Bolivya’da Neoliberal Kemer Sıkma Karşıtı Süresiz Genel Grev

Kırsal bölgelerdeki hareket ise daha radikal. Çiftçiler ve yerli topluluklar, bölgelerindeki yollara taşlar, lastikler ve ağaç dallarıyla barikatlar kurdu. Tüm ana otoyollar trafiğe kapandı; kamyonlar, otobüsler ve özel araçlar saatlerce beklemek zorunda kaldı. Bu barikatlar, sadece ulaşımı engellemekle kalmadı; aynı zamanda hükümetin lojistik zincirini kırdı. Gıda ve yakıt tedariki aksadı, market rafları boşaldı. Cochabamba ve Potosí gibi bölgelerde polis müdahalesi sertleşti; iki protestocu hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

Bolivya’da Neoliberal Kemer Sıkma Karşıtı Süresiz Genel Grev

 

 Halkın Öfkesi Sokaklara Taşıyor

Bolivya, Latin Amerika’nın en dinamik sosyal hareketlerine ev sahipliği yapan bir ülke olarak, bir kez daha tarihi bir dönemeçte. Aralık 2025’te, yeni seçilen sağcı hükümetin neoliberal kemer sıkma politikalarına karşı patlak veren süresiz genel grev, ülkeyi tam anlamıyla kilitlemiş durumda. Başkan Rodrigo Paz’ın liderliğindeki yönetim, yıllardır devam eden yakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararıyla tetiklediği bu kriz, halkın günlük yaşamını derinden etkiliyor. Şehirlerde kitlesel yürüyüşler devam ederken, kırsal bölgelerdeki işçiler ve çiftçiler yollara barikatlar kurarak tüm ana otoyolları trafiğe kapatmış, ekonomiyi durma noktasına getirmiş. Bu hareket, sadece ekonomik bir isyan değil; aynı zamanda Bolivya’nın sosyal adalet mücadelesinin yeni bir bölümü.

Her şey, Paz hükümetinin “Anavatan için Kararname” olarak adlandırdığı paketle başladı. Bu paket, uzun süredir ülkeyi ayakta tutan yakıt sübvansiyonlarını sona erdirmeyi, kamu harcamalarını kısma ve ihracata yönelik kontrolleri kaldırmayı içeriyordu. Bolivyalılar yıllarca ucuz yakıttan faydalanmıştı; ancak kamu maliyesinin çöküşü gerekçesiyle alınan bu kararlar, anında enflasyonu tetikledi. Dizel fiyatları yüzde 83, elektrik yüzde 50, gıda ürünleri ise yüzde 100’e varan oranlarda zamlandı. Otobüs biletleri yüzde 163 artış gösterirken, ekmek fiyatı yüzde 60, sığır eti ise yüzde 90 yükseldi. Bu zamlar, özellikle düşük gelirli kesimleri vurdu. Bolivya’nın büyük şehirleri La Paz ve Santa Cruz, ulaşım işçilerinin greviyle felç oldu; sokaklar boşaldı, iş yerleri kapandı ve günlük hayat durdu.

Grevin kökleri, Bolivya’nın siyasi tarihine uzanıyor. Ülke, 2006-2019 yılları arasında Evo Morales’in sosyalist yönetimi altında önemli ilerlemeler kaydetmişti: Yoksulluk azalmış, yerli halkların hakları güçlenmişti. Ancak 2019’daki tartışmalı darbe ve ardından gelen sağcı eğilimler, neoliberal politikaların geri dönüşünü hızlandırdı. Paz’ın Kasım 2025’te seçilmesiyle, ABD destekli bir hükümetin kurulması, lityum rezervleri gibi stratejik kaynakların yabancı şirketlere açılmasını gündeme getirdi. Eleştirmenler, bu politikaları “ABD’nin kuklası” olarak nitelendiriyor ve lityumun Trump dönemi ABD’sine teslim edildiğini iddia ediyor. Sendikalar, bu tedbirleri “hızlı yağma” olarak görüyor ve hükümetin halkı fakirleştirdiğini savunuyor.

19 Aralık’ta başlayan protestolar, hızla yayıldı. Bolivya İşçi Konfederasyonu (COB) ve ulaşım sendikaları, hükümetin tedbirlerini tamamen geri çekmesini talep ederek süresiz genel grev ilan etti.  “Diyalog yok, müzakere yok; önce tedbirler iptal edilsin” sloganıyla hareket eden işçiler, hükümetin balayı dönemini sona erdirdi. Şehirlerde binlerce kişi sokaklara döküldü: La Paz’ın dar sokaklarında madenciler, öğretmenler ve öğrenciler bir araya gelerek hükümet karşıtı sloganlar attı. Santa Cruz’da ise ticari hayat tamamen durdu; dükkanlar kepenk indirdi, toplu taşıma araçları çalışmadı.

 Kırsal bölgelerdeki hareket ise daha radikal. Çiftçiler ve yerli topluluklar, bölgelerindeki yollara taşlar, lastikler ve ağaç dallarıyla barikatlar kurdu. Tüm ana otoyollar trafiğe kapandı; kamyonlar, otobüsler ve özel araçlar saatlerce beklemek zorunda kaldı. Bu barikatlar, sadece ulaşımı engellemekle kalmadı; aynı zamanda hükümetin lojistik zincirini kırdı. Gıda ve yakıt tedariki aksadı, market rafları boşaldı. Cochabamba ve Potosí gibi bölgelerde polis müdahalesi sertleşti; iki protestocu hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

 Gelecek günler, Paz’ın direncini ve halkın kararlılığını belirleyecek. Eğer tedbirler geri çekilmezse, mücadele daha sertleşebilir.

Bu olay, neoliberal politikaların Latin Amerika’daki sınırlarını gösteriyor. Bolivyalılar, adalet için sokaklarda; sesleri, sadece kendi ülkelerini değil, tüm kıtayı etkiliyor.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış