Datça’da Kamusal Sağlık İçin Ortak Ses

Datça Sağlık Meclisi ve Datça Demokrasi Platformu sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine, ticarileştirilmesine ve piyasalaştırılmasına karşı yürütülen imza kampanyasının ardından kamuoyuna açıklamada bulundu. Platformun “Sağlık hakkı özelleştirilemez” çağrısıyla Bugün (13 Ekim 26) Kaymakamlık önünde Datçalılar biraraya geldi ve bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Gönül Mesci okudu. Mesci yaptığı açıklamada, 16 Aralık 2025 tarihinde başlatılan imza kampanyası kapsamında toplanan imzaların bugün kaymakamlığa sunulacağını belirterek, sağlık hakkının temel bir insan hakkı olduğu vurguladı, “Sağlık hizmeti bir ticaret alanı, insan yaşamı da şirketlerin kâr kapısı olamaz” dedi.

Datça’da Kamusal Sağlık İçin Ortak Ses

Datça’dan Sağlıkta Özelleştirmeye İsyan: “ Hastaneler Ticarethane, Hastalar Müşteri Değildir”

Datça Sağlık Meclisi ve Datça Demokrasi Platformu, sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasına karşı çıkarak sağlık kuruluşlarının tamamının kamulaştırılmasını istedi. Sağlığın şirketlerin kâr hesaplarına terk edilemeyeceğini vurgulayan platformlar, “Sağlık haktır, satılamaz! Herkese eşit, ücretsiz, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti istiyoruz” çağrısında bulundu.

Datça’da Kamusal Sağlık İçin Ortak Ses

Datça Sağlık Meclisi ve Datça Demokrasi Platformu sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine, ticarileştirilmesine ve piyasalaştırılmasına karşı yürütülen imza kampanyasının ardından kamuoyuna açıklamada bulundu.

Platformun “Sağlık hakkı özelleştirilemez” çağrısıyla Bugün (13 Ekim 26) Kaymakamlık önünde Datçalılar biraraya geldi. Basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Gönül Mesci okudu. Mesci yaptığı açıklamada, 16 Aralık 2025 tarihinde başlatılan imza kampanyası kapsamında toplanan imzaların bugün kaymakamlığa sunulacağını belirterek,  sağlık hakkının temel bir insan hakkı olduğu vurguladı, “Sağlık hizmeti bir ticaret alanı, insan yaşamı da şirketlerin kâr kapısı olamaz” dedi.

“Sağlık Hizmeti Değil, Kar Üreten Bir Sistem Yaratıldı”

Türkiye'de yıllardır uygulanan neoliberal sağlık politikalarının eleştirildiği açıklamada, kamu hizmetlerinin giderek piyasa ilişkilerine açıldığı, taşeronlaştırma ve özel sektörden hizmet satın alma uygulamalarının yaygınlaştığı belirtildi.

Sağlık sisteminin toplumsal ihtiyaçlardan çok ekonomik verimlilik ve maliyet hesapları üzerinden yönetildiği savunularak şu ifadelere yer verildi:

“Yıllardır uygulanan neoliberal politikalarla sağlık hizmetleri adım adım piyasaya açılmış, kamu hastanelerinde taşeronlaştırma ve özel sektörden hizmet satın alma uygulamaları yaygınlaştırılmıştır. Hastaneler işletmeye, hastalar müşteriye, sağlık çalışanları ise performans baskısı altında çalışan emekçilere dönüştürülmüştür.”

Platformlar, sağlık hizmetinin niteliği yerine sayısal performansın esas alınmasının hem hastaların hem de sağlık çalışanlarının yaşamını olumsuz etkilediğini ifade etti.

Daha Az Hekimle Daha Fazla Hastaya Hizmet

Açıklamada, Türkiye'deki sağlık emekçilerinin iş yüküne de dikkat çekildi.

Paylaşılan verilere göre Türkiye'de kişi başına hekime başvuru sayısının OECD ortalamasının yaklaşık iki katı düzeyinde olduğu, buna karşılık bin kişiye düşen hekim sayısının Türkiye'de yaklaşık 2,4, OECD ortalamasında ise 3,9 olduğu belirtildi.

Bu durumun sağlık çalışanlarının üzerindeki iş yükünü artırdığı ifade edilerek hastaların yeterli muayene süresine ulaşmakta zorlandığı, sağlık emekçilerinin ise güvencesizlik, şiddet, ağır çalışma koşulları ve tükenmişlikle karşı karşıya kaldığı vurgulandı.

Açıklamada, “Sağlıkta verimlilik adı altında insan sağlığından, sağlık emekçilerinin haklarından ve hizmetin niteliğinden tasarruf edilemez” denildi.

“Sağlıkta Yaşanan Skandallar Tesadüf Değildir”

Muğla dahil Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde kamuoyuna yansıyan sağlık skandallarının da gündeme getirildiği açıklamada, bu olayların sağlık sistemindeki denetim eksiklikleri ve yapısal sorunlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

Sağlık hizmetlerinin ticari kazanç hesaplarına göre şekillendirilmesine karşı çıkılarak, sağlıkta özelleştirmenin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal bir tercih olduğu ifade edildi.

Platformlar, yurttaşların sağlık hizmetine erişiminin gelir düzeyine ve ödeme gücüne bağlı olmaması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Parası olanın sağlık hizmetine kolayca ulaşabildiği, parası olmayanın ise beklemek ve yoksunluk çekmek zorunda bırakıldığı bir sağlık düzeni istemiyoruz.”

“Sağlık Emekçilerinin Hakları Güvence Altına Alınmalı”

Basın açıklamasında sağlık çalışanlarının sorunlarına da geniş yer verildi.

Performansa dayalı çalışma sisteminin, güvencesiz istihdamın ve ağır iş yükünün sağlık emekçileri üzerindeki etkilerine dikkat çekilerek insanca çalışma koşulları, güvenceli istihdam, mesleki bağımsızlık ve emeğin karşılığının verilmesi istendi.

Sağlık hizmetlerinin kamulaştırılmasının yalnızca hastaların değil, sağlık çalışanlarının da ortak çıkarına olduğu vurgulandı.

Datça’da Kamusal Sağlık İçin Ortak Ses

Beş Temel Talep: Sağlıkta Tam Kamulaştırma

Datça Sağlık Meclisi ve Datça Demokrasi Platformu, sağlık sisteminin yeniden kamusal esaslarla örgütlenmesi için beş temel talep açıkladı:

  1. Özelleştirmeye son: Sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine son verilmeli; hastaları müşteri, hastaneleri ticarethane olarak gören politikalar terk edilmeli.
  2. Taşeronlaştırma kaldırılmalı: Kamu hastanelerinde taşeronlaştırma ve özel sektörden hizmet satın alma uygulamalarına son verilmeli.
  3. Sağlık emekçilerinin hakları korunmalı: Güvenceli istihdam, insanca çalışma koşulları ve mesleki bağımsızlık sağlanmalı.
  4. Koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli: Aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı hizmetleri ve birinci basamak sağlık kuruluşlarına öncelik verilmeli.
  5. Sağlık hizmetlerinin tamamı kamulaştırılmalı: Sağlık kuruluşları kamu mülkiyetinde, kamu yararı esas alınarak ve demokratik denetime açık biçimde işletilmeli.

“Sağlık Bütçesi Şirketlerin Karına Değil, Halkın İhtiyaçlarına Ayrılmalı”

Açıklamada, sağlık hizmetlerinin finansmanının genel bütçeden karşılanması gerektiği belirtilerek muayene, tedavi ve ilaç için yurttaşlardan katkı payı ve ilave ücret alınmaması istendi.

Sağlık sisteminin başarısının hastanelerin elde ettiği gelirle değil, toplumun sağlık düzeyiyle ölçülmesi gerektiği vurgulandı.

Platformların açıklaması, sağlık hizmetlerinin örgütlenmesinde emek-sermaye ilişkilerine ilişkin eleştirileri de gündeme taşıdı. Sağlık alanında kâr odaklı uygulamaların yaygınlaşmasının hem sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını hem de yurttaşların hizmete erişimini etkilediği savunuldu.

Toplanan İmzalar, Kamusal Sağlık Talebinin Sesi Oldu

Datça Sağlık Meclisi tarafından başlatılan imza kampanyasının, sağlıkta özelleştirmeye karşı yurttaşların taleplerini görünür kılmayı amaçladığı belirtildi.

Kampanya süresince açılan stantlarda, semt pazarlarında ve yurttaşlarla gerçekleştirilen görüşmelerde sağlık hizmetlerinin kamulaştırılması için imza toplandı.

Toplanan imzaların yalnızca bir dilekçe niteliği taşımadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Toplanan imzalar, yalnızca bir talep dilekçesi değil; sağlıkta özelleştirmeye karşı yükselen toplumsal itirazın ve kamusal sağlık hakkını savunma iradesinin ifadesidir.”

“Sağlık Hakkımız İçin Mücadeleye Devam Edeceğiz”

Datça Sağlık Meclisi ve Datça Demokrasi Platformu, sağlık hizmetlerinin tamamının kamulaştırılması talebini yineleyerek yetkililere seslendi.

Açıklamada sağlıkta özelleştirme politikalarından vazgeçilmesi, sağlık hizmetlerinin şirketlerin kâr alanı olmaktan çıkarılması, sağlık emekçilerinin haklarının ve halkın sağlık güvencesinin korunması istendi.

Sağlığın bir ticaret konusu değil, insan onuruna yaraşır yaşamın vazgeçilmez koşulu olduğu belirtilerek kamusal sağlık hakkını savunma mücadelesinin sürdürüleceği ifade edildi.

Basın açıklaması şu sloganlarla sona erdi:

“SAĞLIK HAKTIR, SATILAMAZ!”

“HASTANELER TİCARETHANE, HASTALAR MÜŞTERİ DEĞİLDİR!”

“SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRMEYE SON!”

“HERKESE EŞİT, ÜCRETSİZ, NİTELİKLİ VE ULAŞILABİLİR SAĞLIK HİZMETİ!”

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış