Halklar coğrafyası, Kavimler kapısı olarak bilinen Anadolu, geniş kitleler ve ilgili kamuoyu tarafından pek yakından tanınmayan bir etnik, dilsel, tarihsel gruba daha asırlardır ev sahipliği etmektedir; Domlar. M.S. 9. ve 11. yüzyıllar arasında Hindistan’ın kuzey batısından, İran ve Mezopotamya yoluyla Anadolu’ya göç ettiler. Dom (Dôm, Domba, Dum) toplulukları, Orta Doğu ve Güney Kafkasya’ya yayılmış, kökenleri büyük ölçüde Hindistan alt-kıtasına dayanan, tarihsel olarak göçebe ya da yarı-göçebe yaşam biçimleriyle bilinen etnik-kültürel gruplardır.

Domların önemli bir bölümü İran’da (özellikle Kirman, Sistan-Belucistan) ve Afganistan’da tarihsel olarak varlık göstermiştir. İran kaynaklarında bazen “Domb” veya “Dum” olarak anılırlar. Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin’de Dom toplulukları vardır. Arap dünyasında genellikle “Nawar” veya “Ghajar” gibi adlarla anılırlar (bu terimler çoğu zaman dışlayıcılığa işaret eder.) Osmanlı kayıtlarında bazen “Kıpti”, “Çingene”, “Ehl-i Hiref” gibi genel kategoriler içinde yer almışlardır.
Yoğun olarak yaşadıkları iller Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Gaziantep, Adana, Hatay, Mersin. Ayrıca üç büyük il ve Bursa’da da Dom toplulukları yaşamaktadır. Yaklaşık nüfusları 500 ila bir milyon olarak tahmin edilmektedir. Resmi bir veri yoktur. STK ve saha çalışmalarına dayanan tahmini verilerdir. Domlar, Türkiye’de özellikle 1975-80’lerde yerleşik yaşama geçmek zorunda kalmışlardır.

Daha çok yanlış bir kategori olarak Roman/Çingene kategorisinde adlandırılan Domlar, aslında farklı bir etnik, tarihsel ve kültürel, göçebe topluluklarıdır. Romanlarla/Çingenelerle akraba oldukları bilinir. Domlar genellikle kırsal-kenar mahallelerde, gecekondu veya yarı-göçer yaşamın izlerini taşıyan alanlarda yoğunlaşır.
Domari adı verilen bir dil konuşurlar: Domari Hint-Avrupa dil ailesindendir. Kürtçe, Arapça, Türkçe ve Farsçadan çok sayıda kelime almıştır. Türkiye’de Domari hızla kaybolmaktadır. Genç kuşaklar çoğunlukla Kürtçe veya Türkçe konuşur.

Anadolu coğrafyasında görünmezlik perdesi altında dezavantajlı topluluklar olarak şehrin varoşlarında yaşamlarını sürdürürler. Yoksulluk, eğitimden erken kopuş, ayrımcılık ve damgalanmaya uğrama yaşadıkları gerçekliklerdir. Kimliklerini gizleme ve kendilerini Kürt, Arap, Türkmen olarak tanıtma eğilimindedirler. Dilleri, kültürleri ve tarihleri kaybolma riski altındadır. Etnik ve kültürel azınlık statüleri Türkiye dahil bir çok ülkede resmi olarak tanınmaz. Genellikle barakalarda, çadırlarda, bakımsız evlerde kiracı, bodrumlarda, inşaat alanlarında veya senetli olan ve tapusu olmayan evlerde yaşayarak ‘Barınma Hakkı’ndan yoksunluk; zanaatlarının yok olmasıyla kentlerde görünmeyen emek kapsamında çalışmak zorunda kalarak ‘İstihdam Hakkı’ndan; özellikle mevsimlik işlerde çalışarak belli dönemlerde göçebe yaşam sürdürdükleri için devamsızlıklar, okul terkleri ve okullarda yaşadıkları ayrımcılık nedeniyle kapsayıcı eğitimden yoksun kalarak ‘Eğitim Hakkı’ndan; eğitimden yoksun kaldıkları için de Çocuk evliliklerle ‘Çocuk Haklarından; temiz suya ve temiz gıdaya erişimde yoksunluklarla en çok hak kaybına uğrayan topluluklardır.
Şehirlerin büyümesiyle merkeze uzanan Dom mahalleleri gettolar halini almıştır. Akrabalık bağları güçlü, son zamanlarda değişme eğilimi göstermekle birlikte daha çok topluluk içinde evlik yaparlar. Geleneksel meslekler, elekçilik, demircilik, düğün müzisyenliği, falcılık, sepetçilik, mevsimlik tarım işçiliğidir. Anadolu Domları arasında Sünni Müslümanlık baskın bir din olarak ortaya çıkar.
Özetle Türkiye’de Domlar, tarihsel olarak çok eski, kültürel olarak zengin, fakat sosyal, siyasal ve akademik olarak en az tanınan topluluklardan biridir.
Iskalanmış Hayatlar: Domlar
6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’daki Dom topluluklarının yaşadığı kayıpları, kurdukları dayanışma ağlarını ve görünmez kılınan yaşamlarını konu alan “Iskalanmış Hayatlar: Domlar” belgeselinin yönetmeni Mehmet Kuyumcu. Belgesel yönetmeninin de katılımıyla gerçekleşen bir söyleşi eşliğinde Beyoğlu Sinemasında Kasım ayında gösterime girdi.
Mehmet Kuyumcu Kimdir:
1999 yılında Hatay’da doğan Mehmet, Türkiye’deki Dom topluluğunun bir ferdi ve hak temelli bir belgesel yönetmenidir. Sekiz yıldır Türkiye’deki Dom topluluklarının hak mücadelesinde aktif bir şekilde çalışmaktadır. Toplumsal dışlanma, ayrımcılık ve hak ihlalleri gibi konulara odaklanarak, dezavantajlı grupların görünürlüğünü artırmayı hedeflemektedir.
Metin Fotoğrafları: Kemal Vural Tarlan ve
Kapak fotoğrafı ve video: Mehmet Kuyumcu'ya teşekkürler.
Not: Bu yazı internet araştırmalarına ve Yapay Zeka sorgulamalarına dayanarak hazırlanmıştır.
Yorumlar (0)