Akbelen’de Hukuka “Acele” İhtiyaç Var

MUÇEP’li dostlardan yapılan açıklamada; “Akbelen/İkizköy’de acele kamulaştırma kararıyla köylülerin evleri, zeytinlikleri ve tarım arazileri maden sahasına dönüştürülmek istenmektedir. Bu işleme karşı Danıştay’da çok sayıda iptal davası açtık; ancak yürütmenin durdurulması talebi hakkında henüz karar verilmemişken Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde el koyma davaları başlatılmıştır. İptali muhtemel bir işleme dayanılarak yurttaşların mülkiyet hakkına ve yaşam alanlarına müdahale edilmesi telafisi imkânsız zararlar doğuracaktır. Yargı mercilerini, yürütmeyi durdurma kararı verilene kadar süreci durdurmaya ve hukuk devleti ilkesine uygun davranmaya çağırdığımız basın açıklamasını sizinle paylaşıyoruz.” denildi.

Akbelen’de Hukuka “Acele” İhtiyaç Var

Akbelen’de Hukuka “Acele” İhtiyaç Var

MUÇEP’li dostlardan yapılan açıklamada; “Akbelen/İkizköy’de acele kamulaştırma kararıyla köylülerin evleri, zeytinlikleri ve tarım arazileri maden sahasına dönüştürülmek istenmektedir. Bu işleme karşı Danıştay’da çok sayıda iptal davası açtık; ancak yürütmenin durdurulması talebi hakkında henüz karar verilmemişken Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde el koyma davaları başlatılmıştır. İptali muhtemel bir işleme dayanılarak yurttaşların mülkiyet hakkına ve yaşam alanlarına müdahale edilmesi telafisi imkânsız zararlar doğuracaktır. Yargı mercilerini, yürütmeyi durdurma kararı verilene kadar süreci durdurmaya ve hukuk devleti ilkesine uygun davranmaya çağırdığımız basın açıklamasını sizinle paylaşıyoruz.” denildi.

Yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle:

AKBELEN’DE  HUKUKA “ACELE” İHTİYAÇ VAR

Milas Akbelen / İkizköy hattında 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla ilan edilen acele kamulaştırma işlemi, yıllardır hukuka aykırı biçimde sürdürülen maden genişletme politikasının yeni ve ağır bir halkasıdır. Bu karar uyarınca çok sayıda taşınmaz “acele” gerekçesiyle kamulaştırma kapsamına alınmış; buna karşılık yurttaşların mülkiyet hakkını ve yaşam alanlarını korumak amacıyla Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle yaklaşık 200 parsel için 96 ayrı dava Danıştay nezdinde açılmıştır. Açılan davalar, işlemin hem sebep hem konu hem de amaç yani kamu yararı unsurları bakımından açık hukuka aykırılık taşıdığına dayanmaktadır.

Kamulaştırma kapsamına alınan alanlar yalnızca zeytinlikler ve tarım arazileri değildir. Köylülerin bizzat içinde yaşadığı evler, tarım ve yerleşim alanları da bu kararın içindedir. İnsanların toprağıyla birlikte evi ve yaşam çevresi de kamulaştırma tehdidi altındadır. Bu durum, Anayasa’nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkına, yaşam hakkına ve yerleşme özgürlüğüne doğrudan ve ağır bir müdahaledir. Kamulaştırma adı altında köylülerin yaşam alanlarının maden sahasına dönüştürülmesi, hukuk devletinde kabul edilemez.

Cumhurbaşkanı kararının yayımlanmasının hemen ardından idare, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesine dayanarak süreci fiilen işletmeye başlamış; geçen haftadan itibaren Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde acele el koyma ve değer tespiti davaları açılmaya başlanılmıştır. Bu davalarla birlikte taşınmazlara mahkeme eliyle el konulmasının ve bedel belirlenmesi yapılacaktır. Ancak açıkça ifade edilmelidir ki, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yürütülen bu el koyma sürecinin dayanağı, Danıştay’da iptali istenen Cumhurbaşkanı kararıdır.

Danıştay’da açılmış iptal davalarında yürütmenin durdurulması talepleri henüz karara bağlanmamıştır. Danıştay yürütmeyi durdurma konusunda karar vermeden önce, acelecilik koşuluna ilişkin bilgi ve belger ile savunmasını göndermesi için davalılar Cumhurbaşkanlığı ve MAPEG’e 15 günlük süre vermiştir. Bu sürenin 15 daha uzatılma olasılığı var. Dolayısıyla yürütmeyi durdurma kararının  en erken 45 gün  sonra çıkması mümkün olacaktır.  Yüksek yargının, işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi beklenmeden adli yargıda el koyma sürecinin başlatılmasının telafisi imkânsız zararlar doğurması tehlikesi vardır.  Bu nedenle Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, Danıştay’daki yürütmeyi durdurma talepleri hakkında verilecek kararı beklemesi hukuki bir zorunluluktur. Aksi halde iptali muhtemel bir işleme dayanarak köylülerin evlerine ve topraklarına fiilen el konulmuş olacak; yargısal denetim etkisiz hale getirilecektir.

Acele kamulaştırma istisnai bir araçtır; süreklilik arz eden bir maden projesinin idari kolaylığı değildir. Aynı bölgede daha önce de kamulaştırma kararları alınmış, geri çekilmiş ve yeniden gündeme getirilmiştir. Bu tablo, ortada gerçek bir acelelik değil, sistematik bir mülksüzleştirme politikası bulunduğunu göstermektedir.

Bu noktada yapılması gereken açıktır: Hukuk, olması gerektiği gibi ve gecikmeksizin uygulanmalıdır. Yargı mercileri, idarenin fiili dayatmalarını önleyici, etkili ve sorumlu bir tutum içinde hareket etmelidir. Mülkiyet hakkının, yaşam alanlarının ve hukuk devleti ilkesinin korunması bir tercih değil anayasal bir yükümlülüktür. Sürecin tüm aktörleri, yetkilerini kullanırken bu sorumluluğun bilinciyle davranmak zorundadır. Hukukun üstünlüğü ya somut olarak işletilecektir ya da bu süreçle birlikte ağır bir yara alacaktır.

Acele hukuksuzluğa karşı, hukukun acele uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle

  • Danıştay 6.Dairesi’nden savunma alındıktan sonra tekrar değerlendirilmek üzere derhal yürütmeyi durdurma kararı verilmesi,
  • Milas Asliye Hukuk Mahkemelerinden de Danıştay’ın yürütmeyi durdurma konusunda vereceği kararın bekletici mesele yapılması çağrısında bulunuyoruz. 03.03.2026

Av. Arif Ali CANGI                 Av. İpek SARICA                        Av. İsmail Hakkı ATAL

 

İletişim: Av. İpek SARICA 0538 679 38 85

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış