İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlarda Zaman Aşımı Olmaz

faili meçhul, yalnızca bir hukuk terimi değil; istibdat rejimlerinin kendi cinayetlerini örtbas etmek için kullandığı sistematik bir yöntemdir. Sivas’ta Madımak’ta yakılan aydınlar, Maraş’ta katledilenler, Roboski’de, çocukların, Suruç'ta gençlerin üzerine yağan bombalar… Bu katliamların failleri ya hiç yakalanmadı, ya da dosyalar zamanaşımına uğratılarak rafa kaldırıldı. Hizbullah üyelerinin affedilmesi gibi “bağışlama” adı altında gerçekleştirilen siyasi manevralar ise, aslında adaletin değil, iktidarın çıkarının galip geldiğini gösterdi. İnsanlığa karşı işlenen suçlar, ne affedilebilir ne de zamanaşımına uğratılabilir. Çünkü bu suçlar yalnızca kurbanları değil, bütün bir toplumun vicdanını yaralar. Yüzleşmeden, sorumluları yargılamadan, “geçmişi geride bıraktık” demek, yeni katliamların yolunu açmaktan başka bir şey değildir. Şili’de Victor Jara’nın katilinin 53 yıl sonra mahkeme önüne çıkarılması, bu gerçeğin en umut verici kanıtıdır: Zaman geçse de, adalet unutmaz. Türkiye’de de aynı irade bir gün mutlaka gösterilmelidir; çünkü faili meçhul bırakılan her cinayet, geleceğe bırakılan açık bir yaradır.

 İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlarda Zaman Aşımı Olmaz

Unutmayacağız Affetmeyeceğiz

53 yıl önce, Şili’de halkın yüreğine kazınmış bir ses, diktatörlüğün karanlığında susturuldu. Víctor Jara… Gitarıyla adaleti, eşitliği ve halkın direncini anlatan o halk şarkıcısı, 11 Eylül 1973’te Pinochet’nin kanlı darbesinin hemen ardından tutuklandı. Estadio Chile’de, binlerce insanın işkence gördüğü o stadyumda, elleri kırıldı, vücudu kurşunlarla delik deşik edildi. 44 kurşun… 56 kırık kemik… Ve cesedi, bir çöplük gibi sokağa atıldı. Adı bile anılmasın diye, sesi sonsuza dek susturulsun diye.

Ama Jara’nın şarkıları susturulamadı. Onun müziği, diktatörlüğün en karanlık gecelerinde bile direnişin feneri oldu. Yıllar geçti, failler saklandı, unutulmaya çalışıldı. Kimileri ABD’ye kaçtı, kimileri gölgede yaşadı. Adalet gecikti ama asla unutulmadı.

Ve nihayet, 2026 yılının Temmuz ayında, o karanlık dosyanın son firari sanığı yakalandı. Emekli albay Nelson Haase Mazzei… 2023’te Jara’nın ve Littré Quiroga’nın kaçırılması ile cinayetinden 25 yıl hapis cezasına çarptırılan, sonra da kaçan o adam. Güney Şili’nin ücra bir köşesinde, Puyehue’de saklanırken bulundu. Yargıç, “hemen hapsedilsin” emrini verdi.

Bu sadece bir yakalama değil. Bu, 53 yıllık bir adalet yürüyüşünün son adımı. Pinochet’nin “zafer” diye sunduğu o günlerin hesabının sorulması. Halkın, “unutmayacağız, affetmeyeceğiz” diyerek kuşaktan kuşağa taşıdığı o kararlılığın zaferi.

Víctor Jara’nın sesi hâlâ çalıyor. Çünkü diktatörlükler şarkıları öldüremez. İşkenceciler, katiller, firariler… Zamanı gelince hepsi yakalanır. Ve halk, adaletin ağır ama emin adımlarını alkışlar.

Bugün hücrede yatan o asker, sadece kendi suçunun değil; bir dönemin utancının da bedelini ödüyor. Jara’nın şarkısı ise hâlâ ayakta: “El derecho de vivir en paz…” Barış içinde yaşama hakkı. Ve adalet.

1976 Kasım Şili Halkıyla Dayanışma Gecesinden:

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış