İlk Kürtçe Radyo Yayını Erîvan Radyosu

Erîvan Radyosu’nun asıl gücü, sınırları aşan erişiminde yatıyordu. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de Kürtçenin kamusal alanda yasaklandığı, basının ve yayınların sıkı denetim altında tutulduğu yıllarda, kısa dalga frekanslarından yükselen bu ses, dinleyiciler için bir nefes alma alanı oluşturdu. Köylerde, dağ evlerinde, şehirlerin kenar mahallelerinde toplanan insanlar, radyoyu bir araya getiren ortak bir mekâna çevirdi. Aileler akşam saatlerinde istasyona kilitlenir, çocuklar dilin melodisini bu yayınlardan öğrenir, yaşlılar ise unutulmaya yüz tutmuş dengbêjlik örneklerini yeniden hatırlardı. Radyo, dağınık yaşayan Kürt toplulukları arasında görünmez bir köprü kurdu; farklı lehçeleri, farklı coğrafyaları ve farklı deneyimleri aynı frekansta buluşturdu.

İlk Kürtçe Radyo Yayını Erîvan Radyosu

 

Yasaklı Dilin Radyosu

1955 yılı, Kürt yayıncılık tarihinde bir dönüm noktasıdır. Sovyet Ermenistanı’nın başkenti Erivan’dan yükselen ses, modern Kürtçe radyo yayıncılığının başlangıcı olarak kabul edilir. Erîvan Radyosu, düzenli ve profesyonel biçimde Kürtçe yayın yapan ilk radyo istasyonu olarak milyonlarca Kürdün evine, köyüne ve dağ yamaçlarına ulaştı. Haber, müzik, edebiyat ve kültürel programlarıyla yalnızca bir iletişim aracı olmanın ötesine geçti; yasaklı coğrafyalarda yaşayan Kürtler için dilin, hafızanın ve ortak kimliğin sesi haline geldi.

Radyonun Kürtçe bölümü,  1955’te test yayınlarıyla başlayan ve kısa süre içinde düzenli programa dönüşen yayınlar, başlangıçta haftada üç gün, yalnızca on beş dakikalık haber bültenleriyle sınırlıydı. İlk spiker Eznîva Reşîd’in sesi ve Casimê Celîl’in yönetimindeki programlar, kısa sürede dinleyici kitlesini genişletti. Casimê Celîl’in Kürt sözlü kültürü, dengbêjlik geleneği ve müziğini yayınlara taşıması, radyonun salt siyasi bir araç olmaktan çıkıp kültürel bir hazineye dönüşmesini sağladı. Zamanla yayın süreleri arttı; 1960’ların başında günlük bir buçuk saate ulaşan programlar, haberlerin yanı sıra türküler, masallar, şiirler ve folklor derlemeleriyle zenginleşti.

Erîvan Radyosu’nun asıl gücü, sınırları aşan erişiminde yatıyordu. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de Kürtçenin kamusal alanda yasaklandığı, basının ve yayınların sıkı denetim altında tutulduğu yıllarda, kısa dalga frekanslarından yükselen bu ses, dinleyiciler için bir nefes alma alanı oluşturdu. Köylerde, dağ evlerinde, şehirlerin kenar mahallelerinde toplanan insanlar, radyoyu bir araya getiren ortak bir mekâna çevirdi. Aileler akşam saatlerinde istasyona kilitlenir, çocuklar dilin melodisini bu yayınlardan öğrenir, yaşlılar ise unutulmaya yüz tutmuş dengbêjlik örneklerini yeniden hatırlardı. Radyo, dağınık yaşayan Kürt toplulukları arasında görünmez bir köprü kurdu; farklı lehçeleri, farklı coğrafyaları ve farklı deneyimleri aynı frekansta buluşturdu.

Kültürel mirasın korunması açısından radyonun katkısı ölçülemeyecek kadar değerlidir. Arşivinde iki bine yakın Kürtçe şarkı ve ezginin kaydı bulunduğu bilinir; folklor derlemeleri kapsamında on binden fazla ezginin de kayıt altına alındığı söylenir. Bu kayıtlar, yalnızca dönemin dinleyicilerine ulaşmakla kalmadı; sonraki kuşaklara aktarılacak bir bellek oluşturdu. Kürt edebiyatı, sözlü gelenek ve müzik, yazıya geçirilemediği veya yasaklandığı dönemlerde radyo aracılığıyla canlı kaldı. Böylece Erîvan Radyosu, dilin korunması ve geliştirilmesinde aktif bir rol üstlendi.

Siyasi bağlamı göz ardı etmek mümkün değildir. Radyo, Sovyetlerin ulusların kendi dilini kültürünü yaşatmaya dönük bir politikanın sonucu olarak tasarlandı. Aynı zamanda, Kürt dinleyiciler bu yayını kendi kültürel direnişlerinin bir parçası haline getirdi. Yasaklı bir dilde, yasaklı bir coğrafyada kendi seslerini duymak, kimlik bilincini güçlendirdi. Radyo, “biz varız” demenin en etkili yollarından biri oldu. Bu yüzden yalnızca bir yayın organı değil, Kürtlerin kolektif hafızasında özel bir yer edindi.

Bugün Erîvan Radyosu’nun Kürtçe yayınları, Kürt medyasının gelişim sürecinde temel bir dönüm noktası olarak anılmaktadır. Modern Kürt televizyonları, dijital platformlar ve bağımsız radyo kanalları, bir anlamda bu erken sesin devamıdır. 1955’te Erivan’dan yükselen o ilk kelimeler, onlarca yıl boyunca dağları, sınırları ve yasakları aşarak Kürtçe’nin canlı kalmasına katkıda bulundu. Erîvan Radyosu, Kürt yayıncılık tarihinin köşe taşlarından biri olarak hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor; dilin ve kültürün direnç gücünün somut bir kanıtı olarak.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış

İlginizi Çekebilir