GEZİ'ye girerken

29 Mayıs 2013... Bugünden tam 13 yıl önce, halkın tüm engellemelere rağmen Taksim Gezi Parkı'na girdiği gündü. Günlerce süren Gezi direnişi Türkiye'de demokrasi mücadelesinin çok önemli bir dönüm noktası oldu. O günden bugüne hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Aşağıdaki yazı, o gün Gezi Parkı'na girerken yazılmıştı, üzerinden çok sular aktı ama hâlâ güncel.

GEZİ'ye girerken

80’li yıllarda biz gençtik. Sözcüğün tam anlamıyla “genç”tik. Heyecanlıydık, yerimizde duramazdık, önümüzde sınırları olmayan bir gelecek vardı; hayallerimiz, umutlarımız vardı. Dostlarla her bir araya geldiğimizde hayallerimizi yarıştırmakla geçerdi günlerimiz, çünkü o hayalleri gerçekleştirmeye inancımız tamdı, umudumuz o kadar pervasızdı ki, her gece İspanya’da şatolar kurardık.

Aynı günlerde, tepemizde sallanan kılıçlar vardı. Her geçen gün, her geçen yıl o umutların üstüne basa basa yok eden asker postallarının arasında, fıldır fıldır dönerek küpünü dolduran sivil giysili muhteris iktidar heveslilerini görünce onursuzluklarından biz utanırdık. Sonrasında aymazlık, utanmazlık ve pervasızlığın bu kadar meşrulaşabileceğini, bu kadar onay görebileceğini ve zamanla adının “iş bilirlik” olabileceğini hiç düşünemedik; çünkü bizden çok daha önce, yıllar önce Nazım Usta öyle güzel tanımlamıştı ki bu insanlık ve vicdan düşmanını :

     Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
     akar suyun, 
     meyve çağında ağacın, 
     serpilip gelişen hayatın düşmanı. 
     …
     Bursada havlucu Recebe, 
     Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman, 
     fakir-köylü Hatçe kadına, 
     ırgat Süleymana düşman, 
     sana düşman, bana düşman, 
     düşünen insana düşman, 
     vatan ki bu insanların evidir, 
     sevgilim, onlar vatana düşman...

Yaşanan onca rezilliğin içinde, ustanın bu dizelerini okudukça, söyledikçe, paylaştıkça geleceğe dair umutlarımızı büyüttük, yeşerttik.

…Geldik bugüne…

İşte o yıllarda, asker postallarının arasında palazlanan muhterisler bugün o postalları ayaklarına giydiler ve gördükleri her umut kırıntısına saldırıyorlar; 
çünkü onlar için de kendilerinden başkasına yaşama hakkı yok,
çünkü onlar da kendileri gibi düşünmeyen herkese düşmanlar,     
 
     Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : 
            - çürüyen diş, dökülen et - 
     bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler. 
     Ve elbette ki, sevgilim, elbet, 
     dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, 
     dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla 
     bu güzelim memlekette hürriyet...

Çünkü hâlâ vicdan var, hâlâ umut var…
 
Can ÇINAR, 29 Mayıs 2013

Yazar can çınar

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış