Emeklilerin Gecesinde Gençliğin Şarkısı

6 Ekim 2026 akşamı Datça’da sıradan bir konser yaşanmadı. Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nin 155 kişilik salonu, daha konser başlamadan dolmuştu. Koltuklar yetmeyince salonun kenarları, boşlukları, ulaşılabilen her yer insanlarla doldu. İçeride yaklaşık 200 kişi vardı.

Emeklilerin Gecesinde Gençliğin Şarkısı

Emeklilerin Gecesinde Gençliğin Şarkısı

6 Ekim 2026 akşamı Datça’da sıradan bir konser yaşanmadı.

Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nin 155 kişilik salonu, daha konser başlamadan dolmuştu. Koltuklar yetmeyince salonun kenarları, boşlukları, ulaşılabilen her yer insanlarla doldu. İçeride yaklaşık 200 kişi vardı. Ama o akşam Datça’da yalnızca 200 insan yoktu. 200 ses, 200 yürek, 200 ayrı hayat aynı şarkıda buluşmuştu.

2021 Tüm Emekliler Sendikası Datça Şubesi başkanı Haluk Koşar, emeklilerin mücadele birliği hakkında bir konuşma yaparak kısaca ülkenin içinde bulunduğu sosyo- politik koşullarından bahsetti. 

Konseri düzenleyen 2021 Tüm Emekliler Sendikası Datça Şubesi idi. Güz Konserleri kapsamında sahneye çıkanların İlk bakışta insan, onların “yaşlı” birer emekli olduğunu düşünebilirdi. Oysa birkaç dakika sonra bunun ne kadar eksik bir tanım olduğu anlaşılmıştı.

Çünkü onlar yaşlı değildi.

Onlar, hayatın içinden geçerek yeniden gençleşen insanlardı.

Amatör bir ruhla sahneye çıktılar. Belki kusursuz sesler değildi bunlar. Ama seslerinde hayat vardı. Emek vardı. Anılar, özlemler, sevinçler, acılar ve yılların biriktirdiği büyük bir insanlık duygusu vardı.

“Çav Bella” söylendi.

Salon bir anda tek bir koro oldu.

“Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar” söylendiğinde, yılların yorgunluğu sanki bir kenara bırakıldı. “Güneş Topla Benim İçin” ile umut yeniden doğdu. “Karlı Kayın Ormanı” ile salonun duvarları aşılır, insanın içinden geçen uzaklara ulaşılır gibiydi.

Şarkı sözleri ekrana yansıtılıyordu. Böylece salondaki herkes yalnızca dinleyen değil, söyleyen oluyordu. Sahnedeki koro ile salondaki 200 kişi arasında sınır kalmıyordu. Koro büyüyor, büyüyor ve sonunda bütün salonun kendisi oluyordu.

Belki gecenin en güzel anlarından biri de şu dizelerde gizliydi:

“Emekli misin vay vay

Emekçi misin vay vay

Geçinir misin vay vay

Dayanır mısın vay vay…”

Bu sözler söylendikçe salonun ilgisi daha da arttı. Parça defalarca tekrarlandı.

Çünkü bu sözlerde emeklilerin hayatı vardı.

Emeklilik yalnızca çalışmanın sona ermesi değildir. Emekçinin bütün bir ömrünün, emeğinin, alın terinin ve toplumsal üretime yaptığı katkının ardından geldiği bir dönemdir. Bu nedenle “emekli” sözcüğünün arkasında koca bir emek tarihi vardır.

O gece Datça’daki emekliler bunu bir kez daha gösterdiler.

İnsan bazen yaşını takvimden değil, içindeki umuttan ölçer. O salonda 65-70 yaşındaki insanlar vardı; ama onların coşkusu birçok gençten daha diri, daha canlıydı. Çünkü gençlik yalnızca bedenin gençliği değildir. Umut edebilmek, birlikte söyleyebilmek, birlikte gülebilmek, birlikte haykırabilmek de gençliktir.

O gece emekliler yalnızca türkü söylemediler.

Kendi hayatlarını söylediler.

Birlikte olmanın güzelliğini söylediler.

Dayanışmayı söylediler.

Ve belki en önemlisi, hayatın bütün yorgunluklarına rağmen insanın hâlâ güzel günlere inanabileceğini söylediler.

Datça’nın o küçük salonunda 200 kişi, tek bir ses oldu.

Ve o ses bize şunu hatırlattı:

İnsan, umudunu koruduğu sürece yaşlanmaz.

Emekli olabilir.

Ama hayattan emekli olmaz.

Şarkıdan emekli olmaz.

Dayanışmadan emekli olmaz.

Ve güzel günleri istemekten hiç emekli olmaz.

6 Ekim gecesi Datça’da söylenen türküler, belki de bu yüzden yalnızca bir konserin değil, yaşamın kendisinin şarkılarıydı.

Sahnede 65-70 yaşındaki emekliler vardı.

Ama salonda gençlik vardı.

Hem de hiç eskimeyen bir gençlik…

Haber erol ercan

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış