Kemal Türkler, 100 Yaşında

İstanbul’da çeşitli işlerde çalışırken, Emayetaş fabrikasında işe başladı. Sendikal mücadeleye burada adım attı. 1951’de Demir ve Madeni Eşya İşçileri Sendikası’na (daha sonra Türkiye Maden-İş olarak anılacak) üye oldu. Kısa sürede işyeri temsilcisi, şube sekreteri, şube başkanı ve genel sekreter gibi görevlere yükseldi. 1954’te ise Maden-İş Sendikası’nın genel başkanlığına seçildi ve bu görevi aralıksız 26 yıl boyunca sürdürdü.

  Kemal Türkler, 100 Yaşında

 Sınıf Mücadelesine Adanmış Bir Yaşam

Kemal Türkler, Türkiye işçi sınıfının en önemli önderlerinden biri, alınterinin onuru olarak anılan bir sendikacı ve mücadele adamıydı. 1926 yılında Denizli’de yoksul bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi odunculuk yaparak geçimini sağlıyordu. İlk ve orta öğrenimini Denizli’de tamamladıktan sonra 1947’de İstanbul’a gitti, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Ancak ekonomik zorluklar nedeniyle eğitimini sürdüremedi ve çalışmak zorunda kaldı.

İstanbul’da çeşitli işlerde çalışırken, Emayetaş fabrikasında işe başladı. Sendikal mücadeleye burada adım attı. 1951’de Demir ve Madeni Eşya İşçileri Sendikası’na (daha sonra Türkiye Maden-İş olarak anılacak) üye oldu. Kısa sürede işyeri temsilcisi, şube sekreteri, şube başkanı ve genel sekreter gibi görevlere yükseldi. 1954’te ise Maden-İş Sendikası’nın genel başkanlığına seçildi ve bu görevi aralıksız 26 yıl boyunca sürdürdü.

Kemal Türkler’in mücadelesi, sarı sendikacılığa (işçi haklarını yeterince savunmayan, uzlaşmacı sendikal anlayışa) karşı kararlı bir direnişle şekillendi. Türk-İş’in bürokratik ve partilerüstü politikasına karşı çıkarak, gerçek anlamda demokratik, sınıf ve kitle sendikacılığı ilkesini savundu. İşçilerin tabandan örgütlenmesini, karar alma süreçlerinde söz ve karar sahibi olmasını ön plana çıkardı.

Önemli kilometre taşlarından bazıları şunlardı:

  • 1961’de Saraçhane Mitingi’nde ön saflarda yer aldı; bu miting, Türkiye’de toplu sözleşme ve grev hakkının yasal zeminini güçlendiren önemli bir eylemdi.
  • 1963 Kavel Grevi gibi direnişlerde aktif rol aldı.
  • 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nde öncüydü; bu direniş, işçilerin haklarını savunmak için sokaklara döküldüğü tarihi bir ayaklanmaydı ve Türkler bu süreçte tutuklandı.
  • 1967’de DİSK’in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kuruluşunda kurucu ve ilk genel başkan olarak yer aldı. DİSK, mücadeleci sendikacılığın sembolü haline geldi.
  • 1976 DGM (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) direnişinde, 1 Mayıs kutlamalarının kitleselleşmesinde ve büyük MESS grevlerinde en öndeydi.
  • Gönen’de Türkiye’nin ilk “İşçi Üniversitesi”ni kurarak binlerce işçinin eğitimine katkı sağladı.

Ayrıca 1961’de Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kurucuları arasında yer aldı. Siyasi alanda da işçilerin sesini duyurmaya çalıştı. Hayatını işçi sınıfının ekonomik, demokratik ve siyasal hakları için adadı; grevler, mitingler, direnişler onun önderliğinde daha örgütlü ve etkili hale geldi.

22 Temmuz 1980’de, İstanbul Merter’deki evinin önünde, sendikaya gitmek üzere arabasına binerken silahlı saldırıya uğradı. İki farklı silahtan çıkan 11 kurşunla ağır yaralandı ve hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Cinayeti, dönemin faşist güçleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerce işlendiği yönünde değerlendirmeler yapıldı; ancak katillerin ve azmettiricilerin tam olarak hesap vermediği tartışmaları uzun yıllar sürdü.

Kemal Türkler’in ölümü, 12 Eylül 1980 darbesine giden süreçte işçi hareketine ağır bir darbe vurdu. Ama bıraktığı miras, DİSK ve Maden-İş geleneğinde, Birleşik Metal-İş gibi sendikalarda bugün de yaşıyor. 2026 yılı, doğumunun 100. yılı nedeniyle Birleşik Metal-İş tarafından “Kemal Türkler Yılı” ilan edildi ve çeşitli etkinliklerle anılıyor.

O, sadece bir sendika başkanı değildi; dürüst, kararlı, sınıfsal duruşuyla işçi sınıfının yiğit bir önderiydi. Mücadelesi, grevlerde, direnişlerde, eğitimlerde ve örgütlenmede somutlaştı. Bugün hâlâ “Kemal Türkler aramızda!” sloganlarıyla anılması, onun fikirlerinin ve mücadelesinin ne kadar canlı kaldığını gösteriyor.

Kemal Türkler’in hayatı, işçi sınıfı için verilen kavganın ne kadar bedelli ve onurlu olduğunu hatırlatır. Alınteriyle yaşayan herkesin haklarını savunmak adına verdiği örnek, unutulmayacak bir mirastır.

Haber Nur Akalın

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış