Ten Alfabesi: M.Özgür Mutlu’nun Yeni Romanı Raflarda

M. Özgür Mutlu’nun yeni romanı “Ten Alfabesi” görünmez tel örgülerin içinde yaşarken sınırların farkına varan insanların hikâyesini anlatıyor. Devletin, bedeni ve zihni aynı anda kuşatan iktidar biçimlerini, dilin sessizce nasıl dönüştüğünü ve özgürlüğün nasıl aşındığını ağır ağır ortaya koyuyor. Bireyin varoluşsal sınırlarını ten üzerinden okuyan roman, toplumsal ve fiziksel kısıtlamaların farkına varan insanların psikolojisine odaklanıyor.

Ten Alfabesi: M.Özgür Mutlu’nun Yeni Romanı Raflarda

M.Özgür Mutlu’nun yeni romanı “Ten Alfabesi” görünmez tel örgülerin içinde yaşarken sınırların farkına varan insanların hikâyesini anlatıyor. Devletin, bedeni ve zihni aynı anda kuşatan iktidar biçimlerini, dilin sessizce nasıl dönüştüğünü ve özgürlüğün nasıl aşındığını ağır ağır ortaya koyuyor.

Mutlu’nun yeni romanı “Ten Alfabesi”, okurla buluştu. İthaki  Yayıncılık tarafından yayımlanan Ten Alfabesi, devlet aygıtının beden ve birey üzerindeki "görünmez tel örgülerini" ve sınırlarını sorgulayan, modern toplumdaki eşitsizlik, gözetim ve otoriter yönetimleri eleştirel uyarı niteliği ile etkileyici bir roman. Bireyin varoluşsal sınırlarını ten üzerinden okuyan roman, toplumsal ve fiziksel kısıtlamaların farkına varan insanların psikolojisine odaklanıyor.

M.Özgür Mutlu, 2011 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nün öykü dalında sahibi olurken, Güzel Seferlerin Süvarisi adlı romanı ile 2024 Atilla İlhan İlk Romanı Vakıf Özel Teşvik Ödülü sahibi oldu. Mutlu'nun öyküleri ve yazıları pek çok dergide yayımlandı. Van Gölü Ekspresi, Karton Ev, Dünyanın Çivisi, Dönme Dolap Düşleri, Güzel Seferlerin Süvarisi yayımlanan kitapları arasında. 

Kitaptan:

“İnandırıldığımız, tüm inandıklarımız kadar gerçek olmama ihtimalini göz ardı ettiğimiz bir yalan değil de ne özgürlük? Peşinden koştuğumuz, ucubeleşmiş bir fikir... Asla kendi vermediğimiz kararları, bize kendimizin verdiğini düşündürten, sonsuz sandığımız şehrin sokaklarında, fırtınaya tutulmuş bir tekne misali savrulduğumuz o büyük oyun alanını bize bahşeden saplantı. Söylenmekten eskimiş, yıpranmış, yavan bir sözcük.”

 

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış