Milas Yurttaş İnisiyatifi, Milas Koru köyünün merasına yol açılmasına dönük Milas Belediye Meclisine sevk edilen talebi kınayan kamuya açık bir çağrı paylaştı. Yapılan çağrıda 2026 yılının Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Meralar ve Çobanlar Yılı ilan edildiğini ve bu yıl içinde bir yerleşimin merasının, yol yapılmak üzere işgal edilmesinin akıldışılığına da dikkat çekti.

Aşağıda Milas Yurttaş İnisiyatifinden gelen İmar ve Bayındırlık Komisyonu üyelerine yapılan açık çağrıyı yayınlıyoruz:
Koru Mahalle Muhtarlığı’nın, mera vasfındaki 456.943 metrekarelik 108 ada 11 parselden 12 metre genişliğinde yol açılması talebi, Milas Belediye Meclisi tarafından İmar ve Bayındırlık Komisyonu’na sevk edilmiştir. Talep, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 14/c maddesi uyarınca tahsis amacının değiştirilmesini öngörmektedir. Yolun uzunluğu, güzergâhı ve kaybedilecek mera miktarı meclis toplantısında belirtilmemiştir. Bu girişim, idari ve ekolojik boyutlarıyla telafisi güç sonuçlar doğurabilecek eksikler barındırmaktadır.
Meralar salt boş araziler ya da yatırım bekleyen arsa stokları değildir. Bitki örtüsüyle toprağı erozyona karşı tutan, yağış sularını emerek su döngüsünü düzenleyen, karbon depolayan, yaban hayatı ile evcil sürülere yaşam alanı sunan ortak kullanım alanlarıdır; bir kez bozulduklarında eski hallerine getirilmeleri çok güçtür. Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını “Uluslararası Meralar ve Çobanlar Yılı” ilan ettiği bir dönemde, bir meranın tarımsal ulaşım gerekçesiyle bölünmek istenmesi çok güçlü bir gerekçeyle savunulmak zorundadır.
Milas Yurttaş İnisiyatifi olarak komisyon üyelerinin dikkatine sunduğumuz temel yasal ve ekolojik çelişkiler şunlardır:
Talep, atıf yapılan Kanun maddesiyle örtüşmemektedir. Mera Kanunu 14/c bendi, yalnızca kamu yatırımları yapılması için gerekli bulunan hâllerde tahsis amacı değişikliğine imkân tanır. 2014/2 sayılı Uygulama Talimatı’nın 19. maddesinin (a) bendi bunu pekiştirir. Yalnızca “kamu yararı” belgelenerek yapılan talepler değerlendirmeye alınmaz, “kamu yatırımı olması şartı aranır”.
Muhtarlık talebinin gerekçesi ise güvenlik ve tarımsal ulaşımın rahatlatılmasıdır, yani bir kamu yararı söylemidir. Meclis toplantısında ifade edildiği şekliyle ortada yatırımcı bir kurum, onaylanmış bir bütçe veya ihalesi yapılmış bir kamu projesi yoktur. Kanun ise (c) bendi kapsamında başvuranı kamu kurumu olarak tarif etmekte ve tahsis süresi sonunda alanı eski vasfına getirme yükümlülüğü yüklemektedir.
Talimat’ın 19. maddesinin (b) bendi uyarınca belediyelerce yapılacak yatırımların kamu yatırımı kararının Belediye Meclisince karara bağlanmış olması gerekmektedir. Bu nedenle meclisin bu gündem maddesi kapsamındaki her olumlu irade beyanı, yarın başvuru dosyasında “kamu yatırımı kararı” olarak kullanılabilir. Yatırımcı kurum, proje ve finansman ortaya konmadan böyle bir iradenin oluşmasına karşıyız.
Belediyenin bu yol için yatırımcı kurum sıfatıyla öne çıkarılması düşünülüyorsa, bunun gerekçesi, projesi ve finansmanı meclis ve kamuoyu önünde açıkça ortaya konmalıdır. Mera Yönetmeliği 8. maddenin (a) bendinde sayılan yatırım projesi, vaziyet planı ve fizibilite raporu da dosyada mevcut değildir.
Mera Kanunu’nun 14. maddesinin ikinci fıkrası, (c) bendi kapsamında başvuran kamu kurumlarına tahsis süresi bitiminde alanı eski vasfına getirme yükümlülüğü yükler. 2014/2 sayılı Talimat’ın 18. maddesi, geri dönüşümü mümkün yatırımlar için talep eden kurumca mera konusunda uzman ziraat mühendisine hazırlattırılan ve Bakanlık il müdürlüğünce onaylanan bir geri dönüşüm projesi arar; Karayolları ve DSİ talepleri için dahi geri dönüşüm projesi alınır (md. 18/c). Yatırımın geri dönüşümlü olup olmadığına mera komisyonu karar verir (md. 18/b).
Dosyada ne bu proje ne de yolun geri dönüşümlü olup olmadığına dair bir değerlendirme vardır. 12 metrelik, kalıcı niteliği açık bir yolun nasıl eski vasfına döndürüleceği; döndürülemeyecekse neden bu hükme sığdırılmak istendiği yanıtlanmak zorundadır.
İleri sürülen tarımsal ulaşımın rahatlatılması gerekçesi ile talep edilen 12 metre genişlik birbiriyle bağdaşmamaktadır. 12 metre, olağan tarımsal ulaşım yollarının belirgin biçimde üzerinde, bir ana yol kesitini andıran bir ölçüdür. Bu rakamın yol platformu mu, yoksa yol hakkı genişliği mi olduğu da açıklanmamıştır. angi araç tipine ve trafik yoğunluğuna göre belirlendiği ve daha dar bir kesitin aynı amacı karşılayıp karşılamayacağı değerlendirilmemiştir.
Parselin kenarında ve içinde tarımsal ulaşımı sağlayan kadastral yollar ve patika izleri görünmektedir. Bunların neden yetersiz kaldığı, yerinde tespitle ve teknik raporla ortaya konmamıştır. Milas Koru Merası’nın doğal ve hayvancılık niteliği (ot kalitesi ve verimliliği) "iyi ve potansiyeli yüksek" durumdadır. 2014/2 sayılı Uygulama Talimatı çok iyi veya iyi vasıflı meralarda alternatif alan değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır.
Kaldı ki; aynı parsel için geçmişte yapılan bir GES başvurusunun ÇED süreci, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 09.01.2024 tarihli resmi yazısında belirtildiği üzere; alanın yerleşim yerlerine (50 metre) ve Muğla-Bodrum karayoluna (10 metre) çok yakın olması gerekçesiyle bizzat Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin olumsuz görüşü üzerine sonlandırılmıştır. Buna rağmen, tarımsal trafiği D330 karayoluna bağlamak için mera bütünlüğünü bozmayan alternatif güzergâhların araştırılmamış olması idari bir kusurdur.
Belediye Başkanlığı makamınca meclis oturumunda İl Tarım Müdürlüğü ile talep sahibinin ikili görüşme gerçekleştirdiği ve İl Tarım Müdürlüğü “tamam” derse belediyenin de hayır demeyeceği Belediye Başkanı tarafından dile getirilmiş ve alanın İl Tarım Müdürlüğü tasarrufunda olduğu yönünde beyanda bulunulmuştur. Bu beyana dayanak oluşturan hiçbir belge meclise sunulmamıştır; neyin, hangi güzergâh ve genişlik için, hangi tarihte talep edildiği bilinmemektedir.
2014/2 sayılı Talimat’a göre eksik bilgi ve belgeli talepler, eksikler tamamlanmadan değerlendirmeye alınmaz (md. 9); mera komisyonu ve defterdarlık görüşleri her hâlükârda Valilik Makamının onayına sunulur (md. 10). Bir ön görüş ya da sözlü güvence bu sürecin yerine geçmez. Ayrıca inceleme giderlerini ve yirmi yıllık ot bedelini ödeyecek talep sahibinin kim olduğu (md. 5 ve 31) açıklanmalıdır.
Meralar idari kurumların mülkiyetinde veya keyfî tasarrufunda bulunan araziler değil, tahsis amacı değişikliğinde nihai onay yetkisi defterdarlık görüşüyle birlikte Valilik makamına ait olan kamusal varlıklardır. Komisyon üyelerinin, belgesiz beyanlara dayanarak zorunlu belgelerden yoksun bu dosyaya olumlu rapor düzenlemesi, ileride doğacak hukuki ihtilaflarda ve kamu zararlarında kendileri bakımından da sorumluluk doğurabilir.
Yol gerekçesiyle D330 karayoluna cepheli bir şeridin Hazine adına tescil edilmesi ve yolun yaratacağı yeni cephe, çevredeki tarım arazileri için tarım dışı kullanım izni, cins değişikliği ve plan değişikliği taleplerinin; yola bitişik kalan mera parçası için de yeni tahsis amacı değişikliği taleplerinin önünü açabilir.
Nitekim Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 09.01.2024 tarihli resmi yazısında, söz konusu parselin bir kısmının "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi" (Fesleğen) sınırları içerisinde kaldığı açıkça belgelenmiştir. Açılacak olan bu otoyol genişliğindeki bağlantının tarımsal bir ihtiyaçtan ziyade, bölgedeki turizm ve ticari rant baskısının bir uzantısı olduğu şüphesi bu resmi belgeyle haklılık kazanmaktadır. Bunlar kesinleşmiş sonuçlar değil, talebin açtığı olasılıklardır; ancak gerçekleşmeleri hâlinde meranın ve Koruköy çevresindeki tarım arazilerinin kaybı geri dönüşsüz olacaktır.
Talepte meranın ekolojik bütünlüğü ve sürü yönetimi hiç ele alınmamıştır. 12 metrelik bir yol yatağı bütüncül bir otlağı ikiye böler; bitki örtüsünü kalıcı olarak ortadan kaldırır, yüzey suyu akışını değiştirerek erozyon riskini artırabilir.
Dahası, can ve mal güvenliği gerekçesiyle sunulan bu proje; merayı ve resmi belgelere göre meraya sadece 50 metre mesafedeki konutları, doğrudan D330 gibi yüksek hızlı bir karayoluna yalnızca 10 metrelik bir mesafeden bağlayarak evcil hayvanların, yaban hayatının ve bölge halkının karayoluna çıkma riskini artıracaktır. Yani proje, gerekçe gösterilen güvenliği sağlamak yerine bizzat can güvenliğini zayıflatacaktır. Dosyada bu etkilere ilişkin hiçbir değerlendirme yoktur.
Çağrımız ve Taleplerimiz
Bu dosya, kamuoyunun gözü önünde, belgeleriyle ve gerekçeleriyle tartışılmadan karara bağlanamaz. İmar ve Bayındırlık Komisyonu üyelerine ve Milas Belediye Meclisi’ne şu çağrıyı yapıyoruz:
Milas’ın çiftçilerine, çobanlarına ve hayvan yetiştiricilerine, ziraat odasına ve ilgili meslek odalarına, tüm hemşehrilerimize de çağrımız şudur. Meralar hepimizindir. Bir yol meselesi gibi sunulan bu talep, aslında Milas’ın meralarının ve tarım arazilerinin geleceğine dair bir karardır. Bu süreci adım adım izleyeceğiz, elde ettiğimiz her belgeyi kamuoyuyla paylaşacağız; sizi de izlemeye ve sorular sormaya çağırıyoruz.
Milas Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu üyelerinin, eksik belgelerle ve Kanun’un aradığı kamu yatırımı şartı karşılanmadan hazırlanan bu dosya için olumsuz rapor düzenlemesi, Milas’ın meralarına ve tarım arazilerine karşı bir sorumluluktur. Amacımız bir kişi ya da kurumu suçlamak değil, meranın, tarım arazilerinin ve kamu yararının açık ve denetlenebilir bir süreçle korunmasıdır.
Milas Yurttaş İnisiyatifi
Yorumlar (0)