Biz Bir Hiçtik Bot İçinde, Yalnız Kimliksiz ...
Fuat Saka'nın Göç Senfonisini dinlerken, daha ilk notada kendimi göçün ağır atmosferinin içinde buldum. Aklıma, Aylan bebeğin sahile vuran küçücük bedeni geldi. Sonra annesini düşündüm. Göçü anlatan filmlerden, sahneler canlandı gözümün önünde. Otobüs, Banker Bilo... Kimi zaman hüzünle, kimi zaman acı bir mizahla anlatılan çaresizlik...
Sonra, "kadın ve savaş " konulu bir söyleşide kadın savaş muhabirinden dinlediğim, göçe dair tanıklıklar geldi aklıma. Ses çıkartmasın diye küçük çocuklarına vermek zorunda oldukları uyku hapları, yolda tecavüze uğrama riski nedeniyle kendi içmek durumunda kaldıkları doğum kontrol hapları... Kızımı, annemi , sevdiceğimi, dostlarımı düşündüm.
Bu göç, romantik bir yolculuk, macera arayışı değil. Kaybedilen güven duygusu, acizlik içinde zorunlu bir yolculuk. Hayatta kalabilmek için. Arkada bırakılan çocukluk, yarım kalan hayatlar, özlenen ev, özlenen mahalle pahasına...
Göç Senfonisini, sadece kulakla dinlemek yetmez bence, hissetmek de gerekiyor. Fuat Saka ruhunu katmış, müziğini yaparken.
Orkestradaki kemençe ve kavaldan bahsetmezsem olmaz. Sanki bu sazlar olmasaydı göçü bu kadar hissedemezdim Acıyı, kederi, hüznü ilklerime kadar hissettim. Eser bittiğinde, kulağımda hoş bir müzik , içimde koca bir boşluk vardı. Ama, göçü yaşamış Fuat Saka'nın varlığı, duruşu, müziğiyle gösterdiği direnci; umutla, inanç ve kararlılıkla inadına yaşam dedirtti bana. Yine, yeniden...
Neşemizi ve umudumuzu çaldırtmayacağız.
Teşekkürler Fuat Saka.
Teşekkürler emeği geçen herkes.
Yorumlar (1)
NURAL Tekman
54 dakika önce / 05.07.2026Gülay Hanım, yazınızı okuduğumda encok KADIN konusu hakkinda diye içimden geçti. Ams müziği dinledigimdel Anadolu'nun tüm köşelerinde yaşanan acılar, keşkeler, burukluklar ahlar geliyor.
Beğendim 0 | Beğenmedim 0 | Cevapla