Asgari ücretin, işsizlik ödeneğinden emekli maaşına, SGK primi ve evde bakım ücretine pek çok alanı etkilediğine vurgu yapıldı ve "asgari ücret artık tüm ücretleri aşağı çeken ortalama ücrete dönüşmüştür. Bu nedenle yaklaşan görüşmeler, sadece asgari ücretlilerin değil, emeğiyle geçinen herkesin ortak meselesidir” denildi. “Enflasyonla mücadelenin faturasının, açlığa ve yoksulluğa mahkum etmek pahasına milyonlarca emekçiye ödetilmesini kabul etmiyoruz. Emekçiler, emekliler ve bu ülkenin yok sayılan tüm kesimleri olarak bizi yoksullukta eşitleyen bu gidişatı birlikte değiştireceğiz” denilen açıklamada, Asgari Ücret İnisiyatifi’nin talepleri, “asgari ücretin işçi ailesinin geçimi esas alınarak insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılması; milli gelir ve gerçek enflasyon baz alınarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenmesi; gelir dağılımında adaleti gözeten bir ekonomi politikası izlenmesi” olarak sıralandı.
Asgari Ücret İnisiyatifi önceki haftalarda, şu çağrı ile bir araya gelmişti (bkz: Asgari Ücret İnisiyatifine Davet):Tek adam rejiminin yürüttüğü ekonomi politikaları, zenginliği bir avuç patrona aktarırken, emekçileri derin bir sefalete sürüklüyor. Milyonlarca emekçinin geçim koşullarını ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri yaklaşırken, sürecin yine emekçinin aleyhine işleyeceğinin ilk işaretleri görülüyor. Asgari ücret artık tüm ücretleri aşağı çeken ortalama ücrete dönüşmüştür. Bu nedenle yaklaşan görüşmeler, sadece asgari ücretlilerin değil, emeğiyle geçinen herkesin ortak meselesidir.
Asgari ücret artışı denilince ilk anda akla işçilerin alacağı en düşük ücretin kaç lira olacağının belirlenmesi gelmekte ise de, asgari ücret doğrudan ve dolaylı olarak birçok kişiyi ve alanı etkiliyor; işsizlik ödeneğinden emekli maaşlarına, SGK primlerinden, evde bakım ücretine kadar birçok sonuç doğuruyor. Bu ödemelerin ne kadar olacağı asgari ücretin belli bir oranına bağlı olduğu için asgari ücretteki her artış bu ödemelerin de artmasına neden oluyor.
Barınma ve beslenmenin lüks haline geldiği, milyonların açlık sınırının altına itildiği bu düzende; asgari ücretlinin alım gücü günden güne erimektedir. Enflasyonla mücadelenin faturasının, açlığa ve yoksulluğa mahkum etmek pahasına milyonlarca emekçiye ödetilmesini kabul etmiyoruz.
Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığında ödenen ve işçinin; gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek miktarda belirlenen ücrettir.
Bizler, aşağıda imzası yer alanlar olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Gerçeklikten uzak, tutmayan enflasyon hedeflerine göre yapılacak ücret artışları, gelir adaletsizliğini derinleştirmekten ve halkı daha da yoksullaştırmaktan başka bir sonuç vermeyecektir.
Bu bağlamda, hedeflerimiz ve mücadele hattımız nettir:
Asgari ücret, işçi ailesinin geçimini esas almalı ve insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılmalı; milli gelir ve gerçek enflasyon baz alınarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenmelidir.
Gelir dağılımında adaleti gözeten bir ekonomi politikası izlenmelidir.
Emekçiler, emekliler ve bu ülkenin yok sayılan tüm kesimleri olarak; bizi yoksullukta eşitleyen bu gidişatı birlikte değiştireceğiz.
Asgari Ücret İnisiyatifi
Önemli Not: Asgari Ücretin Halkın da istekleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini söyleyen Asgari Ücret İnisiyatifi, yukarıdaki linkte ve aşağıdaki metinde de ifade edilen dilekçe metnini imzalayıp, Meclis Dilekçe Komisyonuna gönderilmesini talep ediyor... Destekleriniz değerli...
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI
Dilekçe Komisyonu Başkanlığı’na
Konu: Asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılması, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenmesi hakkında
Sayın Başkan,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde devletin “sosyal bir hukuk devleti” olduğu açıkça belirtilmiştir. Sosyal devlet ilkesi, yurttaşların insanca bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli ekonomik ve sosyal koşulların sağlanmasını, gelir dağılımında adaletin gözetilmesini ve çalışanların korunmasını devlete bir görev olarak yüklemektedir.
Ayrıca Anayasa’nın 49. maddesi, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” hükmüyle bu görevi somutlaştırmaktadır.
Oysa ülkemizde belirlenen asgari ücret, işçi sendikaları ve konfederasyonlar tarafından aylık açıklanan açlık ve yoksulluk sınırlarının çok altında kalmaktadır. Asgari ücretin, bir işçinin ve ailesinin insanca yaşamını sürdürebilmesi için gerekli asgari koşulları dahi karşılamaması hem Anayasa’nın yukarıda anılan hükümlerine hem de insan onuruna yakışır bir ücret hakkını düzenleyen uluslararası sözleşmelere aykırıdır.
Asgari ücret yalnızca bu düzeyde çalışanları değil, tüm ücret kademelerini etkileyen bir taban ücrettir. Bu nedenle, asgari ücretli olsun ya da olmasın, tüm yurttaşlar bu ücret belirleme sisteminden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmektedir. Bu gerekçeyle, Anayasa’nın 74. maddesiyle güvence altına alınan dilekçe hakkımı kullanarak, TBMM’nin konuyu gündemine almasını ve 4857 sayılı İş Kanunu'na “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir.” maddesinin eklenmesini talep ediyorum.
Gereğini arz ederim.
Saygılarımla,
Ad Soyad: ………………………………………
Adres: ……………………………………….....
Telefon: ........................................................
Tarih: …../…../ 2025
İmza:
Gönderim Adresi:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı
Dilekçe Komisyonu Başkanlığı
06543 Bakanlıklar / Ankara
Yorumlar (0)