Barış İçin Anmak Hatırlamak Yüzleşmek

Roman Soykırımı’nı anmak; geçmişin acısını paylaşmanın yanı sıra, eşit yurttaşlık hakkını, halkların eşitliğini ve farklılıkların güvence altında olduğu demokratik bir yaşamı savunmaktır. Anmak, “bir daha asla” demenin ötesinde, “bugün de olmasın” demektir. Hatırlamak, sessizliğe karşı direnmektir. Yüzleşmek, hem tarihsel sorumluluğu hem de güncel ayrımcılığı kabul etmektir. İyileşmek ise, yalnızca kurbanların torunlarının değil, tüm toplumun ortak çabasıyla mümkündür.

 Barış İçin Anmak  Hatırlamak  Yüzleşmek

 

Roman, Sinti, Çingene Soykırımı -PoraJmos

2 Ağustos, yalnızca bir tarih değildir. Roman halkının belleğinde, kollektif travmanın en derin izlerinden biri olarak yer eder. 1944 yılının 2 Ağustos’unu 3 Ağustos’a bağlayan o gece, Auschwitz-Birkenau Toplama Kampı’nın “Çingene Kampı” olarak bilinen bölümünde, binlerce Roman ve Sinti çocuk, kadın, yaşlı ve erkek gaz odalarına gönderildi. Yaklaşık üç bin insan, birkaç saat içinde sistematik biçimde yok edildi. Bu katliam, Nazi Almanya’sının Romanlara karşı yürüttüğü soykırımın en kanlı ve sembolik anlarından biridir. Roman dilinde “Porajmos” ya da “Samudaripen” olarak adlandırılan bu felaket, yalnızca bedenleri değil; bir halkın dilini, müziğini, geleneklerini, aile bağlarını ve geleceğe dair umudunu da hedef almıştır.

Nazi ideolojisi, Romanları “ırksal olarak aşağı” ve “toplumsal olarak asosyal” ilan ederek onları sistematik takibe, sterilizasyona, zorla çalıştırmaya ve nihayet imhaya mahkûm etti. Avrupa’nın dört bir yanında Romanlar, yerleşik oldukları topraklardan sökülüp alındı; aileler parçalandı; çocuklar ebeveynlerinden koparıldı. Auschwitz’teki o gece, bu uzun ve acı sürecin en yoğun ve en görünür anlarından biriydi. Ancak Porajmos, tek bir geceyle sınırlı kalmadı. Savaş boyunca yüz binlerce Roman ve Sinti, gaz odalarında, infaz mangalarında, açlık ve hastalıktan yok edildi. Kesin rakamlar hâlâ tartışmalıdır; çünkü soykırım, resmi kayıtlara çoğu zaman “diğerleri” kategorisinde geçirilmiş, kurbanların kimlikleri silinmiştir.

Uzun yıllar boyunca Roman Soykırımı, hak ettiği tanınmayı göremedi. Holokost’un anlatısında çoğu zaman dipnotta kaldı; tarih kitaplarında, anma törenlerinde ve resmi belgelerde yeterince yer bulamadı. Hakikat inkâr edildi, hafıza sessizlikle kuşatıldı. Bu sessizlik, yalnızca geçmişe ait bir ihmalkârlık değildi; aynı zamanda bugünün ayrımcılıklarını da besleyen bir meşruiyet zemini yarattı. Çünkü bir halkın yaşadığı felaketi görmezden gelmek, o halkın bugünkü acılarını da önemsizleştirmenin yolunu açar.

Oysa geçmişle yüzleşmek, yalnızca karanlık sayfaları okumakla sınırlı kalamaz. Irkçılığı, ayrımcılığı ve nefreti yeniden üreten anlayışlarla her koşulda mücadele etmeyi de gerektirir. Bugün Romanlar, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de eğitimden barınmaya, istihdamdan sağlığa, adalete erişimden siyasal temsile kadar pek çok alanda sistematik eşitsizlik ve ayrımcılıkla karşı karşıyadır. Okullarda dışlanma, mahallelerde gettolaşma, iş bulamama, sağlık hizmetlerine erişimde engeller ve toplumun geniş kesimlerinde hâlâ varlığını sürdüren önyargılar, Porajmos’un yarattığı kırılmanın bugünkü uzantılarıdır. Anmak, bu sürekliliği görmezden gelmemektir.

Roman Soykırımı’nı anmak; geçmişin acısını paylaşmanın yanı sıra, eşit yurttaşlık hakkını, halkların eşitliğini ve farklılıkların güvence altında olduğu demokratik bir yaşamı savunmaktır. Anmak, “bir daha asla” demenin ötesinde, “bugün de olmasın” demektir. Hatırlamak, sessizliğe karşı direnmektir. Yüzleşmek, hem tarihsel sorumluluğu hem de güncel ayrımcılığı kabul etmektir. İyileşmek ise, yalnızca kurbanların torunlarının değil, tüm toplumun ortak çabasıyla mümkündür.

2 Ağustos’ta mumlar yakılırken, yalnızca Auschwitz’te yitirilen canları değil; hâlâ yok sayılan, hâlâ ötekileştirilen, hâlâ “öteki” muamelesi gören Roman yurttaşların onurunu da hatırlamak gerekir. Porajmos’un karanlığı, ancak ortak hafıza, eşit haklar ve kararlı bir anti-ırkçı mücadeleyle aydınlanabilir. Unutmamak, unutturmamak ve bu unutuşa karşı her gün yeniden direnmek, insanlık borcumuzdur.

Porajmos, Roman dilinde “yutuluş / yok ediliş / parçalanma”

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış