Datça’da Emekliler SGK Önünde Basın Açıklaması ve Oturma Eylemi Yaptı

“Sadaka, Fitre Değil Hakkımızı İstiyoruz” diyen Datça 2021 Tüm Emekliler Sendikası ve üyeleri, bugün (13.03.2026) Datça Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) önünde bir araya gelerek basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye İşçi Partisi, DEM Parti,Sol Parti ve PSAKD Datça Şubesi eyleme destek verenler arasındaydı. Çok sayıda emekli vatandaş, “Bir müjdede bizden, ilk seçimde gidiyorsunuz”, “ Unuttuk yaşamayı emekliyoruz”, “Savaşa değil emekliye bütçe” dövizleri ile Datça SGK önünde toplandılar.

Datça’da Emekliler SGK Önünde Basın Açıklaması ve Oturma Eylemi Yaptı

Datça’da Emekliler SGK Önünde Basın Açıklaması ve Oturma Eylemi Yaptı

Emekliler bu ülkenin yükü değil, onurudur. Yıllarca üreterek, çalışarak, vergi ödeyerek ülkenin kalkınmasına katkı sunan milyonlarca emekli sadaka değil, hakkını istemektedir. Bugün emekli aylıklarının açlık sınırının altında kalmasının da emekli bayram ikramiyelerinin bir harçlığa dönüşmesinin de sorumlusu emeklilerin örgütlenmesinin önüne türlü türlü engeller çıkaran, emekli sendikalarını kapatan AKP Siyasal iktidarıdır. Emeklilerin sendikalaşma hakkının önündeki engeller kaldırılmalı, emekliler kendi yaşam koşulları için söz hakkına sahip olmalıdır.

“Sadaka, Fitre Değil Hakkımızı İstiyoruz” diyen Datça 2021 Tüm Emekliler Sendikası ve üyeleri, bugün (13.03.2026) Datça Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) önünde bir araya gelerek basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye İşçi Partisi, DEM Parti,Sol Parti ve PSAKD Datça Şubesi eyleme destek verenler arasındaydı. Çok sayıda emekli vatandaş, “Bir müjdede bizden, ilk seçimde gidiyorsunuz”, “ Unuttuk yaşamayı emekliyoruz”, “Savaşa değil emekliye bütçe” dövizleri ile Datça SGK önünde toplandılar.

Datça’da Emekliler SGK Önünde Basın Açıklaması ve Oturma Eylemi Yaptı

Burda sendika Şube Başkanı Haluk Koşar yaptığı açıklamada; “Bir bayram daha geldi. Adı bayram olan bu gün biz emekliler için gerçekten bir bayram mı? Bayramda eve ziyarete gelen torunlar, çocuklar için hazırlık yapılır, gelen misafirler ağırlanır. Sofralar donatılır, adet olduğu üzere çocuklara harçlıklar verilir. Adı üstünde, bayramlık olarak yeni ve güzel kıyafetler alınır, herkes bu kıyafetleri giyerek ziyaretlerini gerçekleştirir. Tüm bu hazırlıklar için Saray iktidarının biz emeklilere layık gördüğü rakam ise 4 bin TL!

Bu rakamı belirleyenler bir filenin kaça dolduğunu, yeni bir kıyafet almanın maliyetini, misafir ağırlamanın ne kadara çıktığını bilmiyorlar mı?” dedi.

Koşar’ın yaptığı basın açıklamasının tam metni şöyle:

“Basına ve kamuoyuna,

Bir bayram daha geldi. Adı bayram olan bu gün biz emekliler için gerçekten bir bayram mı?

Bayramda eve ziyarete gelen torunlar, çocuklar için hazırlık yapılır, gelen misafirler ağırlanır. Sofralar donatılır, adet olduğu üzere çocuklara harçlıklar verilir. Adı üstünde, bayramlık olarak yeni ve güzel kıyafetler alınır, herkes bu kıyafetleri giyerek ziyaretlerini gerçekleştirir.

Tüm bu hazırlıklar için Saray iktidarının biz emeklilere layık gördüğü rakam ise 4 bin TL!

Bu rakamı belirleyenler bir filenin kaça dolduğunu, yeni bir kıyafet almanın maliyetini, misafir ağırlamanın ne kadara çıktığını bilmiyorlar mı?

Elbette biliyorlar.

Elbette bir sadaka gibi gördükleri bayram ikramiyesinin emeklilerin hiçbir derdine derman olmayacağını biliyorlar.

Elbette çarşıdaki, pazardaki fiyatlardan haberleri var.

Ama umursamıyorlar ve emekliye hakkını vermeyi tercih etmiyorlar.

İşte bugün burada, SGK önünde olmamızın temel amacı da bu "tercih"i protesto etmektir. Çalışma hayatımız boyunca bizlerden kesilen primlerin karşılığı bu aylıklar ve ikramiyeler değildir.

En düşük emekli aylığı 20 bin TL iken ortalama emekli aylığı 25 bin TL civarındadır. Türkiye’de ortalama emekli aylığı 2003’te asgari ücretin yüzde 36 üzerinde iken günümüzde asgari ücretin yüzde 22 altına geriledi.

En düşük emekli aylığı alanların emekliler içindeki oranı 2019'da yüzde 7 iken 2026'da bu oran yüzde 30'un üstüne çıkmıştır.

Yani emekliler gittikçe dipte eşitlenmektedir.

Bu arada açlık sınırı 31.296 TL, yoksulluk sınırı ise 102.812 TL'dir. 20 milyon emeklinin yarısına yakını açlık sınırının altında bir aylıkla yaşamaya çalışmaktadır. Bu yüzdendir ki 70-80 yaşında insanlar inşaatlarda ya da makina başında can vermektedir. Kiraların tavan yaptığı, çalışarak ev sahibi olmanın her geçen gün daha zorlaştığı ülkede bu yüzden kira ödemeye aylığı yetmeyen emekliler insanlık dışı koşullarda odalarda kalmaya zorlanmakta ya da terk edilmiş bir araba içinde ısınmak için yaktığı ateşin etkisiyle yanarak hayatını kaybetmektedir.

Yani egemenlerin emekliye vermeyi tercih etmedikleri paralar bizlerin hayatlarını çalmaktadır. Onlar sefahat içinde yaşamlarını sürdürürken bizler sefalet içinde ölüme sürükleniyoruz. Bu yüzden, geçtiğimiz günlerde 90 bin TL'lik çantasıyla yoksul yurttaşların evini ziyaret eden iktidar partisi milletvekili bir istisnayı oluşturmuyor. İtibardan tasarruf etmeyenler emeklinin hayatından çalmayı normal sayıyorlar.

Diğer yandan emekli aylıklarına ve ikramiyelerine yeterli oranda zam yapmayanlar ödemelerin erken yapılacak olmasını "müjde" olarak sunuyorlar. Neden bu müjde biliyor musunuz? Bir hafta sonra cebimize giren aylık bugünkü değerinden daha az olacak da o yüzden. Bugün 100 liraya aldığımız bir şeyi bayramdan sonra aynı paraya alacağımızın garantisi yok da o yüzden.

Bizi düşürdükleri bu durumu bize "müjde" olarak pazarlıyorlar da o yüzden.

Ama bizim bunlara karnımız tok.

Peki neden bu böyle?

Enflasyon diyorlar adına. Zararını ise bir tek emekli, emekçi çekiyor. Daha enflasyondan yana yaşama zorluğu çeken bir patrona rastlanmamıştır. İşleri kötü gidebilir, vergilerini, borçlarını ödemeyebilirler, hatta iflas da edebilirler ama bizim gibi 80 yaşında inşaatta çalışırken ölmezler. Onların borçları affa girer, vergileri silinir, teşviklerle, kredilerle içine düştükleri durumdan kurtulmanın yolunu bulurlar. Ama biz öyle mi? Biz çarşıdan, pazardan aldığımız her şeyde o vergiyi ödemek zorundayız. Bankadan aldığımız krediyi, kullandığımız kredi kartının borcunu, faizini ödemezsek kimse bizi affetmez. Bugün icra mahkemeleri doldu taştı.

"Aylık kredi kartı borcum maaşımı, aylığımı aştı" diyenlerin oranı yüzde 49,2 oldu. Yani neredeyse toplumun yarısının kart borcu gelirini aşmış vaziyette. Bireysel kredi borçlu sayısı ise 43,6 milyon kişiye ulaştı. Kişi başı ortalama borç, geçen yıl 95 bin 69 TL iken bugün yüzde 42,5’lik artışla 135 bin 500 TL’ye yükseldi.

Datça’da Emekliler SGK Önünde Basın Açıklaması ve Oturma Eylemi Yaptı

Enflasyonun etkisi kime peki?

Asgari ücret açıklandıktan sonra ilk maaşlar alınana kadar geçen sürede 1359 TL değer kaybederken, en düşük emekli aylığı ilk bir ayda 968 TL geriledi. Ama biz her geçen gün hızla yoksullaşırken bankalar ise geçen yıldan yüzde 12 daha fazla kâr elde etti. Demek ki enflasyonda çalışanlar ve emekliler kaybederken birileri de kazanıyormuş. Ya da, biz borç içinde sürünür, enflasyonla boğuşurken onlar 4,5 emeklinin aylığı tutarında çanta ile yoksul evlerini dolaşabiliyorlarmış. Demek ki enflasyon herkesi çarpmıyormuş. Demek ki bizlerin geliri düşerken başkalarının geliri artıyormuş.

Bunlar yaşamak zorunda olduğumuz sahneler değil. İçinde bulunduğumuz durum yönetenlerin tercihlerinin bir sonucudur.

Bugün emperyalist güçlerin çıkarttığı savaşın da en büyük ceremesini çekenlerden biri yine biz emeklileriz. Petrolün artan fiyatı doğrudan her şeye yansıyacak ve zaten açlık sınırı altında olan aylıklarımız ile nefes almak dahi mümkün olmayacak. O yüzden biz emekliler insanca yaşamak için savaşsız bir dünyaya mecburuz.

Ama eminiz ki atılan füzeler ile emekliler ortadan yok olsa bu duruma en çok hükümet sevinir. Çünkü SGK Başkanı Raci Kaya'nın, kurumun mali dengesindeki bozulmayı uzayan yaşam süresine bağladığını “Eskiden 50 yaşında ölüyorduk, bugün emekli 78 yaşına kadar maaş alıyor" dediğini hepimiz duyduk. Yaşıyor olmamız iktidarın en büyük problemi oldu. Çalışırken bizden kesilen primleri geri ödemeden yok olmamızı istiyorlar.

Karşımızda bizi zerre düşünmeyen bir iktidar varken 20 milyon emeklinin insanca yaşayabilmesi için bir araya gelerek örgütlenmesi yaşamsal bir ihtiyaçtır. Bizi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum etmeye çalışanlarla mücadele etmenin tek yolu onların karşısına muhatap olarak çıkacak emekli sendikalarıdır.

Hakkımızı almak için birleşip yakalarına yapışmaktan başka yol yok. Emeklilerin gücünü 31 Mart 2024 seçimlerinde gördük. Bunu iktidardakiler de gördü. O yüzden bizi ve örgütlerimizi istemiyorlar. Ama biz varız ve var olmaya da devam edeceğiz.

Emeklinin gerçek bayramı haklarını aldığı, insanca bir yaşam olanaklarına kavuştuğu gün olacaktır. O güne kadar mücadeleye devam.”

Eylem sonrasında Sendika Şube Başkanı Koşar yaptığı duyuruda, eylemlerin devam edeceğini 14 Mart Cumartesi günü Datça Semt Pazarı girişinde sendika üyeleri olarak bir araya gelerek bir basın açıklaması daha yapacaklarını ifade ederek, tüm datçalıları emeklileri hakkını aramaya ve eyleme destek vermeye çağırdı.

Basın açıklaması sloganlarla son buldu.

 

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış