Taşeron Düzeninin Gölgesinde Bir Devir ve İşçi Dramı
Soma, Türkiye madencilik tarihinin en acı sayfalarından birini 13 Mayıs 2014’te yazmıştı. 301 madencinin hayatını kaybettiği o büyük faciadan on iki yıl sonra, aynı bölgede benzer kaygıların ve mücadelelerin yeniden alevlendiği bir süreç yaşanıyor. Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) iştiraki Yeni Anadolu Madencilik A.Ş. bünyesindeki Işıklar Maden Ocağı, “hülle” olarak nitelendirilen bir devir işlemiyle Soma Kartal Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye geçti. Bu transfer sırasında sahada çalışan 1361 işçi, işsizlik ve tazminatlarını alamama riskiyle karşı karşıya kaldı. İşçiler ise yıllardır can alan taşeron sistemine son verilmesini ve kamucu bir işletme modeline geçişi talep ediyor.
Mayıs 2026’da imzalanan 34 sayfalık sözleşmeyle gerçekleşen bu devir, kamuoyunda “özelleştirme” ve “hülle” tartışmalarını beraberinde getirdi. TKİ’ye ait ruhsat sahasının, satış yoluyla özel bir şirkete devredilmesi, ilk etapta 48 milyon TL’lik bir ödemeyle desteklendi. Resmi açıklamalara göre süreç yasal çerçevede ilerlese de, işçiler ve sendikalar bunu kamu varlıklarının dolaylı yoldan özelleştirilmesi olarak değerlendiriyor. Yeni Anadolu Madencilik’in tasfiye süreciyle bağlantılı bu işlem, maden sahasının mülkiyetinin TKİ’de kalmasına rağmen işletme hakkının özel sektöre geçmesini sağladı.
Işıklar Maden Ocağı’nda çalışan 1361 madenci için belirsizlik derin. Şirketin fesih kararıyla birlikte işçiler kapıda kaldı. Tazminat hakları, kıdem tazminatlarının ödenmesi ve yeni iş bulma imkânları belirsizliğini koruyor. Maden emekçileri, “Ölümlere yol açan taşeron düzeni yerine kamucu işletme istiyoruz” diyerek seslerini yükseltiyor. Taşeronlaşmanın yarattığı güvencesizlik, düşük ücretler, yetersiz güvenlik önlemleri ve aşırı çalışma temposu, Soma tarihinde defalarca ölümlere yol açmıştı. İşçiler, bu devirle birlikte aynı döngünün tekrarlanmasından endişe duyuyor.
Taşeron Sistemi ve Güvenlik Sorunları
Soma madenlerinde taşeron sistemi uzun yıllardır eleştiriliyor. 2014 faciası öncesi ve sonrasında birçok rapor ve uzman görüşü, özel şirketlerin kâr odaklı yaklaşımının iş güvenliğini ikinci plana attığını ortaya koymuştu. Kamu işletmeciliğinde daha sıkı denetim ve standartların uygulanabildiği dönemlerde bile sorunlar varken, taşeronlaşmayla birlikte maliyetleri düşürme baskısı artmıştı. Madenciler, “Bizim canımız kâr marjı değil, ekmek parası” diyerek özetliyor durumlarını.
Günümüzde Işıklar’da yaşananlar, bu eleştirileri yeniden gündeme taşıyor. İşçiler, devir sürecinde istihdam garantisi, mevcut hakların korunması ve tazminat ödemelerinin acilen yapılmasını istiyor. Aksi takdirde binlerce aile geçim sıkıntısıyla yüz yüze kalacak.
İşçi temsilcileri ve sendikaların Talepleri net: Taşeron düzeni kaldırılsın, madenler kamunun doğrudan işletmeciliğine geçsin. Bu modelde hem üretim hem de işçi güvenliği kamu denetimi altında daha etkin yönetilebilir. Geçmiş facialarda görülen ihmallerin, özel sektörün rekabet baskısıyla arttığı görüşü, maden emekçileri arasında yaygın.
Kamucu İşletme Talebi ve Gelecek
Soma’da yaşananlar, Türkiye madencilik sektörünün kronik sorunlarını bir kez daha gözler önüne seriyor: Özelleştirme ve taşeronlaşmanın yarattığı güvencesizlik, yetersiz iş güvenliği yatırımları ve işçilerin sesinin yeterince duyulmaması. 1361 madencinin kaderi, yalnızca bir maden ocağının devri değil; aynı zamanda ülkenin işçi hakları ve enerji politikalarının bir yansıması.
Yetkililerden beklenen, bu sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, işçilerin mağduriyetinin önlenmesi ve kalıcı çözümler üretilmesi. Tazminatların ödenmesi, yeni istihdam imkânlarının yaratılması veya kamuya geri dönüş gibi adımlar atılmalı. Aksi takdirde Soma, yeni acıların ve protestoların adresi olmaya devam edecek.
Madenciler, yeraltının karanlığında ekmek mücadelesi verirken, yukarıda alınan kararların onların hayatlarını doğrudan etkilemesi kabul edilemez. Işıklar Madeni’nin devri, İşçilerin haklarını, İnsanın hayatını hiçe saymaktır. Taşeron düzeni yerine kamucu, güvenli ve adil bir madencilik modeli, hem işçiler hem de ülke ekonomisi için en sürdürülebilir yol olarak görülüyor.
Yorumlar (0)