DARBE

Bu kesimler ekonomik ve siyasi konumlarını, hegemonyalarını garantiye almak ihtiyacını hissediyorlar. Bu bir yanıyla kendi iktidarını tehlikede hissetmeleriyle, diğer yanı da dünyanın bugünkü kaotik durumuyla beklentilerinin çakıştığını hissetmeleri. Yani fırsat bu fırsat hikayesi. Onlar belediyecilik alanının uzmanları olarak(!) Özel ve ekibinin zaaflı alanlarını hemen fark etmişlerdi. Nitekim ısrarlı yargısal baskı ile ve zamana yayarak darbeyi zamana yaydılar ve bu sürecin tayin edici adımı olarak CHP’ye kayyum atamayı gerçekleştirdiler. Neye güveniyorlar, tabii ki Trump’a, tabii ki stratejik alanda güçlendiklerini bildikleri için diğer uluslar arası siyasi aktörlere.

DARBE

‘Biz korkuyu evde bıraktık, artık sokaktayız’

Özgür Özel(Maltepe konuşması)

 

Darbe… Yazıya böyle başlamakla malumu yeniden ilan etmiş olduğumun farkındayım. Zaten nerdeyse konuya ilişkin kaleme/klavyeye sarılan eller aynı saptamayı yapıyor: Bu bir darbedir;  tankla tüfekle değil, ama darbeciler yargıyı araçsallaştırarak bir süredir hazırladıkları davalar ile CHP kayyumunu da atayarak süreci kendi adına tamamlamıştır. İktidardaki tek adam merkezli oligarşik yapının darbesidir. Yandaş olan ve bu yapıdan nemalanan sermayedarıyla, askeri ve sivil bürokratıyla bir avuç temsiliyeti olan bu güç darbecilerin dayandığı temel politik politik zemindir. Finans/banka dünyası patronları, aynı zamanda aileden olan savunma endüstrisi patronları, grevlere ve hak arama mücadelelerini daha çıkmadan bastırarak bir tür kalkan koruması sağlanan patronlar, kaderini bu iktidarın yaşamasına endekslemiş askeri ve sivil kolluk bürokratları…Bu kesimler ekonomik ve siyasi konumlarını, hegemonyalarını garantiye almak ihtiyacını hissediyorlar. Bu durum bir yanıyla kendi iktidarını tehlikede hissetmeleriyle, diğer yanı da dünyanın bugünkü kaotik durumuyla beklentilerinin çakıştığını hissetmeleri. Yani fırsat bu fırsat hikayesi. Onlar belediyecilik alanının uzmanları olarak(!) Özel ve ekibinin zaaflı alanlarını hemen fark etmişlerdi. Nitekim ısrarlı yargısal baskı ile ve zamana yayarak darbeyi zamana yaydılar ve bu sürecin tayin edici adımı olarak CHP’ye kayyum atamayı gerçekleştirdiler. Neye güveniyorlar, tabii ki Trump’a, tabii ki stratejik alanda güçlendiklerini bildikleri için diğer uluslar arası siyasi aktörlere.

Ö. Özel ve ekibinin ayrıksı ve önemli demokratik direnci varoluşları için radikal bir tehdide işaret eder mi ki, bu darbelerden medet umar hale geldiler? Mesele sadece bu değil tabii ki! Mesele aslında Chp’nin direncinin ‘sokak tabusunu’ yıkması ve kitleleri sokağa çağırması. Kitle kayalarını yerinden oynatıyor olması. Aslında oligarşik iktidar için asıl tehlike burada. Yani durum, Çiller ve Mesut Yılmaz’ın birbirini aklayarak ortak bir iktidar tahkimatı arayışına girmeleri gibi bir durum değil. Özel ve ekibi sağlam duruyor. Yani oligarşi bu süre içinde bir uzlaşma yapmak için çeşitli-gel Ankara’da siyaset yap- yollar denedi. Ama olmadı. Bu son yılların hayırlı gelişmesidir. İktidara, kaldırdığı kayayı ayağına düşürme tehlikesi olan bu girişime cesaret veren aslında bu tehlikedir. Gözlerini karartmışlardır. Ülkenin en büyük muhalefet partisine, devlet kurucusu partisine bunları reva görenlerde aklıselim aramak beyhudedir.

Birisi sosyal medyada diyor ki; bu süreç devlet kurucusu partinin, yani devlet partisinin egemenleri arasındaki bir çatışmadır, burada sosyalistleri ilgilendiren bir şey yoktur. İlginç(!) değil mi? Memleket demokrasisi kırıntılarıyla birlikte çöpe atılmak istenirken ve 22 yıllık despotik bir iktidar her yolla kendisini ebed müebbet kılmak isterken sosyalistlere kafalarını başka tarafa çevirmeyi vaaz eden bir bakış açısı. Bu görüş kendi içinde bir değer taşımayabilir ve dikkati almaya gerek de duyulmayabilir. Ancak bugün bütün aklı selim sahibi ve demokratik güçlerin bir arada olmaları ve ancak bu sayede anti demokratik güçleri püskürtebileceği ortadayken bu sözümona radikal fikirlerin dile getiriliyor olması, çok ilginç.

Bir başka ilginç(!) düşünce de ilk birkaç günde CHP’li ya da ilgili medyaya hakim olan yaygın izlenim Kayyum Kemal’i eleştirmek/suçlamak. Aslında o ve ekibi, ‘kullanışlı’ elemanlardan oluşuyor. 13 yıllık CHP üzerindeki iktidarı bir seçim başarısı kırıntısına bile dayanmayan KK tarifsiz ikbal hırsı ve ihtirasıyla iktidarın kullanışlı aparatı oldu. Seçim başarısı yok, en iğrenç anlaşmayı-Ümit Özdağ ile- kendisine destek verenlerden gizleyerek imzalayan o. Yüzsüzlüğün daniskası.

Aslında sinsice zamana oynayarak adım adım süreci hazırlayan tabii ki iktidar.

Özel ve ekibine hem içeriden hem dışarıdan itidal tavsiye ediliyor. ‘Birlik, beraberlik’ vaazları veriliyor. ‘Biz devlet kurucusu partiyiz, partimiz içinde ayrılığa prim vermemeliyiz’ şeklinde kulaklara fısıldanıyor. Diğer yandan 'ayrı parti kuralım' sözleri. Bu söylemlerin karşılık bulması iktidar darbesinin başarılı olmasının yollarını açar. CHP’nin en önemli zaafı ve yumuşak karnı burasıdır. 

Soru şudur, kendi iktidarını uzatmak için geride kalan demokratik kırıntıları bile yok etmeyi göze alan, yerel ve evrensel hukuk normlarını ayaklarının altına alan iktidarın bu anti demokratik saldırı dalgası püskürtülecek midir? Bu darbe özgündür, hükümet bu adımıyla var olan-ya da var saydığımız- geri adım atma olanağını da büyük ölçüde yok etmiştir. Artık daha ileri(!) adımlar atmak zorunda kalacaktır, her yolla demokratik muhalefeti boğmak için. Bu sürecin geri dönüşü ancak çok etkili bir kitlesel direnişle olabilir. Birleşmekten ve demokratlar olarak birlikte bir direniş hattı oluşturmaktan başka çare yoktur.

Demokratik muhalefetin bir diğer partisi de DEM belli ki. DEM, artık meseleleri sadece 'barış süreci' kadrajından görmekten vazgeçmeli. Barış derken ve tabii ki aynı ağırlıkta demokrasiyi savunmanın ve demokrasinin yeniden bütün kurum ve kurallarıyla kazanılmasının temel sorun haline geldiğini bilince çıkarmalı ve kitlesiyle meydanlara çıkmalı. Hakeza bütün toplum kesimleri.

Özetle baskıyı artırmakta, cendereyi daha da sıkıştırmakta beis görmeyenlerin bu despotik kararlardan kendiliklerinden vazgeçebileceğini ummak safdilliktir, aymazlıktır. Bu gelişmenin CHP ile sınırlı kalabileceğini düşünenlerin, ‘yahu benim siyasetle ya da CHP’yle ne işim olur ki’ diyenlerin pek de uzak olmayan bir gelecekte büyük bir hayal kırıklığına uğraması kaçınılmazdır.

Yorumlar (1)

Sabri

15 gün önce / 23.05.2026

Özgür Özel'in halkı sokağa çıkma veya genel grev çağrısı yapması durumunda, bunun AKP'nin işine yarayacağı fikirleri yayılıyor. Bunun bir provokasyon olacağı ve AKP'ye haklılık kazandıracağı iddia ediliyor. Sonuç olarak; AKP'ye karşı etkili halk hareketinin önüne geçilip "barışçı" bir şekilde iktidarın bütün baskılarına boyun eğilmesi amaçlanıyor. AKP, aynı "barışı koruma" tutumunu Dem Parti'den de bekliyor ve "süreç"'in tehlikeye girmemesi adına, etliye-sütlüye karışmamasını bekliyor.

  |   Beğenmedim 1   |   Cevapla