Özelleştirmelere Karşı Datça’dan Yükselen Ses

Bu bir izlenim yazısı. Haber gibi bir hikaye. Ya da hikayeye benzeyen bir haber. Kimileri izlenim diyor. Kıssa'sı: "bugün bir kez daha ses verdi, Datça. Umut verdi..."

Özelleştirmelere Karşı Datça’dan Yükselen Ses

Datçalılar uzun yıllardır kural tanımayan ardı ardına gelen özelleştirme kararlarıyla  boğuşuyor.  Eski Hastaneyle uğraşırken daha dün Emecik'te yüzlerce dönüm arazi daha özelleştirme kapsamına alındı!
Bugün (17 Haziran 2026) Datça, Cumhurbaşkanlığı eliyle özelleştirme furyasına karşı yine sesini yükseltti. Datça Demokrasi Platformunun paydaşı olan siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına birçok bileşen örgüt ve birey yurttaş eski hastanenin bahçesinde  toplandı. Gelenler arasında TMMOB’lu mimar mühendisler de vardı, TTB’li tabipler de… Baro’dan hukukçular da vardı, Belediyeden ya da Kent Konseyinden katılımcılar da… Datçalıların başka yerlerden gelmiş ziyaretçileri de vardı bugün. Kalabalıktı Datça…

Özelleştirmelere Karşı Datça’dan Yükselen Ses

Eski Hastane olarak bilinen, Datçalıların zamanında dernekleşerek kendi imkanlarıyla satın aldıkları, inşaatına başladıkları Eski Hastane ve Lojmanlar, geçtiğimiz Mart ayında Cumhurbaşkanı Kararıyla özelleştirme kapsamına alınmıştı ya (bilenler bilir hani)! Datçalılar bu binaların olduğu kamu yararına kullanılan bu alanın özelleştirilmemesi için milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla, siyasi partileri, sivil toplum örgütleriyle yüzlerce insanla toplanıp daha önce de meydanlara inmişti (bkz:https://www.dayanisma-datca.org/datca-halkindan-eski-hastanenin-ozellestirmesine-sert-tepki/  ve https://www.dayanisma-datca.org/datca-ozelestirmeye-karsi-ayaga-kalkti/). 

Özelleştirmelere Karşı Datça’dan Yükselen Ses

Bugün de Hastanealtı plajının hemen üstünde, Toplum Sağlığı Merkezinin bahçesini doldurmuştu… Yine alanlardaydı Datçalılar…  

Datça Demokrasi Platformu altında birleşen bileşenlerden temsilcilerle kurulan Özelleştirme Karşıtı Ekip, uzun zamandır çalışıyordu. CHP’lisi, DEM’lisi, TİP’lisi, EMEP’lisi, SOL Partilisi… MUÇEP’ten yaşam savunucuları, Meslek Odalarından mimarı, mühendisi, Kadın Platformundan, Hayvansevenlerden, Mahalle Derneklerinden, İnanç kuruluşlarından, politikacılarından, öğretmenlerinden, yogacılarından, sağlıkçılarından, emeklilerinden, emekçilerinden, gençlerinden, en çok da yaşlılarından… kadınlarından, erkeklerinden çocuklarına kadar birçok katılımcı vardı alanda. TMMOB, TTB’den, Baro’dan katılımcılar vardı, desteğe gelmiş

Pankartlar asılıydı alanda. Sağlık hakkı için Datça Sağlık Meclisinin Pankartı ile “Toplum Sağlığı Merkezi Halkındır Sattırmayacağız” yazan Datça Demokrasi Platformu pankartı ilk göze çarpanlardandı. Bir de beyaz bir tahta’da özelleştirilecek alanın resimleri vardı. İtirazları okunuyordu Datçalı genç mimar kadınların… İtirazlarını raporlaştırmışlar, gelene gidene anlatıyorlardı, daha başlamadan foruma…


Bir müzik çalınıyordu kulaklara: bir ses “ranta talana teslim olmaz kentimiz, özelleştirme oyunu vız gelir bize, sağlık hakkı için de yürüyoruz, kıyılar halkındır satılamaz, kültürel mirasımız parayla alınamaz, şirketlerin değil herbirimizin” diye gayet oynak bir şarkı söylüyordu. Dinleyenler kah sese katılıp “özelleştirme oyunu vız gelir” diyordu, kah ayaklarıyla, elleriyle ritim tutuyordu. Dans ediyordu. Sonra… Sonra, kalabalık gruplar geldi alana, attıkları sloganlarla kalabalığı daha da çoğalttılar...

Özelleştirmelere Karşı Datça’dan Yükselen Ses

Kolaylaştırıcı bir ekip vardı. Biri saat tutuyordu. Hak geçmesin diye… Biri konuşanları tanıtıyordu. Önce sözü bir mimara verdi. “Olmaz” dedi mimar. “Planlarda da denize açılan bu alan, kamusal bir alan” dedi. “Korunmalı” dedi. Bir başka mimar “burada bu kentin soluk almasını sağlayan yeşili var, şunca gri nokta arasında” dedi. Kağıtta gösterip gri nokta dediği, plandaki bir sürü beton grisi binaydı, gerçekten de... Bir emekli öğretmen, tek tek ağaçları gösterdi: “her ağacını biz öğrencilerimizle birlikte diktik” dedi. Gözleri yaşarmıştı. Bir başka genç mimar, “denize açılan bu alanda bu kentte yaşayanların ortak hatıraları var” dedi. Sahili gösterdi, “ben şurada yüzmeyi öğrendim" dedi. Heyecanlıydı, "anksiyetem var ama benim için burası önemli, onun için konuşuyorum” dedi. Bir mimar daha çıktı… “bu alan planlarda başından beri toplum yararı için bırakılmış bir alandır, kamu yararı dışında kullanılamaz” dedi. Davet ettiğimiz Tabipler Odasından bir doktor, “burası başından beri toplum sağlığı için kullanılan bir yer” dedi “ve yine toplum sağlığı için kullanılmalıdır” dedi. Bir avukat, hukuk felsefesi dersi verdi. Hukukun nasıl arkasından dolaşıldığını anlattı. Siyasi iradenin hukuku hiçe saydığını, yasal görünüp kitabına uydurduğunu ama meşruiyeti ıskaladığını anlattı. Belediyeden bir başkan, “sağlık için kullanılan burayı bize sormadan özelleştiriyorlar ama çok geçmeden bize ait başka bir mülkü de sağlık merkezi yapmak için elimizden almaya çalışıyorlar” dedi.  Yaşanan tezata dikkat çekti! Ankara’dan gelen başka bir doktor, başka yerlerde de benzer sağlık merkezlerinin nasıl halkın elinden çalınmaya çalışıldığını ama tepki gösteren halkın şehir içindeki eski hastanelerini bırakmamak için nasıl direndiklerini anlattı. Bir adam bundan etkilendi. “Burayı bırakmamalıyız, direnişi büyütmeliyiz” dedi. Başka biri “daha kalabalık olmalıyız” dedi. Başka bir kadın, “herkese ulaşmalıyız, köyleri-mahalleleri dolaşmalıyız, anlatmalıyız… herkesi buraya getirmeliyiz” dedi.

Bugün bir kez daha ses verdi, Datça. Umut verdi.

Hatırlamak Üzere Önemli Not: Sanmayın ki bu Datça için bir ilk... Yıllar önce hani o meşhur salgın (pandemi) günlerinde de özelleştirmelerle uğraşıyordu, Datça. O zamanlar artırılmış zekalara ulaşmak kolay değildi ve müzisyenler vardı... Müzisyenlerin şarkılarıyla savunuyorduk Datça'yı, yine... (Arşivi için Özge Ç. Denizci'ye teşekkürler

 

Yazar ibo.a.bo

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış