Yeni Bir 1 Mayıs'a Girerken...

Adı her ne olursa olsun, ister otoriter, ister faşizan, ister totaliter, ister seçimli diktatörlük... her gelen gün, dünden kötü... Eski kötü günlerle karşılaştırır olduk bugünü...

Yeni Bir 1 Mayıs'a Girerken...

gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Yeni bir 1 Mayıs'a birkaç gün kala,  40'ların, 50'lerin, 70'lerin, 80'lerin, 90'ların Türkiye'sini arar olduk... Yine Taksim Meydanı polis bariyerleriyle halka kapatılıyor... Kazancı Yokuşundaki anmaya polis müdahale ediyor. İşçi heyeti darp edilerek gözaltına alınıyor (bkz:https://sendika.org/2026/04/kazancidaki-1-mayis-anmasina-polis-saldirisi-46-kisi-gozaltina-alindi-746843). Tutuklamalar var. Yine 1 Mayıs'a girerken, 1940'lardaki komünist avlarına benzer sahneler yaşatılıyor, Türkiye'nin birçok ilinde solcular gözaltına alınıyor, içeriye atılıyor (bkz: https://sendika.org/2026/04/istanbulda-1-mayis-oncesinde-ev-baskinlari-cok-sayida-gozalti-746918)... 

Yeni Bir 1 Mayıs'a Girerken...

1 Mayıs'a birkaç gün kala, kara haberler ardı ardına dökülüyor. Yanı başımızda muktedirlerin çıkarttığı bir savaş var. Birileri bombalıyor, yakıyor, yıkıyor, hayatımızı cehenneme çeviriyor. Dünya yanıyor. Muhalif seçilmişler hapislere atılıyor, yerel yönetimlere el konuluyor.. Her yerden ardı ardına, ardı ardına haksızlık, adaletsizlik, açlık, yoksulluk haberleri geliyor: devletin arkasında durduğu şirketler kazançlarına kazanç katarken; halkın büyük çoğunluğu, gün geçtikçe yoksullaşıyor, insanlıktan çıkarılıyor...  Açlar çoğalıyor. İş yok, aş yok, özgürlük desen, eşitlik desen onlar da yok. Haksızlıklara başkaldırsan adalet yok. Yok, yok, yok... Yokluklar ülkesindeyiz.

Üç kuruşluk ücretlerine el konulan açlar, işçiler, toprakları ellerinden alınıp yoksunlaştırılan köylüler, eğitim hakları ellerinden alınan öğrenciler, iş bulamayan gençler, çare arayan siyasetçiler Ankara'ya yürüyor, Ankara'da nöbetlere duruyor. Ama olmuyor. Tepkiler yükseldikçe, tersine baskılar artıyor. Devlet denen sopa şiddetini arttırıyor, fakirin sırtına, hakkını arayanın kafasına daha hızlı iniyor... Adalet dağıtmasından medet umduklarımız, adeta adaletsizliği daha da  çoğaltıyor. Devletin satıla satıla kıtlaştırılmış kaynakları, işsize, yoksula, açlara değil sermayedarlara akıtılmaya devam ediliyor. Haksızlıklar azalacağına çoğaldıkça çoğaltılıyor. Adalet dağıtmasını beklediklerimiz, adaletsizliklere yasal kılıf geçirmekle uğraşıyor. Sadece muhalifler değil, gazeteciler de içeri atılıyor...

1 Mayıs tam da adına yaraşır biçimde tüm bu haksızlıklara, hukuksuzluklara, açlığa, yoksulluğa, işgallere, talana, el koymalara, hapislere, savaşa velhasılı kelam kapitalizme karşı tüm işçilerin, işsizlerin, köylülerin, yoksul esnafın, gençlerin, kadınların, yokluk içinde ezilenlerin, eşitlik, özgürlük ve adalet arayan mağdurların  birlik ve dayanışma günü...
Hala ve hala: 1 MAYIS'ta Her Yer Taksim, Her Yer Direniş... 

Yeni Bir 1 Mayıs'a Girerken...

 

 

Haber ibo.a.bo

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış