Arnavutluk’ta Halk Saraya Yürüdü
Arnavutluk’un başkenti Tiran, 11 Şubat 2026 gecesi hükümet karşıtı gösterilerin şiddete evrilmesiyle sarsıldı. Binlerce muhalif destekçinin katıldığı protestolarda, Başbakan Edi Rama’nın ofisi ve parlamento binası hedef alındı. Göstericiler, molotof kokteylleri, havai fişekler ve meşaleler fırlatarak polise ve hükümet binalarına saldırdı. Polis ise gözyaşı gazı ve su topları ile karşılık verdi. Bu olaylar, en az 13 kişinin gözaltına alınması ve 16 göstericinin yanık ile diğer yaralanmalar nedeniyle hastaneye kaldırılmasıyla sonuçlandı. Arnavutluk’un siyasi arenası, yolsuzluk iddialarının gölgesinde bir kez daha sokaklarda protestolara neden oldu.
Gösterilerin temel nedeni, Başbakan Yardımcısı ve Enerji ile Altyapı Bakanı Belinda Balluku’yu hedef alan büyük bir yolsuzluk skandalı. Kasım ayından beri süren soruşturmalarda, Balluku’nun kamu inşaat ihalelerinde belirli şirketlere öncelik vererek yolsuzluk yaptığı iddia ediliyor. Savcılar, Balluku’nun hükümet sözleşmelerinde usulsüz müdahalelerde bulunduğunu ve bu sayede milyonlarca euro’luk ihaleleri yandaş firmalara yönlendirdiğini öne sürüyor. Balluku kısa süreliğine görevden uzaklaştırılmış olsa da, Başbakan Rama’nın ısrarı üzerine yeniden atanması, kamuoyunda büyük tepki çekti. Muhalefet, Balluku’nun dokunulmazlığının kaldırılmasını ve hem onun hem de Rama’nın istifa etmesini talep ediyor. Bu talepler, sadece bireysel bir skandalı değil, Arnavutluk’un sistematik yolsuzluk sorununu simgeliyor. Ülke, 2027’de Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olmayı hedeflerken, uluslararası denetim organları tarafından yaygın yolsuzluk nedeniyle eleştiriliyor. AB adaylığı sürecinde reformlar vaat eden Rama hükümeti, bu iddialarla güvenilirliğini yitirmiş görünüyor.
Protestolar, ana muhalefet partisi Demokrat Parti’nin eski lideri Sali Berisha tarafından organize edildi. Berisha, gösterileri “barışçıl bir halk ayaklanması” olarak nitelendirerek, Rama’yı “adalet sistemine savaş ilan etmekle” suçladı. Siyasi analist Mentor Kikia’ya göre, Arnavut halkı her iki lideri de yolsuzlukla itham ediyor; seçimlerde “daha az kötüyü” seçmek zorunda kalıyorlar. Berisha’nın kendisi de geçmişte yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanmış bir figür, bu da protestoların ironisini artırıyor. Son aylarda üçüncü kez düzenlenen bu gösteriler, Kasım’daki skandalın ardından giderek büyüyen bir öfkenin yansıması. Vatandaşlar, yargı bağımsızlığının zedelendiğini ve hükümetin yolsuzluğu sistematik hale getirdiğini savunuyor.
Gösterilerin boyutu, Tiran’ın siyasi gerilimini gözler önüne serdi. Merkezi meydanlarda toplanan binlerce kişi –tahminlere göre 5.000 ila 10.000 arası– sloganlar atarak yürüdü ve hükümet binalarına doğru ilerledi. Etkinlik, barışçıl bir miting olarak başladı; ancak akşam saatlerinde kalabalığın bir kısmı şiddete başvurdu. Molotof kokteylleri parlamento binasının önünde yangına neden olurken, havai fişekler ve meşaleler polise karşı kullanıldı. Hükümet, 1.300’den fazla polis memurunu seferber etti; bu da gösterinin beklenen büyüklüğünü ve potansiyel riskleri yansıtıyor. Çatışmalar sırasında taşlar da atıldı, polis ise su topları ve gözyaşı gazıyla kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Yaralanan 16 göstericiden bazılarının durumu ciddi; bu da olayların ne kadar hızlı tırmandığını gösteriyor.
Bu protestolar, Arnavutluk’un kırılgan demokrasisi için bir dönüm noktası olabilir. AB üyelik süreci askıya alınma riskiyle karşı karşıya kalan ülke, yolsuzlukla mücadelede somut adımlar atamazsa istikrarsızlaşabilir. Berisha’nın “kritik bir an” vurgusu, muhalefetin erken seçim taleplerini güçlendiriyor. Tiran sokaklarındaki duman ve sloganlar, sadece bir itirazla sınırlı olmayan, derinleşen bir toplumsal hoşnutsuzluğun habercisi. Hükümetin nasıl yanıt vereceği, Arnavutluk’un geleceğini belirleyecek.
Yorumlar (0)