İmralı Cezaevi Müdürlüğünden, Gerilla Birliklerine

Esat Adil’in mücadelesinde en dikkat çekici yönlerden biri, II. Dünya Savaşı yıllarında Alman (Nazi) tehdidine karşı geliştirdiği direniş hazırlığıdır. Edirne Cezaevini yapımını üstlendiği söylenmektedir. Ayrıca 1942’de İmralı Cezaevi’nin kurucu müdürü olarak atandı (cezaevi o dönemde eski bir kiliseden dönüştürülmüştü). Bu görevi sırasında, Nazi ordularının Türkiye’yi işgal etme ihtimaline karşı ciddi bir savunma planı hazırladı. Mudanya dağlarında gerilla savaşı örgütlemeye yöneldi. Bu amaçla “Börtlüce birlikleri” veya “Sarı Mustafa gerillaları” olarak bilinen yapıyı kurdu. Adını, 15. yüzyılda Şeyh Bedreddin’in yoldaşlarından Börklüce Mustafa’dan (komünal bir düzen için ayaklanan tarihsel figür) almıştı. Mustafa Börklüce gerile birliklerini İmralı’da yatan mahkumlardan oluşturdu ve cezaevi mahkumları ile dışarıdaki yurtseverleri bu direniş ağına dahil etti. Gerilla harbi için Sovyetlerden silah temini girişimlerinde bulundu (Dönemin TKP genel sekreteri Reşat Fuat aracılığıyla), ancak bu planlar çeşitli nedenlerle (muhbirlik iddiaları, konjonktürel engeller) tam olarak hayata geçmedi. Yine de Esat Adil’in bu hazırlığı, onun sadece teorik sosyalist değil, pratik bir direnişçi olduğunu gösterir. Nazi tehdidine karşı ülkesini savunma hattı kurma fikri, sosyalizm tahayyülü ile anti faşist mücadele pratiğini birleştirdiğinin kanıtıdır.

 İmralı Cezaevi Müdürlüğünden, Gerilla Birliklerine

Esat Adil Müstecaplıoğlu

Esat Adil Müstecaplıoğlu, Türkiye sosyalist hareketinin unutulmuş önemli figürlerinden biridir. 1904 yılında Balıkesir’in Balya ilçesine bağlı Müstecap köyünde varlıklı bir ailede doğdu. Ailesinde öğretmenler, şairler ve müzisyenler bulunuyordu. Çocukluk yıllarında Balıkesir’de eğitim gördü ve henüz ergenlik çağındayken Milli Mücadele’ye katıldı. Kuvayı Milliye’nin ilk direniş merkezlerinden birinde yer aldı; bu deneyim, onun v direniş ruhunu şekillendiren ilk adımlardan biri oldu. Kurtuluş Savaşı sonrası Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitiren ilk öğrencilerden biri olarak mezun oldu ve fakültede öğrenci derneğinin kurucusu ile başkanı olarak ön plana çıktı. Yurtdışında (Belçika’da) eğitim gördü; burada Emile Vandervelde gibi sosyalist düşünürlerin görüşlerinden etkilendi ve Avrupa sosyalizmiyle tanıştı.

Müstecaplıoğlu’nun sosyalist kimliği, hem teorik hem pratik bir temele dayanıyordu. Türkiye’ye döndükten sonra Balıkesir’e yerleşti ve 1933’te Balıkesir Halkevi’nin kurucu başkanlığını yaptı. “Savaş” gazetesini çıkardı, “Savaş Kitabevi” aracılığıyla sosyalizm üzerine kitaplar yayınladı. Balya maden işçilerinin grevinde ve “Açlık Yürüyüşü”nde aktif rol aldı. Tan gazetesine “Adiloğlu” takma adıyla yazılar yazdı ve sosyalizmi savundu. Bu yazılar nedeniyle devlet memurluğundan ayrılmak zorunda kaldı ve 1944’te İstanbul’da avukatlığa başladı. “Yeni Dünya”, “Görüşler” gibi dergilerde ve 1945’te çıkardığı “Gün” gazetesinde sosyalist fikirleri yaydı. Yazılarında işçi sınıfının haklarını, demokrasiyi ve Türkiye’nin özgün koşullarına uygun bir sosyalizmi vurguladı. TKP (Türkiye Komünist Partisi) geleneğinin dışında, daha çok Avrupa sosyal demokrasisine yakın,  özgün bir sosyalist çizgi benimsedi. Sovyetik ortodoksiye mesafeli duruşu, onu dönemin sol hareketinde özgün kılıyordu.

Sosyalist mücadelesinin en somut siyasi adımı, 1946’da çok partili hayata geçişle birlikte Türkiye Sosyalist Partisi’ni (TSP) kurması oldu. 14 Mayıs 1946’da (Demokrat Parti ile aynı gün) kurulan TSP, Cumhuriyet tarihinin ilk legal sosyalist partisiydi. Partinin genel başkanı olarak “Gerçek” gazetesini (önce günlük, sonra haftalık) çıkardı. Parti programı, işçi hakları, demokrasi, anti-emperyalizm ve Türkiye’nin toplumsal gerçekliğine dayalı sosyalizmi savunuyordu. Ancak parti ömrü kısa sürdü. 16 Aralık 1946’da İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı kararıyla TSP kapatıldı; Esat Adil ve yöneticileri “komünist amaçlara hizmet” iddiasıyla tutuklandı ve yargılandı. Uzun davalar sonunda 1949’da beraat ettiler. Esat Adil partiyi yeniden canlandırmaya çalıştı, 1950’de “Gerçek”i haftalık olarak çıkardı ve 1951 ara seçimlerine katıldı. Fakat 1952’de parti ikinci kez kapatıldı, yeni tutuklamalar ve yargılamalar yaşandı. Bu süreçler Esat Adil’in sağlığını ve mücadelesini olumsuz etkiledi. 28 Kasım 1958’de İstanbul’da (bazı kaynaklara göre şüpheli koşullarda) hayata veda etti. TSP, TKP dışından gelen bir sosyalist oluşum olarak Türk sol tarihinde ayrı bir yere sahiptir.

Anti Faşist, Börklüce Mustafa Gerillaları

 İmralı Cezaevi Müdürlüğünden, Gerilla BirliklerineEsat Adil’in mücadelesinde en dikkat çekici yönlerden biri, II. Dünya Savaşı yıllarında Alman (Nazi) tehdidine karşı geliştirdiği direniş hazırlığıdır. Edirne Cezaevini yapımını üstlendiği söylenmektedir. Ayrıca 1942’de İmralı Cezaevi’nin kurucu müdürü olarak atandı (cezaevi o dönemde eski bir kiliseden dönüştürülmüştü). Bu görevi sırasında, Nazi ordularının Türkiye’yi işgal etme ihtimaline karşı ciddi bir savunma planı hazırladı. Mudanya dağlarında gerilla savaşı örgütlemeye yöneldi. Bu amaçla “Börtlüce birlikleri” veya “Sarı Mustafa gerillaları” olarak bilinen yapıyı kurdu. Adını, 15. yüzyılda Şeyh Bedreddin’in yoldaşlarından  Börklüce Mustafa’dan (komünal bir düzen için ayaklanan tarihsel figür) almıştı.  Mustafa Börklüce gerile birliklerini  İmralı’da yatan mahkumlardan oluşturdu  ve cezaevi mahkumları ile dışarıdaki yurtseverleri bu direniş ağına dahil etti. Gerilla harbi için Sovyetlerden silah temini girişimlerinde bulundu (Dönemin TKP genel sekreteri Reşat Fuat aracılığıyla), ancak bu planlar çeşitli nedenlerle (muhbirlik iddiaları, konjonktürel engeller) tam olarak hayata geçmedi. Yine de Esat Adil’in bu hazırlığı, onun sadece teorik sosyalist değil, pratik bir direnişçi olduğunu gösterir. Nazi tehdidine karşı ülkesini savunma hattı kurma fikri, sosyalizm tahayyülü ile  anti faşist  mücadele pratiğini  birleştirdiğinin kanıtıdır.

Esat Adil Müstecaplıoğlu, Türkiye’de sosyalizmin “özgün” ve bağımsız bir yorumunu savunan, TKP dışı bir çizginin öncüsüydü. Kuvayı Milliye’den başlayıp Halkevi başkanlığına, maden grevlerinden TSP kuruculuğuna,  İmralı Cezaevi müdürlüğünden Börtlüce gerilla birliklerine uzanan mücadele dolu bir hayatı oldu. Baskılara, kapatmalara ve davalara rağmen fikirlerinden vazgeçmedi. Bugün “unutulmuş sosyalist” olarak anılması, dönemin siyasi konjonktürünün ve devamında sol içindeki bölünmelerin bir sonucudur. Ancak Türkiye solunun çeşitliliğini ve anti-faşist direniş ruhunu hatırlatır üzgün kişiliği  onu hatırlamaya değer kılmaktadır.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış