırlatanlar da oldu. Toplantıda en çok konuşulan konulardan biri de özelleştirmelerle ellerinden alınmak istenen kamusal alanların kaybedilmemesi için mücadelenin nasıl yürütülmesi gerektiğine dair öneriler de oldu. Konuşan herkes mücadelenin devam etmesi konusunda anlaşmıştı. Herkes heyecanla daha güçlü bir direniş örmek üzere öneriler sundu. Mahallelere gidelim anlatalım diyenler oldu; özelleştirilmek istenen alanları boş bırakmayalım, gerekirse buraya çadır kuralım diyenler oldu; her hafta mesela Salı buluşmalarında kalabalık olarak buraya ziyaretler düzenleyelim diyenler oldu. Burada etkinlikler düzenleyelim, ya da yapmak istediğimiz tüm etkinlikleri buraya taşıyalım diyenler oldu. Öneriler öylece uzayıp gitti.
Toplantıda sık sık özelleştirmeye karşı çıkan kıvrak bir şarkı da duyuldu. Toplantı coşkulu ve Datça ölçeğinde kalabalıktı.
Yorumlar (0)