Pülümür’ü Madene Teslim Etmeyeceğiz

Pülümür halkı bu duruma sessiz kalmıyor. Haklı bir direnişe hazırlanıyor. “Pülümür’ü madene teslim etmeyeceğiz” sloganı, sadece bir slogan değil; geleceğini, çocuklarının nefes alacağı havayı, içeceği suyu ve ekeceği toprağı koruma iradesidir. Çünkü 250 maden ruhsatı demek, ormanların kökünden kazınması, dağların delik deşik edilmesi, suların zehirlenmesi ve toprağın verimsizleştirilmesi demektir. Bu kadar yoğun madencilik faaliyeti sonucunda Pülümür kalır mı? Geriye yaşanabilir bir ilçe mi kalır, yoksa sadece hafriyat çukurları ve terk edilmiş bir coğrafya mı?

Pülümür’ü Madene Teslim Etmeyeceğiz

 

Pülümür  Çöplük  Olmayacak

Pülümür, Doğu Anadolu’nun yeşil kalbi, yüzyıllardır doğasıyla, suyuyla ve insanıyla huzur içinde yaşayan bir ilçedir. Dağları, ormanları, dereleri ve bereketli topraklarıyla adeta bir cennet köşesidir. Ancak son dönemde bu huzur ağır bir tehditle karşı karşıya kaldı. Yaklaşık 250 maden arama ruhsatı ile kuşatılan Pülümür, madencilik şirketlerinin iştahına sunulmuş durumda. Bir ilçenin neredeyse her karış toprağının maden sahası ilan edilmesi, sadece çevresel bir felaket değil; aynı zamanda bir varoluş mücadelesidir.

Pülümür halkı bu duruma sessiz kalmıyor. Haklı bir direnişe hazırlanıyor. “Pülümür’ü madene teslim etmeyeceğiz” sloganı, sadece bir slogan değil; geleceğini, çocuklarının nefes alacağı havayı, içeceği suyu ve ekeceği toprağı koruma iradesidir. Çünkü 250 maden ruhsatı demek, ormanların kökünden kazınması, dağların delik deşik edilmesi, suların zehirlenmesi ve toprağın verimsizleştirilmesi demektir. Bu kadar yoğun madencilik faaliyeti sonucunda Pülümür kalır mı? Geriye yaşanabilir bir ilçe mi kalır, yoksa sadece hafriyat çukurları ve terk edilmiş bir coğrafya mı?

Madencilik lobisi ve arkasındaki bir avuç sermaye çevresi, “istihdam” ve “ekonomik kalkınma” argümanlarıyla bu yıkımı meşrulaştırmaya çalışıyor. Oysa gerçek çok daha acımasızdır. Kazanılan para birkaç büyük şirketin kasasına akarken, bedelini Pülümür halkı ödeyecek. Toprak kirlenecek, tarım ve hayvancılık bitecek, göç zorunlu hale gelecek. Doğa tahrip olduktan sonra geriye ne istihdam kalır ne de yaşam. Halkın zorla, güçle, baskıyla yolundan döndürülmeye çalışılması da cabası. Ama tarih şunu gösteriyor: Topraklarını, sularını, yaşam alanlarını savunan halklar eninde sonunda kazanır.

Yok oluşun eşiğinde daha ne kadar susacağız? Bir avuç sermaye grubunun daha fazla kâr etmesi için atalarımızdan miras kalan bu kadim coğrafyayı feda etmek zorunda mıyız? Pülümür’ün direnişi, sadece kendi ilçesi için değil, Türkiye’nin pek çok yerinde benzer tehdit altındaki yerleşimler için de bir umut ışığıdır. Bu mücadele, “para her şeydir” anlayışına karşı “yaşam her şeyden önce gelir” duruşunun adıdır.

Pülümür halkı yalnız değildir. Doğa severler, çevreciler, vicdan sahibi herkes bu direnişin yanındadır. Çünkü Pülümür’ü korumak, geleceğimizi korumaktır. Maden ruhsatları iptal edilinceye kadar, bu güzel ilçe tahrip olmaktan kurtulana kadar “Pülümür’ü madene teslim etmeyeceğiz” demeye devam edeceğiz.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış