Bülten’de, 1 Temmuz için yapılan etkinlikler anlatıldı. Yarışlar, asırlık lezzetler ve minik denizcilerin kortejiyle bütün geleneklerin yaşatıldığı duyuruldu.. Bültende duyurulduğu kadarıyla, Datça’nın kültüründe, çocukların anılarında her zaman çok özel bir yeri olan ve her sene heyecanla beklenen 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramının100. yılında coşkuyla kutlandığı; Datça Belediyesi ve Datça Liman Başkanlığı’nın desteklediği, deniz kokulu geleneklerin hayat bulduğu buluşmanın adresinin de Datça Limanı olduğu anlatılıyordu. Yine bültende, Limandaki rekabetin gün batmadan, saat 17.30’da pancar motorlu teknelerin yarışıyla başladığı, yarışın kazananının Mavi Ay isimli tekne olduğu, hemen arkasından, denizle büyüyen 8-12 ve 13-18 yaşlarındaki çocukların, serbest stil yüzme yarışında kulaç attığı anlatılıyordu. Yarışlarda kazanan gençlerin isimleri veriliyor. Limanda, pedallı deniz tahtaları ile yapılan ilginç kortejlerden de bültende söz ediliyordu.
Bültende Kabotaj Bayramı’nda Datça’da komşuluk sıcaklığı yaşatıldığı, Datça Belediyesi’nin limanda Datçalı efsane denizciler anısına kurduğu sofrada, keşkek ve karpuz ikramı yapıldığı bilgileri de paylaşılıyordu. İkramlarla beraber Rakaturka müzik grubu da konserde sahne almıştı. İzleyenlere göre performansları hayli iyiydi.
Yine basın bülteninde belirtildiği üzere: etkinlikte yerel bir şenlik havasında geçen Kabotaj Bayramı’nda, Yazar Yusuf Ziya Özalp’in, Datça’nın derin tarihine dokunan "Korsan Yatağı Datça" isimli kitabını imzaladığı ve daha önemlisi Datça Kent Konseyi ve WWF-Türkiye ile birlikte hazırladığı, “Denizlerin Mavi Ormanları: Deniz Çayırları Fotoğraf Sergisi”nin açılışından da söz edilmekteydi (Deniz Çayırlarının, yeryüzü ormanlarından en az 35 kez daha fazla karbon yutağı olduğunu, dünya için çok değerli olan oksijen ürettiğini ve atmosferi temizlediğini biliyor musunuz? Fotoğraflar gerçekten şahaneydi.)

DENİZ ÇAYIRLARI:
Deniz çayırları genellikle fazla dikkat çekmez, ancak dünyadaki en verimli ekosistemlerden biridir. Bu çayırların bazıları o kadar geniştir ki uzaydan görülebilir. Ancak bu yapraklı yeşil mucizenin gerçek süper gücü, karbonu yakalama hızıdır – karbon emme kapasiteleri nedeniyle iklim değişikliği ile mücadeleye yardımcı olan inanılmaz bir yeteneğe sahiptirler - Deniz çayırları yoğun bir sediment tuzağı görevi görerek atmosferdeki fazla miktardaki karbonu yakalar, depolar ve en sonunda da karbonu deniz tabanına biriktirir/sıkıştırır.
Deniz çayırları, tropikal yağmur ormanlarından 35 kat daha hızlı bir şekilde karbon yakalar. Yalnızca okyanus tabanının %0.2’sini kaplamasına rağmen, deniz çayırları yılda okyanuslardaki karbonun %10’unu etkileyici bir şekilde emerler. Deniz çayırları bitkileri ve çayırları, denizlerimizde çözülmüş halde bulunan büyük miktarda karbonu hapsedip depolama potansiyeline sahiptir - “mavi karbon”. Ağaçların havadaki karbonu gövdelerini inşa etmek için aldığı gibi, deniz çayırları da karbonu suyun içinden alarak yapraklarını ve köklerini oluştururlar.
Deniz çayırları bitkileri öldüğünde ve yerlerine yeni filizler ve yapraklar geçtiğinde, ölü malzeme diğer ölen organizmalardan gelen organik maddeyle birlikte deniz tabanında birikiyor. Bu malzeme birikir ve bırakılırsa, binlerce yıl boyunca deniz tabanında karbon depolayabilir.
Aslında, İklim Değişikliği Hükümetler arası Paneli (IPCC) tarafından yapılan bir rapora göre, mangrov ormanları, tuzlu bataklıklar ve deniz çayırı havzalarının, hektar başına, çoğu karasal ekosistemden daha fazla karbonu depolayabileceğini gözlemledi. Bu potansiyel, Paris Anlaşması’na imza atan yaklaşık 159 ülkenin kıyılarında deniz çayırı bulundurmasını göz önüne aldığımızda bu durum önem kazanmaktadır.
Belediye Bülteninde 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 100. yıl kutlamaları için sabah saatlerinde Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenden söz edilmekteydi. Tören her zaman olduğu gibi Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başlamıştı. Tören, Datça Kaymakamı Murat Atıcı, Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt, Datça Liman Başkan Vekili Cengiz Kelepçe, Liman Başkanlığı personeli, Sahil Güvenlik Komutanlığı yetkilileri ve denizcilerin katılımıyla gerçekleşmişti. Törende İstiklal Marşı da okunmuş. Deniz şehitleri anısına Datça Hudut Kapısı İskelesi’nden denize çelenk bırakılmıştı.

Kabotaj Nedir
İnternette taratırsanız “Kabotaj”, bir devletin kendi limanları ve karasuları arasında deniz ticareti ve taşımacılığı yapma hakkını yalnızca kendi vatandaşlarına ve gemilerine tanımasıdır. Türkiye için kabotaj, kapitülasyonların kaldırılmasıyla elde edilen ve denizlerdeki tam bağımsızlığı simgeleyen en önemli egemenlik haklarından biri olarak tanımlandığını ve yine vikipedi’den Osmanlı imparatorluğu'nda yabancılara verilen ayrıcalıklardan biri olan; Osmanlı Devletinin kendi limanları arasında deniz ticareti konusunda yabancı ülke gemilerine tanıdığı ayrıcalık yani kabotaj hakkı, Lozan Barış Antlaşması'yla kaldırılmış olduğunu, Kabotaj Kanununun ise 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe girdiğini öğreneceksiniz..
Bunları bilmek elbette değerli. Ama bugün gerçekten deniz ve sahillerin kullanımı bakımından her şey bültende anlatıldığı kadar kutlanacak mükemmellikte mi?
Gerçekten denizler, kıyılar halkın kullanımı altında mı? Aramızda sahillerin ve denizin kullanımına itiraz etmemiş tek bir kişi var mı?
Anayasa'ya göre devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gereken kıyılar, Anayasa’da anlatıldığı gibi “herkesin eşit, ücretsiz erişimine açık” mı?
Uzağa gitmeye gerek yok, Datça’nın kıyılarında havlunuzu serip denize serbestçe giremediğiniz kıyılar yok mu? Her yerden denize serbestçe girebiliyor musunuz? Deniz yollarını serbestçe serbestçe kullanacak kadar imkanınız var mı, sizin de elinizde? Uzun yıllardır kıyılar işgal altında değil dediğiniz tek bir yaz geçirdiniz mi, mesela?
Yüksek bağlama ücretleri, özel mega yatlara göre tasarlanan lüks marinalar yüzünden yerel balıkçılar, küçük tekne sahipleri ve geçimini denizden sağlayan emekçiler kendi denizlerinde sığınacak liman bulmakta zorluk çekmiyor demeniz mümkün mü? Denizciliğin kutlamalarda anlatıldığı gibi gerçekten halka yaygınlaşmış, halkın parçası olduğunu söylemeniz mümkün mü?
Burnunuzun dibindeki koyları işgal edenler kimler? Kimler bu kıyıları, koca koca koyları birilerine devrediyor? Kimler bu kıyıların kullanım haklarına sahip oluyor da, kimlerin haklarına konuyor? Sizin hiç sahil şeritleriniz işgal edilmedi mi? Daha dün girdiğiniz denize kavuşamadığınız olmadı mı? Sizin olan kamu yararına kullanılan arazinizin, sahil şeridinizin bir kararname ile bir sabah vakti özelleştirildiğini, kullanamadığınız rekreasyon alanlarıyla doldurulduğuna şahit olmadınız mı? Bu koylar kimin adına işgal ediliyor? İmara açılarak yapılan marina ve oteller ile deniz ekosistemi kimler için yok edilmekte? Sizin de aklınıza denizinizin çalındığı düşmüyor mu? Kıyı habitatının da geri dönülmez tahribatlara uğradığının farkında değil miyiz?
Denizlerden, denizcilikten ve yapılan kutlamalardan görebildiğimiz kadarıyla bizlere düşen daha ziyade yağlı kazık!
Ne diyelim geçmiş Denizcilik ve Kabotaj Bayramımız kutlu olsun…
Esin kaynağı olarak Kazım Yılmaz'a MUÇEP WP grubunda paylaştığı yazı için teşekkürler...
Yorumlar (0)