Şükür, Tevekkül ve Kul Olma Sanatı

Hayatın o muhteşem döngüsüne bir kez daha hoş geldiniz! Bugün, fakirin şükrü, tevekkülün büyüsü ve kul olmanın o tatlı boyun eğilişi üzerine konuşacağız. Hani şu, “Fakirin ettiği şükür, zenginin düzeni bozulmasın diyedir. Tevekkül göstermek, bozuk çark sürsün diyedir. Kul olmak, efendiye boyun eğmek içindir” diye özetlenen o derin felsefe. Ama korkmayın, bunu ağır bir sosyoloji dersi gibi anlatmayacağım.

Şükür, Tevekkül ve Kul Olma Sanatı

Zenginlerin En İyi Arkadaşı

... 

Öncelikle, fakirin şükründen başlayalım. Düşünün ki, bir fakirsiniz ,cebinizde beş kuruş yok, ama elinizde bir somun ekmek var. “Şükürler olsun!” diyorsunuz, çünkü o ekmek yoksa aç kalacaksınız. Peki, bu şükür kime yarıyor? Sana yaramadığı kesin. Ama zengine? Zengin adam, yatında şampanya yudumlarken düşünüyor: “Oh be, şunun elinden ekmeğine katık edeceği her şeyi aldım, yine şükredip duruyor. Demek ki düzenimiz bozulmayacak. Kimse isyan etmeyecek, herkes halinden memnun". Fakir şükrederken, zengin “Teşekkürler, Allah razı olsun” diye dua ediyor, ama fakire değil, sisteme! Hatırlayın o klasik masalı: Fakir bir adam, “Şükür, bugün de hayattayım” der. Zengin komşusu ise, “Şükür, bugün de gelirim düşmedi” diye güler. Gerçek hayatta da öyle değil mi? Fakir, “bir lokma ekmeğe şükür” derken, zengin “bir tane daha yat alayım” diyor. Ve düzen bozulmuyor, çünkü şükür, en ucuz anestezi. Doktor reçetesine gerek yok, sadece bir dua yeter!

Şimdi, tevekküle geçelim. Tevekkül göstermek, yani “Tanrı'ya bırakmak”. Bozuk çark sürsün diye mi? Elbette! Hayat bir çark, ama bu çark paslı, yamuk ve her dönüşte birilerini eziyor. Fakir, “Tevekkül edeyim, nasılsa düzelir” diyor. Peki, kim düzeltiyor? Kimse! Çark dönüyor, zengin üstte kalıyor, fakir altta eziliyor. Düşünün ki, bir araba tamircisi var. Arabanız bozulmuş, “Tevekkül et, belki kendi kendine düzelir” diyor. Siz de bekliyorsunuz, ama araba daha da bozuluyor. Tevekkül tam da bu: Bozuk sistemi tamir etmeyip, “Belki yarın” demek. Zenginler bayılır buna! Onlar için tevekkül, en iyi sigorta poliçesi. Fakir tevekkül ederken, zengin “Teşekkürler, çarkım dönüyor” diye partiler veriyor. Hatırlayın o meşhur fıkrayı: Adam, “Tanrım, loto kazanayım” diye dua eder yıllarca. Sonunda melek gelir: “Kardeşim, bilet al da!” Tevekkül güzel, ama bilet almak lazım. Ama hayır, biz tevekkül edip oturuyoruz, çark dönüyor, zengin gülüyor.

Kul olmak! Kul olmak, efendiye boyun eğmek içindir. Aman efendim, ne güzel bir sistem! Kul, efendinin dediğini yapar, efendi de “iyi ki varsın” der, ama cebini doldurur.  Kul olmak, modern kölelik gibi,  özgür gibi görünür, ama  fakir, “kul olayım, efendiye boyun eğeyim” diyor, çünkü başka çare yok. Efendi ise, “sen kul ol, ben efendi kalayım” diyor. Düşünün ki, bir şirket toplantısı: Patron, “hepiniz benim kullarımsınız, şükredin ki işiniz var” diyor. Çalışanlar, “tevekkül, belki zam gelir” diye mırıldanıyor. Ama zam gelmiyor, çünkü düzen bozulmasın! Gerçek hayatta da öyle: Siyasetçiler efendi, halk kul. “Oy verin, tevekkül edin” diyorlar. Halk şükrediyor, efendiler yatlarını büyütüyor. Bir fıkra anlatayım: Kul, efendiye sorar: “Efendim, neden ben kulum?” Efendi: “Çünkü ben efendiyim, yoksa kim şükredecek?” Haklı mı?

Peki, bu döngüden nasıl çıkılır? Ah, sevgili okur, belki bir gün fakirler şükretmek yerine “Neden?” diye sorar. Tevekkül yerine tamir aleti alır. Kul olmak yerine efendi olur. Ama o zaman zenginler ne yapacak? Belki onlar şükredecek: “Şükür, düzen bozuldu da yeni bir çark kurarız!” Hayır, hayır, şaka yapıyorum. Gerçekte, bu sistem öyle güzel tasarlanmış ki, mizah bile onu değiştiremez – sadece güldürür. Düşünün ki, bir komedyen sahnede: “Fakirim, şükür! Tevekkül ediyorum, kulum!” Seyirci güler, ama eve gidince aynı şeyi yapar.

Sonuçta, bu şükür-tevekkül-kul üçlüsü, hayatın en büyük şakası. Zenginler güler, fakirler güler – ama zenginler yatlarında, fakirler ekmek kuyruğunda. Mizah mı? Evet, acı bir mizah. Ama akıcı bir hayat için, belki bir gün şükretmek yerine harekete geçeriz. Tevekkül yerine tamir ederiz. Kul olmak yerine eşit oluruz. O zamana kadar, şükürler olsun ki bu yazıyı okudunuz!

 

Yazar cemil baran

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış

İlginizi Çekebilir